yaklaşımlarÖzkan YıkıcıEndonezyayı teğet geçmeyelim - Özkan Yıkıcı

Endonezyayı teğet geçmeyelim – Özkan Yıkıcı

Çoğunuz diyecek ki “nereden çıktı şu Endonezya”.. ama gerçekler bazen farkında olunmasa da yaşanmaktadır. Uluslarası kelimesini sakız gibi kulanırken işimize çok güzel geliyor. Ama olanları da fazla bilme gibi bir ihtiyaç da yoktur. Oysa hem sistem birçok krizde. Krizleri yönetemiyor. Yönetilemeyen krizler siyasal seçeneksizlik aşmazında da takılıp kalıyor. Bu kabuslaşan koşullar elbet hem gericiliği tırmandırıyor, otoriterliğe yönelişi artırıyor. Kitlesel umulmadık tepkiler oluyor. Tepkiler bazen kendiliğinden de olunca başlangıçtaki haklılık öfkesi bir anda gericiliğe dek yönelmesi olası hal olarak yaşanıyor. Ama bu gelişmeleler olurken, nedense fazla ilgi de yok. Üstelik uluslarası denilen kural, kurumlar da çökerek daha bir keyfi boşlukla güç zehirlenmesine zemin hazırlandı. Faşist liderler, gerici hareketler ve patlayan öfkeler. Bir yol arayışında. Karanlığa duyulan tepkiler karanlık içinde bazen kaybolacak dereceğe de gelirler.

Bu koşulları özellikle Asya kıtasının belirli güney coğrafyasında çok sıcak şekliyle yaşanmaktadır. Pakistanda başlayan imran Han darbesi adeta mesaj gibiydi. Ülke içi kırılmalar, devlet içi çelişkiler ile bölgesel nifus alanı mücadelesinin adeta sorusal harmanlanmasıydı. Bazı düzeltmelerle, daha tarafsız kalıp Amerikaya Çin yanında üst vermeyince, devlet içi başta ordu olmak üzere Amerikaya varan yelpazeli itifak tarafından resmen devrildi. Sonrasında en büyük parlementeri çıkaran yandaşlarına da hükümet kurma rolunu vermediler.

Sonrasında iş Sirilankaya geldi. Sirilankada ayaklanmalar, sarayı basmaya dek vardı. Başkan helikopterle kaçtı. Eflasyon ve yolsuzluklar altındaki inlemeler bir öfke patlamasıyla yeniden Sirilankada isyanla gönderilen iktidar oldu. Yerine eski Halk cepesi lideri başkan seçildi. İşler hala durulmadı. Tabi Çin İngiltere, İsrail ve Amerika hegemonya mücadelesi de aldı başını gidiyordu.

Derken Bangladeşe sıra geldi. Yine ağırlıklı öğrencilerin başını çektiği isyan, durmadan seçim kazanan Hasinayı ülkeden kaçırdı. Yapılan pazarlıklarla ekonomist Yunus geçici devlat başkanı oldu.

Dominyon taşları oynuyordu. Sıra Endonezyaya geliyordu. Endonezyada yazın ağustos sıcağında bu defa yapılan zamlar ve üst elitin maaşlarına eklenen ücretler sonucu halk yeniden ayağa kalktı. Dükanlar yağmalandı. Bakanların evleri basıldı. Devlet başkanı birçok bakanı görevden aldı. İsyancılara bazı durumlara bakacağını söyledi. Ama sopayı da “güvenlik” kelimesiyle göstermeği ihmal etmedi. İsyanlarda epey ölen de oldu. Yakmalar yıkmalar ile öfke patlaması genişledi.

Endonezyanın önemli özeliği geniş sol kesimin de olmasıdır. Üstelik tarihi gerçeği de var. bağımsızlığı kazanırken, sol eksen önemli önderlik yaptı. Japonya işkalinden tutun holanda sömürgeciliğini ülkeden kovdular. Atmışlarda kurulan Bloksuzlar hareketinin de önderlerindendi Endonezya. Ama nifusnun yoğunluğu, bölgedeki gelişen sol gerçeklik başta Amerika ve ingltereği memnun etmedi. Atmışlar ortasında iç savaş yaşandı. Direk müdahaleler oldu. Kimibe göre iki milyon sol eylimli kişi katledildi. Denizlere atılıp balıklara yedirildi. Bloksuzların da kurucu lideri başkan devrilip batı bloğuna geçildi.

Bu tarihi önemdeki kavşaktı. Eğer başta Çin ve Sovyetler ENdonezyayı yalnız brakıp katliyamlar gerçekleşmese, Asyanın kaderi banbaşka olacaktı.

Endonezya batının asya kalesi haline cuntayla sokuldu. Orada militarisleşme oluşturuldu. Asya kaplanları neoliberal ekonomik model denedi. Endonezya solun iktidar olasılığı nedeniyle Doğu Timoru da işkal yaptıydı.

Bu rüya doksansekizde bozuldu. Gerçek yine ortaya çıktı. Övülen Asya kaplanları ülkesi olması, İMF Endonezyayı önemli model diye örnekleştirirken, birden birçok kaplan gibi Endonezya da kedi olduğunu krizle kendini gördü.. ayaklanmalarla birlikte Suharto da görevden gönderildi. Öyle bir fırtına ki dokunulmaz denilip Endonezya toprağı algısı yaratılmaya çalışılan Doğu Timor da bağımsızlığa kavuştu. Tabi masa başı falan değil. Mücadele ile nifusun üçte birinin öldürülme gerçeğine karşın kazandılar. Ama batı hep eli tetikteydi. ENdonezyanın geleneksel mücadele kültürü ile sol sınıfsal yapının varlığı, hep endişeyle yaklaşımları oluşturdu.

Şimdi yine Endonezya kaynıyor. Öyle kaynıyor ki halk daha da yoksulaşırken, üst elite özellikle vekilere verilen yardım adıyla ek ücret adeta tüm birikimi harekete geçirdi. Bir polis aracının, motosikletliği ezip öldürmesi, polise hiçbirşey yapılmamasının adeta dinamiti patlatan olay haline getirildi. Zaten oluşan sosyal muhalefet gerçeği bir anda patlamaya da hazırdı. Polisin motosikletliği çiğnemesi ile hiçbirşey yapılmama sonucu var olan devlete karşı öfkeği sokağa çıkardı.

Olaylar başladı. Saldırılar oldu. Polis şidet kulandı. Öelnler oldu. Ama isyan adalara yayıldı. Başkan önce öfkeyle saldırganlaşırken, sonradan koruyamadığı bazı bakanları da görevden almak zorunda kaldı. Ama Endonezyadaki isyanda da çok yönlü gerçekler çok geçmeden duyuldu.

Örneğin, ordu fazla karışmadı. Üstelik bazı askerlerin belirli kesime para dağıtığı resimleri de etrafta dolaşıyor. Bir anlamıyla, iktidar içi mücadele de isyan alanında fırsatı kulanmaya çalışıyordu. Benzerini son Nepalda da gördük. Cumhuriyete karşı monarşi isteyenler de siyasal etki yapmaya çalışıyor. Hindistan, Amerika da destekçileri idi.

Endonezya ayaklanmaları çok yöne evrilme dinamiklerine sahiptir. Geleneksel sol oluşu, iktidar içi mücadele ile kendiliğinden gelen öfke karmaşasında isyanların hangi eksene oturacağı bu açıdan önemlidir. Ama bloksuzlar tarihinin kurucusu, iç savaşı yaşayan, asya kaplan örneği ekonomisini uygulayan, birçok döneme isyanlarla dış etkenlerin müdahalesinde biçimlenen ülke, kalabalık nifusu ile çok adalı coğrafyası sonucu, evrilecek yönün önemini artırmaktadır. İktidar ayarı veya sol eksenli genişleme ikielemleri oldukça kaygan zemindedir. Tabi ki resmi idoloojide islami kılıf da hemen gündeme sokuldu. Bunlar neden Endonezyayı teyet geçmemek gerektiğini anlatacak birkaç bilgi olarak bir yerde durmalıdır.

İsyanlar özelikle Asya bölgesinin güney doğusunda yoğunlaştı. İç sorunlar, bölgesel hegemonya mücadeleri ile kitlesel öfkenin sokağa çıkması bir karmaşada yol arayışına sokuldu. Onun için bu bölgeği doğru izleyip dersler almak şart. Nitekim daha Endonezya gündemleşip ne olduğu anlaşılmadan bu defa geçen Hafta Nepal patlaması tesadüf değldir. Karışık denklem ile fırsat kolayanlar karmaşasında yarının tahmini de zor. Ama kapitalist hapı çürüdü. Çürüdükçe de çöküyor. Kurumsal çöküşle de otoriterleşme de artıyor. Bunlar kitlesel yoksulaşmayla da ezilen kesimde işleri zorluyor. Orta sınıf ise sistemdeki denklemden kopuyor. Çünkü paydan alamama ile çözülme hyaşamaktadır. Onun için Endonezyayı teyet geçmemek gerekir. Hele Kıbrıslılar için ayni tarihlerdeki gelişmelerin çaıkışması da bir önem verip takip etmenin aciliyetini dayatması normaldır. Tabi biilip de öğrenmek stenip yarında yer almayı hedeflerseniz.

Diğer yazıları

Nereye gidiliyor? – Özkan Yıkıcı

Amerika’da Trump, Rusya’da Putin, Hindistan’da Modi, Arjantin’de Milei, İtalya’da...

Hafta sonu “şekerleme gibi” haberlerden seçkiler! – Özkan Yıkıcı

Son günlerde Türkiye, K. Kıbrıs dolmuşları iyi iş gördü....

Yıldönümleri havuzundan seçkiler – Özkan Yıkıcı

Bugün Yirmi Üç Nisan... Önemli tarihî günlerin de yaşandığı...

Yapısal koşullardan sıyrılırsak – Özkan Yıkıcı

Genelde siyasal sistemler değişik yöntemlerle kendilerini hem ayakta tutarlar...

Bir erken seçim daha – Özkan Yıkıcı

Konumuzun geçtiği yer Bulgaristan. Kolay değil: Beş yılda tam...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,969TakipçilerTakip Et
822AboneAbone Ol

Son eklenenler

Facebook; Sessizleşdirilen Cemaad – Halil Karapaşaoğlu

Gıprızlılara facebook üzerinden Hindistan merkezli şirkedler tarafından sisdematig bir...

Çernobil’in 40. yılı: Temiz enerji değil sömürü projesi – Sedat Başkavak

Bugün, 1986 yılında meydana gelen Çernobil Nükleer Santrali patlamasının...

Statüko İçinde Yozlaşma ve Erhürman’ın Gözlemleri – Niyazi Kızılyürek

Ünlü Fransız düşünür Alain Badiou “yozlaşmaya” dair şöyle der:...

Hürmüz’den kaçış koridorları ve rekabet – Fehim Taştekin

Düne kadar genişletilmiş Orta Doğu’da “Her Şey İsrail İçin”...

Palantir ve güç istemi – Filiz Zabcı

Batı’nın Aydınlanma geleneği bireyi devlete karşı koruyan mekanizmalar üzerine...

40. yılında Çernobil bize ne anlatıyor? – Özgür Gürbüz

Çernobil nükleer santral kazasının üzerinden 40 yıl geçti. Radyoaktif...

Nereye gidiliyor? – Özkan Yıkıcı

Amerika’da Trump, Rusya’da Putin, Hindistan’da Modi, Arjantin’de Milei, İtalya’da...

Kapitalist ‘yaratıcı yıkım’ ve İran savaşı – Volkan Yaraşır

Savaşlarla kapitalist krizler arasında diyalektik bir ilişki vardır. Bu...

Canlı yayın