Son hafta içinde, alışılmamış bir ülke adı sık sık haber oldu. Nepal, aslında pek bilinen ülke değildir. Halbuki, birçok yerde özellikle de kadın işçilerde Nepalilere raslamak mümkündü. Bazı dükanlarda çalışan, resdorantlarda garson veya evlerde temizlik yapan insanlar arasında Nepaliler de artık vardır. Hat da ben Lefke bölgesinde kısa zamanb önce konuştuğum Nepali iyi Türkçe dahi biliyordu. Hele ona ülkesi koşullarını sıralayınca da şaşırdı. Çünkü burada sadece ucuz çalışan insan olarak algısında sıkışıp kaldılar.
Nepal, bu hafta resmen dünyada güncel dosyalara eklendi. Ülkede çıkan isyan ile oluşan değişimler, biraz da olsa ilgileri artırdı. Ama yüzeysel olma ile tarafcılık sıkışmaları nedeniyle de epey eksiklikler de bulunuyordyu. Yine de sosyal medya yasaklanamlarıyla başlayan isyanlar sonuçta hükümetin istifasına dek gelişti. Ardından ordu ile Öğrenci pazarlığı sonucu, cumhurbaşkanının da katgısıyla yeni bir yönetin oluşturuldu. Başına da kadın yargıç Katri getirildi. Yargıcın özelliği eskiden baş yargıçken, yolsuzluk konusundaki mücadelesi gösterildi.
Kısaca özetlediğim durum elbet yetersizdir. Zaten Fransa ile Nepal konusundaki makalem de bu eksiklikleri giderme amacı da vardı. Oluşan isyan nedeni kadar, biriken sorunlar ile Nepal üzerindeki etki alanı mücadeleleri birleşince gelecek hep belirsizliği korumaya adaydır. Yalnız burada şu önemli geleneği hatırlatacam: Nepal halkı son dönemlerde epey sokağa çıkıp mücadele gerçekleştirdi. Örneğin ülkede monarşiği devirip cumhuriyet ilan yaptırıldı. Laikliğe geçiş süreci başarıldı. Bunlar direk sokağın gücüyle oldu. Ama ülke üzerindeki nifus alanı mücadelesi sonucu da her gelişme oldukça başka dış etkenlere de alan açıyordu. Hindistanın monarşiği desteklemesi, son seçimi kazanan komonist partinin Çine yakın olması sonucu Hindistan ABD tepkileri, bize olayın salt iç sorun olarak algılamamamızı dayatmaktadır.
Nitekim, yeni başkbakan Oli, son döneminde Çini ziyaret yapıyordu. Oysa gelenekte ilk ziyaret ülkesi Hindistandı. Ayrıca Çinin kuşak yol planında Nepal yer aldı. Çinin yetırımları artmaya başladı. Hindistanın Modisi ile Amerikanın Trumpu bundan hoşnutsuzdu. Ama temel kırılmalar sosyal medya yasağı ile öğrencilerin sokağa çıkmasıyla tetiklendi. Ayrıca, ülkedeki elit kesimin çocuklarıın şaşalı yaşamları da yolsuzluk boyyutunda epey eleştiri alıyordu.
Bir anlamda monarşiği kaldırtan KOmonist parti kendi gerçekleştirdiği devrim sonradsı, şimdi devrilen parti konumuna geldi. Ancak, öğrenciler arasında dahi ortak nokta yok. Sisteme karşı olmadıklarını, ama yolsuzluklara karşı olma gibi bir çizgide buluşma oluyor gibidir. Atatılan ve öğrencilerin seçtiği Karti parlementoyu fes ederek mart ayında erken seçim yapma amacıyla göreve getirildi. Buradaki önemli bir endişe, tüm kurumlar çökerken, bakanlıklar yakılıp parlemento hiçeleşirken, ayakta kalan önemli kurum ordunun olmasıdır. Buda gelecekte ülke politikasında orduya yeni güç kazandırarak başka tehlikelere de yol aşma yolunu da hazırlamaktadır.
Net olan, hala Nepalde nelirsizlik var. beklenti çok ama sisteme de dokunan pek yok gibi. Ancak, Hindistan ve Amerika, monarşiyl kıralığın gelmesine de hayır diyecek durumda değildirler. Yeni Çin açılımı ile Hindistan ilişkileri dış etken bakımından Nepalde epey kayganlıkların da oalcağı belli. Yine de Nepal halkı ayaklanma ile yönetimleri uğurlama politikasında deneyimli olduğunu yeniden kanıtladı. Hem de kısa zaman önce monarişiği devirip devrim yapan partiyi devirerek.
***
Nepal gelişmeleri bizde fazla karşılığı olmadı. Hele de geçmişle kıyaslandığında, dış olayların etkisinin bugün çok daha az olduğunu gösterdi. Üstelik arada Nepali çalışanların da görülmesine rağmen. Nepali çalıştırıp evini temizleten birkaç kişiye bu gelişmeleri sordum. Hiç bilgileri olmadığını söylediler. Medya şöylesine haber çekip birkaçı da bizim veya Türkiye benzetmeleri imajı veren şekliyle de haberleştirildi.
Bu çarpıklık içinde, ben bir hatırama dalmaya başladım.
Yıl 1984… K. Kıbrısta benzin ağırlıklı zamm yapıldıydı. Bu arada Fas ve Mısır da bizim bazı gazetelerde mahşete dek çekildi. Mısır ve Fasta yapılan zamlara tepkiler oluyordu. Protestolarla polise çatışalar oldu. Sonunda Fas ve Mısır yönetimleri zamları geri aldıdydı.
Bu haberler karşılık buluyordu. Hele bazı kişiler Mısır ile Fas halkı dahi başarırken, biz niçin başarmayalım demeğe başladı. Tam da muhalefetin ivme kaybettiği günlerdi. TKP veCTP toplantı yapar. Zamlara karşı mitink yapmaya karar verdilerdi. Ancak önce hafta içi gün denilirken, özellikle memur sendikalarının itirazı üzerine eylem cumartesine alındı…
Görüşmelr ilginçti: iki parti daha çok sendikaların görüşlerine önem verdiler. Öyle ki ayrı pankart dahi aşmamada anlaştılar. Ortak yürünecekti. Yine sloganlarda “aman memur ürkmesin” sendika korkusuyla epey kısır sloganlar vardı. Bu konuda KTÖS daha kararlı görülüyordu. Ama memur sendikası hep siyasal olmasın havasında veto koyuyordu. Partiler de çalışanın ürkmemesi adına buna kabul diyorlardı.
Sonuçta eylem yapıldı. Zamlar protesto edildi. Ama slogan kısırlığı vardı. Hat da kahrolsun faşizim dahi atılmasına engel olundu. Bu engeli ençok savunan memur sendikasının tavrı bir tuhadlıklar donanımlıydı. Özellikle bazı sol kesimler partilerine uyarı yapsa da partiler hep sendikaları savundu. Aslında işlerine de geliyordu. Çünkü KKTC ilanı üzerinden fazla zaman geçmedi. Olan teslimiyet hala akıldaydı. Ama eylem bitip arabalara binip köylere giderken, karpaz arabasındaki bazı katılımcıların konuşmaları hala kulağımda:
“i”şimdi, araplardaki gibi, bizde de zamlar geri alınacak herhalde” deniliyordu. Böylesi hava da vardı. Tabi ki silik sönük yapılan mitink sonuç vermesi de beklenemezdi. Oysa okunan Fas ve Mısır nedeniyle bazıları zamlar alınacak geri havasında eyleme geldilerdi. Tabi ki olmadı.
Dip not: bu eylemdeki sloganlara en sert karşı çıkan memur sendikası yetkililerinden biri, kısa zaman sonra UBP saflarına yekili olarak katıldıydı.
İşte size güncelden hatıraya bir kıyas makalesi. Ozaman ne yaygın iletişim nede internet vardı. Ama duyulan bir haberin de etkisi olabiliyordu. Çünkü sistem sorgulanıyor ve arayış vardı. Bu farkı geçmiş ile günün güncel yaklaşımında bu iki örnek sanırım dikkatli olanlara yardımcı olacaktır.
Unutmadan, Nepal’de sosyal medya yasağının tetikleme nedenlerinden biri de ülkeden epey insanın dışarda çalışmasıdır. Onların gönderdikleri paralarla ekonomiye epey katgı yaptıjları gibi, haberleşme de oldukça can alıcı durumdadır. Onun için tetikleyici tutum geliştirdi. Bunu da eylem düşünenler bir yere koysun.



