yaklaşımlarÖzkan YıkıcıLefkoşa'dan Lefkoşe'ye sonbahar şenlikleri dönemi - Özkan Yıkıcı

Lefkoşa’dan Lefkoşe’ye sonbahar şenlikleri dönemi – Özkan Yıkıcı

Mevsim yazken, Kıbrısta siyaset epey donuklaşır. Sıcakların bunaltısında hareketsizlik veya turizmin gezintilerine yönelinir. Bu yıl da hem de daha sıcak günlerin de baskısıyla, yaz döneminin önemli kısmı sesizsedasız havasındaydı. Fakat, önlerinde görev olanlar vardı. Kuzey Kıbrısta ekim ayında saray seçimi vardı. Seçim yasakları başlamadan, hesaptaki kitaba uydurma ile bazı önemli işler sürecinin aciliği de sözkonusuydu. Öyle de oldu.

Yaz sıcağı denilmedi. Çünkü seçim yasakları başlamadan yandaşlama kıyaklama uygulamaları olması şart idi. Oy hesabı ile kul kişileri memnun etme düşüncesi pratikte yandaşa göre paylaşımla hayata geçmesi gerekiyordu. Seçim yasakları başlamadan birkaç gün içindeki, yazın kavurucu bunaltıcı havasına bakmaksızın hemen uygulanmaya başlandı. Bolca geçici adıyla işe alınmalar oldu. Bir anlamda hem birokrasi daha hantalaştırılırken, ayrıcalıklı kişiler de lütfedilmenin oy karşılığı duruşuna hazırlatılıyordu. Yetmiyordu elbet: izinler dağıtıldı. Taksi izinleri, kiralık araç izinleri vesayresi bol keseden binlerce ifadelerle dolu dolu verildi. Ama yine yetersizdi. Vergiler afedildi. Bolca teşvikler havada uçuştu. Hem de mali yetersizlik bütçe açığının ayuka çıkarması pahasına. Şenlik devam ediyordu. Seçim olup da önceden bolca yurtaş yapmama da olmazdı. Oda oldu. Daha sayılacak bolca kıyaklama dağıtım makinesi işletilip hesaplı oy vurgununa girişildi.

Ama memnun olanlar kadar, memnun olmayanlar da oldu. Memnun olmayanlar da kendilerini etkinliklere katılmayarak gösterdi. Yapılan etkinliklere katılmayarak, “onlara verdiniz de bize neden yok” sorularını açıkça dilendirenler dahi oldu. Nedeolsa bu defa seçimlerde siyaset daha bir kısırlaştırıldı. Türkiye versyonlu teslimiyet işbirliğinde oynanıyordu oyun. Onun için siyasal farklılık yerine görsel şovlar, bol keseden anlamsız laflar ile imajlar havada uçuştu. Probaganda başlamadan probaganda sahada çoktan gelişti. Hele fark siyasal liderlik karizmasının da oluşamaması sonucu işler hep imajlı duruşa yönelindi. İkiyüzlülük de aldı başını gidiyor haldedir. Hem destekleyip hem desteklememe ikilemine bir de sandığa gitmem havası şenliğin çok zengin kültürleşmesi oluyordu. En kesin taraftarın tarafını açıkça savunmadığı durumlar normalleşti. Hele avantaların beklentisi ile alıp alamama da işleri epey karıştırıyordu. Tabi ki Anadoludan esen rüzgarlar da sıcağa rağmen soğuk veya tam aksi tozlara bürünüp adaya düşüyordu. Buda başka bir bilmece halini alıyordu.

Prosedür denildi. Uyulur havası oluşturuldu. Yapılan net aykırı durumlar normalmış havasında geçiştirildi. Daha önceki seçimlerde bolca eleştiri halinde olanlar “yurttaşlık ve işe alma gibi” luygulamalar, fazla şamata çıkartmadı.n herhalde sıcakların bunaltısı ile Türkiyeleşme cenderesindeki dar hareket alanının da önemli katgısı vardı.

Sonunda seçim dönemi başladı. Başlarken Ankara havası Muhtar dansıyla birlikte sahnelendi. Birçok muhtar Türkiyeye çağrıldı. Herkes bunun anlamını biliyordu. Ama pek fazla seslendirnren de olmadı. Nedeolsa saray için Ankara izni önemliydi. Eleştirip de desteklenmeme korkusu miskindi. Seçim Türkiyesiz olamazdı. Erdoğanın cümleleri dahi seçilen bazen çok acemice kelimelerle dahi lehlerine yorumlama atışları meşur hale sokuldu. Ama Muhtarların dansı malumdu. Fazla eleştirilmedi. Şöylesine laflarla da amacın seçim olmadığı sözlere de inanan pek olmadı. Konuşulması dahi dikatle kaçma modunda ilerletildi.

Fakat, seçimler artık yasal olarak da probagandalaşma dönemine girdi. Oysa buda kocaman bir yalandı. Çünkü probaganda yaz sıcağı sonundan beri her alanda yapılıyordu. Ama kitapta böyle yazıuor diye belirli dün ile seçim probaganda süreci başlatıldı. Şahlanış adeta Hristodulidise yöneldi. Muhalefet lideri dahi ülke koşulları veya kendi seçenekler yerine Hristodulidise tehtitli açıklamalarla probagandasını yükselti. Yasal yasadışılıklara herkese boncuklar dağıtarak Güneyi masayla tehtit edu. Sarayla ise yeniden kazanma adına laflarını dahi karıştırarak ama hep Türkiye yalakalıkla kazanma desteği bekliyordu.

Doğrusu ilk mesajı da anlamlı aldı. Süleyman Soylu efendi bu defa K. Kıbrısta. Adını ne koyarsa koysun, buraya seçimlerle alakalı geldiğini herkes bilir. Ama kaçı söyler kaçı bilmemeğe vurur onu bilemem. Muhalefet karşıtları kaçı müdahale diye eleştirir derseniz, özelikle saraya yakın olan kesim hiç görmez. Olmada destek alehe gider korkusunun miskinliğini yaşar. Oysa Süleyman bey gelip hem de yanındaki vekilerle durumu amacını zaten açıklıyor. Rahatsız olup rahatsız değilim diyen öteki seçenekler de kabullenince, kime laf düşer sorusu da gayet kolaydır.

Yine de adaya Süleyman beyin gelmesi konulturtmadan olmadı. Bazı Türkiye basını dahi olayı hatırlatan ek bilgileri verdi. Sol <Haber net şekilde önceki Süleyman, Falyalı ikilemlerini, Sedat Pekerin açıklamaları bilgilerini haberin içine serpiştirdi. Tabi ki Soyluyu duyunca benim gibiler, onun daha konuşmaya başlarken, parmak salayarak “şerefsizler” ifadeleriyle saldırma normalleşmesini de beyninde hisseder. Ama Süleyman bey adamızda. Mücahitler derneği veya Erenköy cemiyetini ziyaret etmesi de tesadüf değildir. Bildik bazı kişilerle de görüşmesi ise raslantıdan çok seçilen ilk hedefler gibidir.

Yine de pek dokundurucu olmuyor. Atış serbes. Destekler görüşlere göre değil siyasal durşla alakalı değildir. Liderlik ise teslimiyet olmanın artık gölgesinde dolaşılan kuram haline sokuldu. Bolca kulanım probagaanda kelimelerinde siyasal mesaj bulmak zor. Ama teslimiyet havası kahve içer gibi rahatlayıcı kulanıcı haline getirildi. Tabi ki birisi de atılım diyordu. Beş yıldır gezdi tozdu. Yurtdışında epey yere gidip geldi. Bol harcılah ile kulandığı kaynak oldu. Park açılışları, kahve ziyaretleri yaptı. Fakat bu yıl biraz ezberi bozuldu.b Tatar daha önceleri Nivyorka gibip haftalarca kalıyor. Ordan burdan yediği restoranta dek resimlerle probaganda yaptığını ve “bağımsız devleti tanıtığını” söylerdi. Ama bu yıl olmadı. Körola, şu seçim havası var ya Nivyork seyahatini engeledi. Kötü talih..

Sonbahara girdik. Yaz mevsimi sonlandı. Yapraklar kımıldıyor. Dökülmeğe hazır olanlar var. çürüyüp toprağa düşecekler artık savrulma sırasınanda. Bizde de seçim havası esiyor. Laflar bol. Teslimiyet ile siyasetsizlik altında probaganda sesleri yükseliyor. Arada Türkiyeli olma sıkıştırılmasıyla resmen çaresizlik ile kazanma hırsının karışan rüzgarında işbirlikçi havası estirilmeğe çalışılınıyor. Sonbahar şenlikleri böyle başladı. Bu şenliklerin içteki hazırol ile beklenti seyircisi hem konuşacağı hem de konuşmaktan kaçacağı bir aktör de geldi. Süleyman Soylu. Konuşsa vay: Türkiyeye dahi sokulmama sonucuna katlanması şart. İşin şakası yok. Yine de seçim havası esiyor. Bereket saldırlacak ve öfke kusulacak, kolayca yalan sıkılacak bir Kıbrıs XCumhuriyeti var. hem istemeğiz, hem bizi boğar ama olanaklarını da avanta olarak kulanılmak istenen bir karmaşalı durum. Bakalım sonbahar şenliğinden ilerde geriye ne kalacak.

Diğer yazıları

Birleşik Arap Emirlikleri, nereye doğru koşuyor? – Özkan Yıkıcı

Küçük olsa da birçok özellik gizletilerek öyle bir Körfez...

Gelişmelere seçimler boyutunu da katarsak – Özkan Yıkıcı

Gençliğimizde seminerler düzenlenirdi. İlk sosyalist eksendeki seminer konusu da...

Krizler diyarındaki gerçeklerde savrulmak – Özkan Yıkıcı

Adamız, kritik koşullarda yüzmeye çalışan gemi misalidir. Orta Doğu...

Suikastlerle Amerikan gerçeği civarında dolaşmak – Özkan Yıkıcı

Tartışılmaz şekliyle Amerika, sistemin süper gücüdür. Gerilemekte olan son...

Nereye gidiliyor? – Özkan Yıkıcı

Amerika’da Trump, Rusya’da Putin, Hindistan’da Modi, Arjantin’de Milei, İtalya’da...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,969TakipçilerTakip Et
823AboneAbone Ol

Son eklenenler

Birleşik Arap Emirlikleri, nereye doğru koşuyor? – Özkan Yıkıcı

Küçük olsa da birçok özellik gizletilerek öyle bir Körfez...

Dünya Siyasetinin Deneme Alanı – Şener Elcil

Dünya siyaseti ekonomi üzerine kurulmuş olup, tüm siyasi sistemler,...

Sadece sürücüyü değil, aracı da değiştirmek gerekiyor – Fikret Başkaya

‘Siyasal iktidar denen şey, bir sınıfın başka bir sınıfı...

Gelişmelere seçimler boyutunu da katarsak – Özkan Yıkıcı

Gençliğimizde seminerler düzenlenirdi. İlk sosyalist eksendeki seminer konusu da...

Krizler diyarındaki gerçeklerde savrulmak – Özkan Yıkıcı

Adamız, kritik koşullarda yüzmeye çalışan gemi misalidir. Orta Doğu...

Halkların İklim Zirvesi ve nükleer karşıtı mücadele – Mehmet Horuş

Çernobil felaketinin 40. yılı, geçtiğimiz haftanın en önemli gündemleri...

Dolar ve F-35 – Hayri Kozanoğlu

Marksist iktisatçı Lapavitsas, yeni emperyal düzeni “dolar ve F-35’in...

Doruk’tan gelen ses: Hangi taraftasın? – L. Doğan Tılıç

İşçi sınıfı mücadeleleri içinde madencilerin, en başta da terini...

Canlı yayın