Zaman zaman birçok gerçekleri bir arada yakalarız. Koşulların gerçekleri yanında işbirlikçilik methiyesinin da kendisiyle karşılaşırız. Yaşanan koşullar vardır. Birde ters gelen yaşanan koşullar yerine kendi gerçekliği ile ayakta duranlar var. sonuçta politika siyasal güçle birlikte hayata geçer. Pratik adeta örgütsel boyutla sınanır. Öyle ki bir yanda yalın doğruların gerçekleri varken. Öte yandan diğer kesimlerin kendi gerçekleriyle tutum takınmaları var. K. Kıbrıs net örnek. İlhaklaşma ve sömürgeleşme koşulları vardır. Bunlar kendi kültürünü oluşturur. Siyasal tutumları kurumsallaştırır. Sömürge olmanın gerçeği ise bağımlı işbirlikçi olmaktan geçer. Tabi sömüren efendinin de onayı kaçınılmazdır.
Ortaya birçok gerçek çıkar. Bunlar geleceği belirler. İşbirlikçi sömürge koltukçuları elbet yaşanan sürecin koşularını değil, kendilerinin ayakta kalma gerçeği ile hareket eder. Teslimiyetin öne çıkması demektir. Yeniden üretin sömürgeleşmenin ta kendisidir. Yaşanan ve takınılan gerçeklikler ise kaçınılmaz olarak yalan eksenine de yer açar. İlhaklaşma değil de bağımsız demokratlık kelimelerine baş vurulur. Sömürgesel bağımlı kültürü sonucu, kendini tanımlama yerine yalanla başka kavramlara sarılır. Bağımsızmışi demokratlık gibi. En keskin torpilciliği kulanırken “ki bu sömürgecilik tavırlarından biriddir” buna eşitlik ve demokratlık kelimelerini koyarlar. Yapılan çelişki de gerçeklik içerir. Çünkü kurumlaşan kültür bu çelişkiği gayet normal hale getirir. Buda kimilerine göre kendi gerçeği olur. Gerçekler birden ilizyonlaşır. Herkesin gerçeği ile yaşanan gerçekler birbirine karışır. Ama temel gerçeğin bir acı sonucu var: nekadar gizlenirse gizlensin, birgün gelip açığa çıkar. Hele de var olan koşulların da değişimiyle olunca, yeni dünya mesajları da dökülmeğe başlar.
Deyerlendirme yaparken, dünya görüşü önemlidir. Bulunulan eksen de oldukça katgı yapar. Yaşanan koşullar ise hem kendi gerçekleriyle olurken, ayni zamanda kendi kültürünü de oluşturur. Sömürgecilik döneminde iyi işbirlikçi teslimiyet oluşumu gerçekleşir. Karşınızdakini kendi gerçekleriyle kabul etmek önemli. Devamında da doğru kavranınca, yarının da hedeflerini doğru şekilde konulur. Yok daha başlarken işbielikçiliği bağımsızlık diye kültürleşip savunulursa, sistem hayata devam eder. Örgütsel konum, savunulan idoloji ile çizilen hedefler toplamında bir uyol oluşur. Her eksik zayıflık olarak yaşama girer.
Son Şimşek ziyareti ibretlik derstir. Bolca övenler oldu. Söylediklerinin savunulması başlandı. Kimse Şimşeğin ekonomik bakışını sorgulamadı. Madem Türki7eden geldi, ozaman işbirlikçilikle davranıp alkışlamak kaldı. Hele şu laf beni epey sıktı.. sağlık turizmi hedefi…
Sağlığın kamusal değil de sektörlü turizm olması demektir. Hastahanelerin dökülmesi, ilaç sıkıntı durunu ile kurumsal çürümüşlük elimizde kalırken, sağlık turiim ile para kazanın demek, insana resmen hakaretden de ötedir. Neoliheralizmin sömürge gerçeğinin dışa vurumudur. Şimşeğin Türkiye deneyimleri ortadayken, laflarıyla gaz almanın da deyeri pek yoktur. Zaten çoğu övenler, Şmşek prokramlarının içeriğini de bilmemektedir.
Görüldüğü gibi hangi alana girersek girelim mevcut koşulların çok yönlü gerçekleriyle karşılaşırız. Kazanan her zaman örgütlü olandır. En kötü gerici cihatcılıktan faşizme dahi nasıl örgütsel alanda başarılı olduklarını coğrafyamızda bol ca gerçekler bulunmaktadır.




