Son dönemde emperyalistler arası rekabet oldukça artı. Krizlerin sürekli hal alması da olaya benzin dökme roluna dek taşıdı. Tabi ki emperyalizmi unutturulan, tek tek tektip ilişki ile dar yorumlama da yerleşince, olay sistemsel gerçeklerden kolayca koparılmasını da yaratı. Hele de yerel dinamikleri oldukça cılızlaşan, dış müdahalelere net açık olan sistemsel rekabetlerden deniz dalgası vurur gibi gelmesi sonucu, Kıbrıs da direk etkilenmektedir. Hat da farkına varılmadan uygulanmaktadır. Trumppun ticari gözle silah satma siyasetinin aynen burada da uygulanması gibi.
Emperyalist sistemi yok sayınca konuları da kapitalistsiz devletler ilişki daraltısına çekme kolaylığı da basitleşir. Hat da sömürge ilişkileri yerine iki ülke kuralı kondurtulur. Ek olarak oluşan ve son dönemde onlar da kuralsızlaşmaya doğru kayan devletler üst örgütleri de ayni fırtınanın esintisine girdiler. Elbet sistemsel öz ve onların siyasal gerçekleri yoksayılınca, gelişmelerde de hep bir eksiklik sırıtacaktır. Konuyu daha hafif alıp gelecekten kopartılacaktır.
Son dönemlerde kimisi hamasaileştirip kimisi de başka alanlara kaydırılan Türki yapısı da bundan nasibini alıyor. Tabi ki değişik öngörüsel duruşlar gerçeklerden kopuk oluyor. Ozaman da analizler de yanlışlarla örülüp doğruların kavranmasını da engeliyor. K. Kıbrısın şöylesine gözlemci kabulü dahi abartılı sunumla adeta normalden de üste bir algıyla kulanılmaktadır. Oysa devletler tipindeki böyle ilişkilerin tıpkı islam birliği gibi hayatda siyasal tutumda fazla karşılığı yoktur. Hat da ortak metin yayınlamada bile öyle tersslikler oluşur, ya dokunmazlar veya günü kurtaracak anlamsız içerikler koyarlar. Gazze soykırımı bunun en net yaşananıdır.
Ülkemizde de Türkiyenin de ateşlemesiyle Türki devletler yapısı epey alengirli gündemelştiriliyor. Ama içeriği değil moral hamasi veya retin üst telden vurulmasıyla konuşturulur. İşin tuhaflığı tıpkı öteki olmayan ama sanırımla oluşturulan algılar gibi, zaman zaman siyasal karşılığı da olur. Örnek, sanki Orta Asya devletleri şimdi Kıbrıs cumhuriyetini tanımış gibi gösterilen belirli dönem tepkileri.
Şimdi bu Türki cumhuriyetler ekseni başka bir konuda gelişmelere tanık oluyor. Azerbeycan zaten baştan beri İsrail müttefikliğinden de öte ilişkiye girdi. Hat da üst verdi. İsrail petrolunun önemli kısmını Türkiye üzerinden karşılaşmaktadır. Bu konu hamasi Türki destanında yok.
Son günlerde Orta Asya müdahalelerine, Pazar kazanma adına Amerika da girişim yaptı. Trumpu eğer tanıdıysanız devamı da malumumuzdur. Hele de buna Rusya Çin rekabeti de eklenince, emperalistler arası boyutla da yaklaşmanın önemi kaçınılmazdır. Buradaki Türki cumhuriyetler denilen ülkelerden biri de Kazakistandır. Aslında Orta Asya ülkeleri içinde sırıtan bir devletdir. Nifus yapısında da epey dengeli dağılımlar da vardır. Neyse coğrafi durumuna bir nokta koyup konuya devam edelim.
Trump Orta Asyaya müdahale eder de ilk kıvılcımda duyulmadan olamazdı. Kazakistan da iprahim anlaşmalarını kabul etiğinin bilgisi geliyor. Bunun adı şu: Kazakistan da direk Amerikan planlı İsrail çıkarlı iprahim anlaşmalarına katılacak. Yeni Ortadoğu dizayini Orrta Asyaya dek yayılacak pencere bulacaktır. Zaten girişte de belirtiğimiz Azerbeycan durumu da ortada.
Bu anlaşmalara göre yeni bir arap İsrail ekseni oluşturuluyor. Filistin sorunu yok saydırtılmaktadır. En başta Körfez ülkeleri kabul dediler. Son Elşara Amerika ziyaretinde de planlanan Suriye İsrail anlaşmaları da bunun devamıdır. Ancak Kazakistanın da buna çekilmesi, eşitdir Orta Asyaya dek açılımdır. Böylelikle yeni İsrail merkezli, anlaşmalarla oluşan sınırların yeni planlanan coğrafyalarının pazarı da oluşacak.
Kazakistan Önemli: rusya ve Çinin önemli etkisi var. ülke bölgede ençok gelişen ülk. Zengin maden yatakları var. birilerinin deneğim için oynayacak sosyolojik yapısı var. Trump Kazakistan veya öteki bölgesel devletler hamlesinde bir de Çini kuşatma uzun vadeli hesabı var. onun için rahatsızlık olacağı kesin. Ama dışa vuruş olurmu: Azerbeycan dewneyimi veya Ermenistan pratiği ortada. Kazakistan ayni zamanda Türki cumhuriyetlerinden biri. Şimdi anlamayana anlatılacak durum da dışa vurdu: neden Filistin soykırımda soykırım kınama kararı alınamadığının öteki örneği de karşımıza gelmesi gerekir. Salt boş laflar ise karın doğurmaz.
Görüldüğü gibi, konuyu emperyalist eksene dek yayınca, konuların altından başka olgular da çıkar. Hat da neden olmaya dek gelir. Ama salt istenilen alanda brakırsak hep yanılma potansiyeli olur. Kıbrıs sorunu da öyle değilmi: İngiltere gerçeği veya Kuzeydeki Türkiye olgusu yok sayılarak iki topluma sıkıştırınca, hep başka şeylerle oyalanıp kalırız. Kazakistan ve iprahim anlaşması buluşması bize sistemsel yarınının ortadoğudan Çin sınırına varan kuşatma düzenleme planının nedemek olduğunu yeniden anlatacak örnektir.



