Suriye konusunu genelikle sık sık gündemde karşımızda bulduk. Fakat, istenilen konularla algılatılırken, devamı hep boş brakılarak, hafıza eksikliği de oluşturulduğu kesin. Bunu son onbeş yılda yeniden yaşadık. Yaşatılan iç savaşa dönüşen gelişmeler, direk dış müdahaleler ve sonunda tam da kazandı denilirken, Esat rejiminin gitmesi gibi. Sonrası yine giderek gündemden çektirilme oldu. Oysa daha yeni Şam koltukçusu koltuğuna gelirken bile sorular çok. Suriyedeki iç parçalanmadan tutun, müdahale eden dış güçlerin değişen talepleri, yeni çatışma krizini ya başlatıyor cveya son anda kaçışla oluşan denklemle ertelenmekteydi. Daha kötüaü, yeni Suriye gelişmeleri içte parçlanma, dıştan işkalcilerle adeta bir çamur deryalı ppolitik arenaya dönüştü. Yetmezmiş gibi koltuğa oturtulan Elşara dahi sorgularla dolu. Hem teörist ilan edilen, heem üstüne kelesine dolarlar konulan bir şahıs. Örgütünün ana nüvmesi dahi uluslarası terör listesinde.
İş burda da tersliklerle dolu. Son adıyla HTŞ hem konulan imge hem de yapılan uygulamalar adeta geniş açılan makas siyasetinin çok çarpıcı örneğidir. Belirtiğim gibi: Elşara hem kendi hem de örgütü üstelik B.M. kararlarıyla dahi kkonulan terör listesinde. Ama onu terörist ilan edip başına dolarlar koyanlarınm yine son yıllarda idlipe geçip onu eğitip Şama dek yöneltiğini de öğreniyoruz. Birnirini alsanız biribirini tutmayan davranışlarla karşılaşırız. Daha somutu: idlip Türkiyenin kontrolü altındaki Suriye topraklarından. Oraya Girmek isteyen Suriye ve Rusya ile sıccak çatışmalar dahi yaşandı. Hem baş düşman hem de koruyucu idi. Ayni siyaset elbet Şama taşınan HTŞ gerçeğinde yaşanamazdı. Neoliberal sömürgesel kültür yeniden uygulandı. İmaj oynanması.. sakalı gerici cihatçı lider, krevat takarak simge dğeiştirdi. Ama örgütüyle tek başına ülkeği kontrol etmesi mümkün değildi. Dış dostlarının içsel desteğine ihtiyaç vardı. Ama dış dostları da tıpkı iç ortaklaşmak istedikleri gibi çelişkilerle dolu. Temel güç Amerika son sözü söylerken, bölge merkezi güç İsrail ise fırsatı kulanıp Şamın kapılarına dek geldi. Yetmezmiş gibi dürziler le oluşan sorunlar nedeniyle İsrail dürzilere yaklaştı. Kuzeyde hala konuşulmayan Türkiye kontrolü var. Türkiye ve İsrail daha doğrusu Türkiye bölgesel güç olma peşinde. Yıeni idolojik hesaplar içinde Suriye de var. zaman zaman açıkça konuşulan Halep çizgisi boşuna değildir.
Arap ülkeleri sermayeleriyle konuya ağırlık koydular. Olacak yatırımda söz hakkı ve istemedikleri devletlerin Suriyede olmlaması için uğraş veriyor. Bir fark var: Mısır.. mısır bu defa yine canlanan bölgesel liderliğine oynuyor. Üstelik arap kimlikle de Suriyede ortakls-aşma koşullar peşindedir.
Yetmedi: iç sorunlar da var. HTŞ Şama girdi. Batının açık desteği ile de rejim diye isimlendirildi. Saçmasapan seçim gösterisini dahi normalleşme rejimi olarak kabul etirdi. Görüşmeler başladı. Hesapta olmaa-yan iç ayaklanmalar ve Rusya durumu da siyaset karışımına yeni türlü yardımı yapmanın ötesine geçemedi. Ama herkes kartını oynuyor. Biliniyor ki son söz Amerikanın. Türkiyeğe kalsa başta SDG kontrolundaki yere girip kürtlerin yeni dönemde pay almasını engeleyecek. Ama Amerikan müsaadesi hala yok. Ama Şam yeni yönetiminin fazla konuşturulmayanları da unutmamak gerekir.
Örnek, kendi içlerinde dahi onbinlerce yabancı cihatçı var. bunların çoğu hala idlipte. Suriyenin belirli yerlerine yayılınca da katliyam haberleri birbirini kovalar. Bu konu hala hiç konuşulmadı. Resmi rejim dışında kalıp örgütsüz esimler de var. en canlı örnek, Alevilerdir. Nitekim dönem dönem Alevi katliyam haberleri geliyor. Hesapta olup fazla konuşturulmayan da var: Lünandaki Hizbulah tasfiyesinde Suriye rejiminin de eklenme planları olduğu laflar arasına dahi sıkıştırılıyor. Tekrarda yarar var. Her konuya karşışan Kürt hesabı, İsrail ikilemi yaşatan türkiye… kürt konusunda hep saldırgan. Onlara kalsa SDG işin içinde olmaması şart. Ama oluyor. Üstelik iç dinamik olarak en örgütlü kesim. Seküler yapıları ve onlarla yaklaşmak isteyen birçok dinamik vardır. Ama ençok onlara karşı çıkan Türkiyedir.
****
Elşara önce idlipten yola çıktı. Şanlı müttefiklerin teşvikiyle de kendinin dahi kolay hesaplamadığı Şama girer. Yine onun için dolarlar koyan devletler, onu Şaam sarayına sokar. Artık çarpık çurpuk olsa da yola devam ediliyor. Hiç umulmadık anda Rusyaya gitmesi ise gelecek siyasal konumda HTŞ düşünülmessi olasılığını artırıyordu. İsrail ile olan ilişkiler, Amerikan ağırlıklı duruşla durum gelişiyor. İstenilenanlaşmalar peşpeşe geleceği de kesin. Yoksa Elşara Amrrikda ne arar? Trump biriyle konuştumu probaganda yapılacak işler olduğunun d mesajıdır. Şimdi Elşara Ametrikada, Trumpla görüşecek. Tam bir tarihi paradoks siyasal resim. İmzalanacak anlaşmalar ile İsrail içerikli gelişmeler gelecek Suriyenin de nasıl sorusuna batılı tahmini yanıt da şekilenmeğe devam edilecektir. Şimdi gözler Vaşinktondadır. Yapılacak görüşme ile alınacak karalrlarla gelecek öngörülere yoğunlaşalıcak. Elbet ırak ve Lübnan konuyla hazır patlatma bonbalarıdır. İran konusu veya israilin daha bir içeleşecek gelecek politiğinin de karşılıklarına ulaşacak şansımız var. ama ırak ile Lübnandaki direniş eksenli eski güçlere pek de iyi haer gelmeyeceği kesin. Zaten İsrail açıkça ateşkese rağmen lübnana ölümler yağdırıyor. Iraktaki azı örgütlere açık tehttitler gidiyor. İran konusu ise ısıtılmaya hazır yemek gibi. Soru ise Rusya.. Rusya ile Amerikanın anlaşıp anlaşmadığı ve ELŞARANIN Moskova ziyareti sonuçları Suriyede işlerin pek rahat olacağına benzeemiyor.
Son bir bizlik soruyla alakalı gelişme: yeni şeryatcı ama makyajjlı koltukçu Elşara Kosovayı tanıdı. Burada soru şu: Türkiye desteği gelecekte Türkiye desteğine ihtiyaç olduğu da kesin. Ama Esat dönemlerinde dahi Mağusaya gelen ilk ve son yabancı resmi gemiler ile uşlaşım yapıldıydı. Şimdi Kosova tanınırken Türkiye kimilerine göre acaba “Kosova gibi KKdTC de tanınırmı” akla gelse yanlış olurmju?



