yaklaşımlarÖzkan YıkıcıAlaska zirvesinden Kıbrıs son aşamasına - Özkan Yıkıcı

Alaska zirvesinden Kıbrıs son aşamasına – Özkan Yıkıcı

Alaskadaki Putin Trump zirvesi sonlandı. Günlerdir süren bekletilerle, dalgalanan probaganda ekseni, adeta sonuçla biraz düştü. Burada önemli bir ayrıntıdan özellikle sorgusal bakmak istiyorum…

Son Alaska zirvesinde de gördüğümüz gibi, önceden belirli beklentilerle, karşıtın kaybetmesi isteniyordu. Batı açısından hem Ukrayna desteklenecek, hem de Rusyaya karşı anbargoların artması ısrarla isteniyordu. Enazından batılı kesimler, Rusyaya karşı yeni ambargolarla, zirve sonuçlarının devamı isteği yaygındı. Algı operasyonlarıyla da bunları kamuoyunda sanki önemli başarı seçeneği gibi sundular.

Peki nemi oldu: zirve yapıldı. Sonuçta bazı mütabakatlar oldu dense de bunlar açıklanmadı. Fakat net olan görüşmelerin devam edeceğidir. Hat da Ukrayna devlet başkanının da katılımı sürpriz olmahyacak düzeyde. Elbet oluşan beklenti ile çıkan sonuç sonuçta değerlendirmelere de yansıdı. Açıklama olur olmaz hemen batı eksenli AB ağırlıklı kesimler Trumpu başarısız ve Putini istediklerini aldı algısıyla operasyonlaştırdılar. Onlara göre kazanan Putin idi. Hiçbir sonuç bilinmeden, devam etme kararına karşın, nedense Amerikanın başarısız olduğu esintisi fırtına gibi sunuldu.

Çünkü; belirtiğim gibi, batılı kesimler ayni tutumlar olsa da Rusya isteklerini kabul etmezise. Hemen daha seet ambargolarla Ukraynaya hyoğun desteğin açıklanasını istiyorlardı. Bu olmadı. Çünkü batı hep alıştı. Kendine göre düşman ilan edip ona karşı sert önlemlerle karşılık verip izole etme politikası önemli silahlarıdır. Öyle ki hep konuşulan şu örnek var: spor müsabakalarından Rusya çıkarılırken, gerekçe Ukrayna saldırısı gösterilirken, soykırımın da ötesine geçen, herkesi sürgünle ölüm çenberine koyan israili hiç dokunulmadı. Şu anda futbolda dahi İsrail takımlarıyla maç yapılırken, Rusya takımları dıştalandı.

Batının algı probagandasında hep Rusyaya karşı daha sert yeni önlemler istenip, Ukraynanın desteklenme beklentisi oluşturuldu. Ama olmadı. Anti Rusya tutumuyla Avrupa hep kendi içindeki şeytanı dışa vurması bu nedenle tesadüften çok düşünsel gerçek olarak hep etkisini göstermeğe devam ediyor.

Alaska zirvesinden hemen Ukrayna çözümü beklemiyorduk. Ama bazıları gibi de direk hemen sert önlemlerle de Rusya antiliğinin daha da tırmanılması da Trump poletikasıyla çelişiyordu. Nitekim Trump yine Zelenskiyi işaret yaptı. Ona göndermelerle uzlaşmadaki tutumuna parmak bastı. Ama herkes beklentisi ile tarafcıl yelpazeden bakınca, sonuç değerlendirmeler de ona göre şekillenecekti. Son zirvede de böyleo oldu. Birçok kesim ise bekletilerine yakın uzak olma,karşıtlık yakın derecesiyle algılar sunmaktadır.

Unutulmaması gereken, konu emperyalist eksende gelişiyor. Devletler arası diyaloklarla gündemleştiriliyor. Öyle demokratik koşullar ile liderlerin iyimserliği yoktur. Otoriterleşmeleri tartışılmazdır. Zaten tüm gerçekleri yanyana koyunca, oluşan gelişmeler le koşulların durumu hemen sonuç alınmayacağını da işaret ediyordu. Devamının geleceği adımıyla da konuyu geleceğe taşıyorlar. Öteki yorumcular ise durdukları çizgiğe göre yaklaşım oluşturdu. Bu nedenle onun bunun dediği kadar, değişik bakışlarla da yorum yapmak önemlidir. Empertyalist gerçeklikte, sistem değişim hamlesindeki siyasal seçenekle bakış önemlidir. Sınıfsal ve sistemsel genele ulaşmak kaçınılmazdır.*****

Bir gariplik de Kıbrıstan. Genelde doksanların ortasından itibaren, Kıbrısın belirli kesimde şöyle bir düşünce gelişti. Bu zamanla paranoyal düzeye dahi çıktı. Önemli uluslarası toplantılarda veya liderler zirvesinde, hemen sanki Kıbrısın da olacağı havası estirilir. Görüşmelerde Kıbrısın da yer alacağı öngörüler yaygındı.

Nitekim birçok toplantı adamızın gündemine “Kıbrıs da vardır” katgısıyla öne çıkarılıyordu. Kimse sorunların özüne bakmıyordu. Örneğin Kıbrısın ta baştan emperyalist sistem  içinde olduğu hep unutuluyor. Çelişkili koşulların yansıması değildir. Örneğin yapılan Rusya Amerika zirvesinde neden Kıbrıs da konuşulsun? Kıbrısta zaten Rusyanın etkisi kalmadı. Tamamen ta yakın tarihten beri hep angloamerikan kesiminin direk etkisi vardı. Oysa bizim kimi romantik kesim, düşünmeden önemli zirve duyunca, içine hemen Kıbrısı da koyuyorlar.

Bunların hayal kırıklıkları ile adada artık bir şey olamaycağı teslimiyet bakışı da güçlenince, son zirvede olduğu gibi pek konuşulmadı. Demeç verip mektup yolanmadı. Kıbrısa da el atabilirler lafı şaklabancı birkaç gazeteci veya takkeci bürünüşcülerde oluyordu. Dikatle buraya da yansıyacak lafları duyacağız dendi. Ama olmadı. Buda Kıbrıs sorununda kamuoyunun geldiği aşama ile uluslarası ilişkilerdeki ilginin derecesinin de yansıyışı halindedir.

Kısaca: beklendiği gibi zirve sonlandı. Fakat hemen anlaşma olmayacağı da pratikte kanıtlandı. Ama ilişkilerin devam edeceği de anlaşılıyor. Bu yöntemle enazından Ukrayna cepesinin zorlanacağı sürpriz olmaz. Beklentileri olanlar ise beklentiler olmayınca yandaşı eleştirip karşıtı başarılı kılma tuhaf popilizmin seslerini duyduk. Kıbrıs bu defa fazla gündemleştirilmedi. Gündemleştirilmediği, beklentili müdahale umutları da sönünce, beraberinde Alaska zirvesi fazla yanıt bulmadı. Konuşulmadı. Normal haberin de gerisine düşürüldü. Siyasal, sosyolojik gerçeğin aynadaki görülen gerçeğidir.

Diğer yazıları

Yıldönümleri havuzundan seçkiler – Özkan Yıkıcı

Bugün Yirmi Üç Nisan... Önemli tarihî günlerin de yaşandığı...

Yapısal koşullardan sıyrılırsak – Özkan Yıkıcı

Genelde siyasal sistemler değişik yöntemlerle kendilerini hem ayakta tutarlar...

Bir erken seçim daha – Özkan Yıkıcı

Konumuzun geçtiği yer Bulgaristan. Kolay değil: Beş yılda tam...

Karışık duygularla izlediğim üç haftalık gelişme – Özkan Yıkıcı

Pazar günü biraz da daha tembelleşen konumumla dünya içinde...

Antalya’daki diplomatik forumdan bazı dikkati çekenler – Özkan Yıkıcı

K. Kıbrıs, Antalya şehrinin adını kullanmayı sever. Değişik nedenler...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,970TakipçilerTakip Et
819AboneAbone Ol

Son eklenenler

Yıldönümleri havuzundan seçkiler – Özkan Yıkıcı

Bugün Yirmi Üç Nisan... Önemli tarihî günlerin de yaşandığı...

Çernobil’in 40. yılında: Nükleer belaya karşı hafıza ve mücadele – Ecehan Balta

25 Nisan 2026 Cumartesi günü Sinop’ta, Nükleer Karşıtı Platformun...

Diplomaside distopya dönemi ve Türkiye! – Hediye Levent

İran-Amerika-İsrail savaşı zaman zaman sakinleşse de asla durmayan depremlerden...

Palantir’in ‘teknolojik cumhuriyet’ manifestosu üzerine – Mahir Ulutaş

2003 yılında Peter Thiel tarafından kurulan, merkezi Silikon Vadisi’nde...

Yapısal koşullardan sıyrılırsak – Özkan Yıkıcı

Genelde siyasal sistemler değişik yöntemlerle kendilerini hem ayakta tutarlar...

İşimiz Boru… Boru bizim İşimiz… – Mertkan Hamit

Alaköprü Barajı’ndan çıkıp denizin altından Geçitköy’e ulaşan su, yaklaşık...

Çernobil’in 40. yılı – Mehmet Horuş

Çernobil nükleer felaketinin üzerinden 40 yıl geçti. Her yıldönümünde...

Otokrat Orbán’n seçim hezimeti: Macaristan’dan alınacak dersler – Yonca Özdemir

Macaristan bizi niye ilgilendirsin, demeyin. Öncelikle, hiçbir ülkenin koşulları...

Canlı yayın