Yine günler aktı. Günler haftalara, haftalar aylara eklendi. Bir yılı tamamladık. 15 temuz cunta darbesi tekrardan karşımıza dikildi. Yakın tarihin önemli Kıbrıs sıçrama siyasal döneminin başlangıcı olduydu. Yunanistanın direk müdahalesi, Amrerikan İngiltere onaylı yapılan darbe sonunda başka bir siyasal stratejik geçiş dönemini de üreti. Ada önce askeri cunta sonra Türkiye müdahalesiyle resmen Kıbrıs fiylen ikiye ayrıldı. Tüm anlaşma ve siyasal laflara karşın, fiylen ayrıştırılan ada, sonuçta yeni dönemin de kurumsallaşmasını gerçekleştirdi. Dikati çekmesi gereken, Atmış anlaşmasıyla adanın toprak bütünlüğü garantörlerinin direk rol alıp adaya paranparça etmeleri idi. Ne ironidir ki hala kuzey resmi görüş hep garantörlük üzerinden hamasi ilhaklaşma politikasını ısrarla sürdürmektedir.
****
Yeni bir darbe yıldömümüne geldik. Yakın tarihi bilmek önemlidir. Ancak gelin görün ki eğer ilgili gelişme günümüz politikasına uygun ise daha çok yaşananın unutturulması öne çıkarılır. Günün resmi idolojisine göre yakın tarih şekillendirildi.
Ufak bir deyerlendirme ile konuyu açalım: yetmişdört yılı askeri cunta olayı belirli süreçte hep geniş alanla sol çevrelerce yorumlandı. Salt Kıbrıs veya tetikleme politikle Yunanistanın yaptırması ile sımırlı değildi. Amerikadan ingiltereğe, birçok rol alan devlet sıralanırdı.daha geniş araştırma yapanlar ise Kisincirın geliştirdiği ve Kıbrısta da uygulanan yeni siyasal planlamanın örneklerinden biriydi. Bunlar o dönem öyle gizli falan değildi. Resmen çoğumuz hem de az kaynağa rağmen Kıbrısta darbe yapılacağı Türkiyenin de adaya çıkarak ikiye ahıracağı konuşmalarımız bolca oluyordu. Birçok o dönemki bilgiler nedense şimdi yok hükmündedir. Halbuki Kıberıstaki darbeyle başlayan altüstler birçok taşı yerinden oynatı. Ada fiylen ikiye ayrıldı. Özellike bazı çevreler ısrarla Yunanistan yanına Amerikayı da koyorlardı. Türkiye adaya çıkmadan önce İngiltere ile diyalok yapıp önemli kararlar aldı. Bunlar hep sildirtildi.
***
Tekrarda fayda var: 15 Temuz darbesi, öyle beklenmeyen bir gelişme değildi. Açıkça suçlamalar da yapılıyordu. Makariyosa karşı olan güvensizlikten tutun Kıbrısın Yunanistan yelpazesinden uzaklsşası, genel emperyalist sol paranoyası, Kisincirin yeni planlama stratejileri, hepsinde Kıbrıs Yunanistan girişimli darbesinde yeri vardır. Zaten sonuca bakın: bir yandan eli ortalarından beri savunulan adadaki parçalanma bu olayla gerçekleşti. Yine olaylar içinde etrafa saçılan Amerikan belgeleri de sonuçta Lefkoşada Amerikan elçisinin öldürülmesi tepkisini de getirdi. Onca gerçeklik karşısında da Amerika alışılmış tepkileri bu öldürme konusunda yerine getirmedi.
Biz özellikle bir yıl öncesinden dar bilincimize rağmen darbe beklentili görüşleri konuşuyorduk. Hele de bazı gelişmeler, adeta bizi tetikliyordu. Halbuki normalde Kıbrıs içi iki toplum ilişkileri, en yumuşak dönemini yaşıyordu. Çatışmasızlık yanında yine yetmişüçte seçimler dahi yapıldı. Seçimlerde batıyı ürküten bir de sonuç çıktı. İlk defa dokuz adayla Akel de temsilciler meclisinin sandığına giriyordu. Dokuzunun da seçilmesi, Kıbrısla ilgilenenler bakımından epey yankı getirdi. Sonra, Makariyosun ekimdeki Moskova ziyareti emperyalist blokta tedirginliği tırmandırı. Hele de doğal gaz tahminleri ve sonlanan harita durumu batılıları endişelendirdi. Ayrıca, Kıbrısın garantörü olan Yunanistanda cunta nedeniyle epey sorunlar vardı. Kıbrısın ilişkileri ile ekoomik gelişmesi Yumamistanı aştı. Bunlara birde genel emperyalist sisteme sol eksenden yenilgiler da tatırılırken, sistem yeni bir plan yaptı. Bunların bileşkesi de Kıbrısta yaşandı.
Bir ek geneleme yapalım: ayni zaman diliminde salt Kıbrıs değil Batı Sahra, Doğu Timor ve Lübnan benzer öteki yeni söürge ülkelerce müdahalelere uğradılar. İşkaler yapıldı. Böylelikle direk Amerika adına müdahale eden yeni sömürgecilik süreci de pratiğe döküldü.
****
Kıbrıstaki Yunanistan tetiklemeli darbe olurken, genel sömürgesel siyasetlerin de katgısı vardı. Enosis veya taksim tezleri ile ta baştan adanın bağımsızlığı yok sayılıyordu. Konulan garantörlük kuralı da resmen adanın batıda kalmasının önemli süvabıydı. Bir anlamda hem açık müdahale koşulları oluşturuluyor, hem de adanın sola kahışı da engeleme politikasının askeri boyutu oluşturuldu. Nitekim 15 temuz darbesi ada içinde çatışmasızlığın en iyi olduğu dönemde oldu. Tam aksine adayı kaybetme korkusu ile eski stratejiyi uygulama politikasının sonucu oldu. İki toplumlu çatışma değil adanın bağımsızlığının garantörlerinin rol alarak ikiye ayırtma siyaseti oldu.
Ancak, zaman geçti. Birçok bilgi belekten sildirtildi. Konu sistemden yalıtıldı. Giderek darbenin yapılışı ile önemi de konuşturulmama cendresine konuldju. Hele de Amerika İngiltere adeta yok saydırtıldı. Oysa bu iki ülke vardı. Üstelik farklılıklar da oldu. Örneğin darbe döneminde Makariyosun öldürülüp öldürülmemesi dahi Amerika İngiltere ikilemini yaratı. Makariyosu ingiltereni kaçırdığı da malum. Ama tüm bunlar yok saydırtılıyor. Hat da darbe yıldöümünde olmamış gibi taktim ediliyor. Güncel resmi idolojik ihdiyaca göre demeçler verilir. Sanki böyle bir şey olmamış havasına girildi. Buda Kıbrıstaki emperyyalist gerçekliğin yok saydırtma düşüncesinin güçlenmesini de artırdı. Ama net olan, ta klasik sömürgecilikten eni sömürgeciliğe geçerken dahi adanın bağımsız değil kontrolü denetimle resmen ikiye ayyırma planları vardı.pratikte öyle işledi. Darbe sonrası da iki taraflı ve birbirine benzemeyen yapılarla kurumsallaşması sağlandı. Buda günümüz konuşulan Kıbrısı yaratı.
Ayrıca Kuzeyd yaşayan çok önemli nifusun konuyla alakalı yaşanan dönem bilgisizliği vardır. Yetmişdört sonrası taışındığı için, onlara öğretilen Kıbrısla konuya bakıyor. Bunları hep 15 Temuz darbesiyle sıçranılan yeni yelpazenin oluşunundaki önemli konumlardır.
Bir dip söz: ayni tarih 15 Temuz: dokuz yıl önce Türkiyede de darbe kalkışlı yıldömümüdür. Türkiye çevreleri hem Kıbrı hem de kendi ülkelerinde ayni günle çakışan darbe politiğini anlarsa, zengin bie sistemsel sorgulama bakışına da ulaşacaklar. Bunu da unutmadan yazalım.



