yaklaşımlarÖzkan YıkıcıKara Eylül'ü kaçınız biliyorsunuz? - Özkan Yıkıcı

Kara Eylül’ü kaçınız biliyorsunuz? – Özkan Yıkıcı

Filistin siyasal yakın tarihi önemlidir. Son dönemlerde Gazze katliyamıyla birlikte yeniden konu gündemleştirildi. Fakat öncekilerden önemli farkı vardır. Bu defa gelişmiş moderin kapitalist devletlerden islam dünyasına varan ülke kyönetimleri genelde bu soykırımlaşan operasyona açık destek veriyorlar. Karşı çıkan sokaklar la sol yönetimli G. Afrika Kolonbiya ispanya” gibi idareler oldu. Böylesi bir ayrışma gerçekleşti. İslam ülkeleri ise sesizlikle desteklerini sundular. Bu taplo B.M. konferansından daha komikleşen resimler çıktı. Öyle resimler ki soykırımı yapan İsrail başbakanı kolayca katılıma geldi. Düne dek terörist olup başına eli milyona varan para konulan Elşara da seneler seneler sonra Suriye adına geldi. Üstelik pozlarıyla da resim verdi. Konuştu. Ama konu soykırım olması dahi Filistin gerçeğine yaklaşım olmadı. Birçok devlet Filistin devletini tanıdığını açıklamasına rağmen de kukla başkan ELabasın gelmesine Amerika vize dahi vermedi. Soykırıma karşı söylemler ise Gazze gerçeğinin duvarına dahi ulaşamadı. Çocuk katledilme resimleri, vurulan kadın cesetleri haberlere gelmeğe devam ediyordu.

Konu Filistin idi. Bolca nutuk çekenler oldu. Erdoğan gibi kürsüde kükrese de Trump karşısında konuyu dahi söyleyemedi. Böyle gerçeklerle bu yıl Filistin konusu Amerikan işlerine dek ulaştırıldı. Akdenizde ise anbargoyu kırma adına gönülü demokratların gemi filoları, israilin saldırılarına rağmen hala yol alıyordu. Tam bir asırlık denecek Filistin kıyımın gerçeği siyasal tarihe yazılmaya devam deniliyordu.

***

Gazze yok edilip yeniden kar etme hanesine yazılma adına soykırım devam ediyordu. Utanmadan, sağ kurtulacak filistinilerin nerelere sürüleceği konuşmaları dahi yapılıyordu. Kurulduğu günden beri terörist devlet İsrail saldırılarıyla, vatansızlaşan Filistinliler bu defa kısgaçta. Batı Şeryaanın israileştirilmesi ile Gazzenin yeniden insanları vatansızlaştırıpp başka bir Gazze kar sektörüne dönüştürme tarihi yazılıyor. Bunlar elbet ne ilk nede sondu. Hat da Gazze tarihinin de ne ilki nede sonuydu. Çok değil ikibinsekizden beri altı kez büyük saldırılarla yörede katliyamlar gerçekleşti. Sonuncusunda ise siyasi karar net idi. Gazzenin insansızlaştırılıp yeniden yerleşime oluşturma ilhaklaşma sömürge politiği yapılandırılma hamlesiydi.

Tekrar edelim: Gazze ne ilk nede sondur. 1948 yılında ilk İsrail saldırı gerçeği ile vatansızlaşan önemli sayıda Filistinli, Gazzeğe yerleşmek zorunda kaldı. Bu defa ikinci kez ikinci sürgünleştirme soykırımla yaşamayla karşılaşıyorlar. Fakat sadece bu değil. Üstelik filistin tarihinde salt İsrail değil. Direk katgı yapan veya dolaylı destek veren nice ülkeler vardı. Filistin soykırımlarını yapanlar da vardı. Filistin siyasal tarih bunlarla epey kabarıktır.

Sizi bu defa 1970 yılına getiriyotrum. Ülke Ürdün. Önemli bir katliyam yaşanıyordu. Katliyaama uğrayan yine Filistinlilerdi. Kaçınız bilir bilmem. Ama gerçekten katliyam İsrail tarafından değil Ürdün tarafından gerçekleştiriliyordu. Hedef olan ise bildik isim, Filistinliler. Taribe yetmiş yılının eylülü Kara Eylül olarak kaydedildi. Günümüzde adı dahi duyulmuyor. Filistin konusundan ahkamlaşan kişiler dahi dokunmadan geçiyor. Konu yine ayni idi. Sadece merkezi oyuncu Kıral Hüseyin ile daha genelinde Amerika İngiltere vardı.

Neydi olan: arapların yenilmesi ile atmışyedi sonrası Filistin hareketi hızlandı. Artık mücadelenin önüne geçti. Dünya ise sol yönetimler dışında sesizdi. Fakat başta Türkiye de olmak üzere o dönemlerde Filistin adına savaşmak için bölgeğe gidiyorlardı. Silahlı mücadele ile konuyu dünya gündemine getirdiler. Yetmiyordu. Sasyanal eylemlere geçildi. Uçak kaçırıldı. Bu defa Filistin hareketi dünya gündemine oturdu. Oturdu da salt İsrail ile batılı emperyalistler değil islam ülkelerinin bir kısmı da endişeğe düştü. Çünkü mücadele sonucu kendi tahtları da tehlikeğe girme korkusu vardı.

Bu ülkelerin biri de ürdündü. Ürdün önemli sayıda Filistinli olması da kitlesel daha bir korkuya girdiler. Filistinlilerin güçlenmesi demek, İsrail karşısında bir komşuda Filistin gerçeğinin devletleşmesi demekti. Ürdün kıralı ingilterenin de açık teşvikiyle Filistinlilere karşı tavır kor. Özelikle Ürdünde FKHC güçlüydü. Örgütün sosyalist Marksis olması ise arap ülkelerini de korkutuyordu. Ürdün bunların bilançosunda hemen Filistinlilere karşı harekete geçti. Önemli katliyamlar yaptı. Arap ülkeleri de bunu destekledi. İsrailin adını koymak bilmem grekirmi: sanırım hayır.

Sonuçta önemli sayıda Filistinli katledildi. Habaşın ülkeden ayrılması kararı çıktı. Masaya oturan Kıral Hüseyin ile Filistin lideri Arafat, anlaşarak önemli sayıda militan ile halk ülkeden ayrıldı. Böylelikle İsrail kendine tehlike olacak bir sınır yöresinden de kurtuldu.

Filistin hareketi ise bir arap ülkesinden yediği darbeyle resmen önemli gerileme uğrauışına sokuldu. FHKC güç olarak darbe aldı. Bir eylem alaını kaybeti. Lideri Habaş ise ilerde çok uzakta Tunusta hayatını  tamamladı. Bunlar tarihe Kara Eylül olarak geçti.

****

Anlaşılacağı gibi Filistin hareketi önemli yıkımı israilden aldı. Ama halk salt İsrail ile değil yeri geldiğinde arap ülkelerinden de önemli darbeler aldı. Sosyalist hareketlerin gerilemesiyle de kendi sorumları da dünya gündeminden kopartıldı. Bir anlamda Filistin kıyımları emperyalizmin ta kendisi oluyorken, konunun dünya gündeminde önemsenmesinde sosyalist devrimci hareketlerin ivmesiyle de yükseldi. Bu gerçeklik önemlidir. Şimdi sorulan onca duyarsıxzlığın da yanıtı budur. Kapitalist moderin devletler Filistin yokoluşunda rol aldılar. Şimdi de devamını yapıyorlar. Devrimci sosyalistler güçleri oranında Filistinin yanında oldular. Şimdi dahi konuyu uluslarası mahkemelere taşımda Güney Afrikanın olması tesadüf değildir. Latin Amerika sol yönetimler veya Avrupada ispanyanın tavrında sol gerçekliğin olması da bir istisna değildir.

Tersinden okuyacak olursak, Amerika, İngiltere, Fransa veya Almanyanın hep İsrail uanında olması bir tuhaflık değildir. Emperyalist öz ile sosyalist gerçekliğin Filistin konusundaki turunsoldur.

***

Yakın tarihten verdiğim Kara Eylül olayı da bunlardan biridir. Filistini genelde İsrail eksenle ağırlıklı ele alsak da Kara Eylül ile neden araplar sesiz sorusunun da yanıtını bu sayfada bulmak mümkün. Siyasal tarihin aydınlık ile karanlığının ayrışma gerçeğidir. Onun için yeniden Gazze katliyamı olup da kapitalist dünyanın tavrını yaşarken, Kara Eylül ile konunun daha geniş anlaşılması afdına hatırlatma ihdiyacını duydum.

Biz sosyalistler diyalektiğe inanırız. Yöntem olarak da kullanırız. Salt sonuçlarda boğulmamayı da ilk önemli ilkelerden birisi olarak öğrendik. Neden sonuç ilişkisiyle bakınca da olayın daha İsrail gerçeği ile oluşup emperyalist Ortadoğu sömürgeleşmesinin sıçraması olduğuna dek gideriz. Zaten İsrail kurulurken Filistin olayı oluştu. Devamı gele gele şimdi de Gazze’ye dek ulaştı. Bu tarihsel gerçekle bakınca daha kolay anlaşılır. Öyle bir detaya dalıp da “ama Hamas” demekle kocaman ciltlere sığan gerçekleri önleyemez. İsrail’i haklı çıkaramaz. Bahane bulup tarafsızlık uykusuna yatılamaz.

Diğer yazıları

1 Mayıs daha geride kalırken – Özkan Yıkıcı

dünyada bir gün vardır ki resmî kıskançlıktan sıyrılarak meydanların...

Anılarla yakın tarihten günümüze 1 Mayıs – Özkan Yıkıcı

Tekrarda fayda var: Coğrafya önemi hiçbir zaman göz ardı...

Yeniden 1 Mayıs’a gelirken – Özkan Yıkıcı

Dünyada bazı günler vardır ki önemi tartışılmaz. Mücadele ile...

Birleşik Arap Emirlikleri, nereye doğru koşuyor? – Özkan Yıkıcı

Küçük olsa da birçok özellik gizletilerek öyle bir Körfez...

Gelişmelere seçimler boyutunu da katarsak – Özkan Yıkıcı

Gençliğimizde seminerler düzenlenirdi. İlk sosyalist eksendeki seminer konusu da...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,966TakipçilerTakip Et
825AboneAbone Ol

Son eklenenler

Emperyalizmin çıkmaz sokaktan kurtulma stratejisi – Prabhat Patnaik

Eğer neoliberalizm bu sürecin tersine çevrilmesini başlattıysa, Trump stratejisi...

Kamusal Alanda Aydının Rolü – Halil Karapaşaoğlu

İki binli yılların ilg başlarına gadar sanadcının, entellegdüelin, aydının...

Kıbrıs’ın bütün umutsuzları birleşiniz! – Neşe Yaşın

Biz ve onlar ikilemi sonsuza kadar sürecek bir çözümsüzlük...

“Βize Benzeyen Yabancılar” – Niyazi Kızılyürek

Bugünkü köşe yazımı Yorgos Frangos’un kitap tanıtımı etkinliğinde yaptığım...

Yaşam mücadelesi > nüfus mühendisliği – Gözde Bedeloğlu

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan...

1 Mayıs daha geride kalırken – Özkan Yıkıcı

dünyada bir gün vardır ki resmî kıskançlıktan sıyrılarak meydanların...

1 Mayıs: 8 saat canımız ne isterse! – Kıvanç Eliaçık

Sendika bildirilerinde, miting konuşmalarında ve sosyal medya paylaşımlarında 1...

Canlı yayın