17 Şubat 2026, Salı
18.8 C
Lefkoşa
yazılarKıbrıs iktibasBir çift kırmızı lastik çizme… - Salih Öztoprak

Bir çift kırmızı lastik çizme… – Salih Öztoprak

Orjinal yazının kaynağıyeniduzen.com

Dört, beş yaşlarındaydım. Lefke’deki mahallemizde oyun alanımız ‘Verane’ dediğimiz bir yerdi. İsminden de anlaşılacağı gibi öyle, zemini çamur olmayan, oyun alanlarının olduğu bir yer değildi Verane. Bir tek salıncak bile yoktu… Taş ve toprak zeminli ama her türlü oyunu oynayabileceğimiz bir alandı burası. Yalnız yağmur yağdığı zaman, her tarafında su birikintileri oluşur, her tarafı çamur olurdu. Bu haliyle de güzeldi Verane çünkü çocuklar ayaklarına giyerlerdi çizmelerini ve ‘şap, şap’ su birikintilerinde koşuşurlardı… Benim dışımda, çünkü benim çizmem yoktu, o kadar yalvarmama karşın babam bana çizme almıyordu. Parasal durumumuz çok kötü değildi ve en yoksul çocukların bile lastik çizmesi vardı. Hala gözlerimin önündedir, nasıl özenirdim, ayaklarında çizmeleriyle suların içinde oynayan çoculara. Sonunda amcasının dükkanında çalışan bir genç  olan yeğenim halime acıdı ve annemi de ikna ederek dükkan komşuları olan Ermeni ayakkabıcı Agop’tan bana veresiye bir çift kırmızı çizme aldı. O gün de yağmur yağmıştı. Taktım ayaklarıma çizmelerimi, doğru Verane’ye! Nerede bir su göleti varsa girdim. Bütün gün arkadaşlarımla oynadım.  
Babam eve gelince çizmeleri gördü ve çok sinirlendi, yeğenimi çağırdı,  ‘Bunları hemen aldığın yere geri ver’ dedi ve birkaç saat giyebildiğim kırmızı çizmelerim geri gitti. O günden sonra da bir daha çizmem olmadı.  
Bugüne değin, babamın çizmeleri parasal nedenle veya otoritesine karşı bir duruş olarak gördüğü için geri verdiğini düşünüyordum. 

“ÇİZMELER KIBRIS SORUNUNUN KURBANI OLDU…”

Geçen gün bayramını kutladığım, uzun yıllardan beri yurt dışında bulunan yeğenime bu anımızdan söz ettim, ‘Senin çizmeler Kıbrıs Sorununun kurbanıdır’ Salih’im dedi. EOKA hareketinin ve TMT hareketinin başladığı yıllardı o zamanlar… Ve anlatmaya başladı:
“Biliyorsun, Lefke’de 1958’lere gelinceye değin Rumlar ve Ermeniler de yaşıyordu, azınlıktaydılar. Aramızda hiç bir sorun yoktu. Çocukken benim en iyi arkadaşlarım Rum çocuklardı. Onlar benden Türkçe öğrenmişlerdi ancak ne yazık ki ben onlardan kayda değer bir Rumca öğrenemedim. Evlerimiz karşı karşıyaydı. Kosta diye bir Rum’du karşımızda ailesiyle birlikte oturan. Üç  oğlu ve bir kızı vardı. Çocuklarından ikisinin isimlerini anımsarım, Ahili ve Koko. Ahili benden büyüktü. Koko yaşıtımdı ve en çok onunla oynardık. Tabii bazan kapışırdık. İki elimin işaret parmaklarını çapraz tutar stavroz (Hristiyanların kutsal işareti) gibi yapar üzerine de tuu der ve koşarak kaçardım. Ertesi gün yine onlara gider, oynamamız için yalvarırdım. “Parmaklarını ayni şekilde tutar öpersen oynarım” derdi Koko. Ben de öyle yapardım ve oynardık.
1965-66 yıllarında Türkiye’de bulunan  kardeşimin Kıbrıs’a girebilmesi için Rum tarafından ‘davetiye’  diye bir belgeye gereksinmemiz vardı. İşte bu Ahili bize yardımcı oldu, bizi yine Lefkeli olan çok iyi tanıdığımız bir devlet yetkilisine götürdü ve belgeyi aldık, üstelik kardeşimin her gelişinde kullanabilecektik bu belgeyi. Buluştuğumuz o gün ona küçük kardeşi Koko’yu sorduğumda bir an durup kaldı sonra zor anlaşılan bir sesle, Mağusa’daki çarpışmalarda öldürüldüğünü söyledi. İkimizin de gözlerimizden yaşlar akıyordu.”

“RUM MUHTARIN KIZI…”

“Çocukken ailemizin elbiselerini Acendu mahallesinde oturan yoksul bir Rum kadın dikerdi… Okul dışındaki zamanlarda, yeğenimle birlikte amcamın çarşı merkezinde dükkanında çalıştığımız için dükkan komşularımız Ermeni ve Rumlar’la çok iyi ilişkilerimiz vardı. En çok da senin çizmeleri aldığımız Agop’la arkadaştık. Amcamın oğluyla, zavallıya bazan tatsız şakalar da yapardık. Bizde otururken telefonunu çaldırırdık, nefes nefese dükkana koşardı. Döndüğünde ‘Birileri benimle alay ediyor’ derdi. Babamın, Rumlar’ın muhtarıyla arası çok iyiydi. 1958’de Lefke’den kaçmak zorunda kalmalarına kadar da sık sık bir araya gelirdik. İşte bu Rum muhtarın kızının da  bulunduğu bir araba 1965-66 yıllarında, yakın köylerden birinde Türkler tarafından durduruldu ve içindeki kişiler esir alındı. O günlerde esir alınan birçok Türk ve Rum öldürülüyordu… Amcamın oğlu o günlerde orada komutan olarak görev yapıyordu. Rum esirleri görmeye gittiğinde Rum muhtarın kızı onu tanımış ve yardım istemiş. Kardeşimin esirleri serbest bırakmak eğiliminde olduğunu anlayan bir başka komutan, ‘’Bunların vurulmasını engellersen seni ben vurup öldüreceğim’’ demiş. Yeğenim de ona “Gücün yeterse öldürürsün’’ demiş. Yeğenimin köylülerle arası çok iyi olduğu için kendine güveniyordu. Kısa bir süre sonra esirler serbest bırakılmıştı… Zavallı kız bu olayı yaşadıktan sonra öğretmenliği bıraktı ve Avusturalya’ya göç etti. Daha sonra babası ve annesi Lefke’ye gelip bizi buldu ve gözyaşları içinde bize sarılarak teşekkür ettiler. Salih’ciğim sana anlattığım örnektekiler gibi ilişkilerimiz çok iyi idi. Kaçmak zorunda kaldıkları güne kadar aramızda  hiç bir acı olay yaşanmadı. Hem ki bilrsin, en ünlü EOKA’cılardan Drakos Lefkeli’dir, evi de Salim Bey’in evinin bitişiğiydi, şimdi yıkıldı. Drakos’u pek tanımam ama Babası Kiriakos çok iyi bir insandı.”

“RUMLAR’IN VE ERMENİLER’İN LEFKE’DEN KAÇIŞLARI…”

“Rumlar’ın ve Ermeniler’in Lefke’den kaçmaları 1958’de oldu… Himonitis’in dükkanını önce yağmaladılar sonra yaktılar. Bu yağmalamayı ve yakmayı yapanları tanırım. Ömürleri uzun olmadı, büyük acılar yaşayarak öldüler. Aplıç bölgesinde ve Tepe mahallesinde aralarında Himonitis’in evinin de bulunduğu 3-4 Rum evini ve Acendu’daki güzelim kiliseyi yaktılar. Dr. Diyomidis bir Türk’ün evinde kiracıydı onun da evindeki eşyaları kırıp döktüler. Evleri yakma ve eşyaları parçalama işinde, eğitimsiz, ve işsiz yoksul gençleri kullandılar. “XXX” ve “YYY”nin anneleri, zengin evlerinde çamaşır yıkardı… Bunlardan bir tanesi de, 17 yaşlarında “ZZZ” adında, annesiz babasız bir gençti, kök Lefkeli değildi, sonradan Lefke’ye yerleşmişti. 1974’den kısa bir süre sonra Türkiye’den Kıbrıs’a çalışmaya gelmiş olan bir işçi gündeliklerini ödemediği gerekçesiyle onu bıçaklayarak öldürdüydü… 
Himonidis daha sonra, göç ettiği Omorfo’da güzel bir dükkan açtı. Senin annen güzel giyinmeyi seven bir kadındı o yüzden giyim malzemesi satan dükkan sahipleri onu tanırdı. Bana kendisi anlattı; kim olduğunu bilmeden girdiği dükkanında Himonitis onu tanımış, ismiyle seslenmiş ve çok iyi davranmış… 1974’te savaş olunca her şeyini bırakarak burayı da terk etmek zorunda kalmıştı zavallı Himonitis… Türk-Rum tüm Kıbrıslılar gibi o da savaşın acılarını defalarca yaşamıştı…”

OKURLARIMIZA NOT: Yazıda sözü edilen bazı şahısların isimlerinin baş harflerini yazmayarak “XXX”, “YYY” ve “ZZZ” şeklinde kullandık… Sevgül Uludağ
Lefke’den görünüm… Foto Panikos Stilyanu…
Bir zamanlar Lefke. Foto Reporter

Diğer yazıları

Eşekten İnmek – Ahmet Aslım

Bu fıkrayı belki daha önce size anlatmışımdır. Biliyorsanız anlatmayayım(!) Bir Alman davranışsal iktisatçı Kıbrıs’a...

İki Cephede Bir Mücadele: George Vassiliou’nun Barış Arayışı ve Avrupa Yolculuğu – Nikolaos Stelya

14 Ocak’ta hayata veda eden Kıbrıs Cumhuriyeti’nin üçüncü Cumhurbaşkanı...

Askerden arındırma – Takis Hacıdimitriou

Geçen yıl, sol partilerin konferansında Tufan Erhürman da aramızdaydı....

Ölümünün 47. yılında Dr İhsan Ali – Ulus Irkad

Unutulmayan Lider: Dr. İhsan Ali Dr. İhsan Ali, Baf kazasında...

Cesurların Dansına Katıldı – Cenk Mutluyakalı

Ünlü Kıbrıslı yönetmen Alexia Papalazarou’yu kaybettik.Hem de genç yaşta…En...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,994TakipçilerTakip Et
774AboneAbone Ol

Son eklenenler

Sömürgecilig Goşullarında EKTAM Direnişi – Halil Karapaşaoğlu

6 Şubad 2026 tarihinde DEV-İŞ’e bavlı EMEK-İŞ, EKTAM KIBRIS...

Bir Veda Konuşması ve Sanata Dair Bazı Düşünceler – Niyazi Kızılyürek

Kilisede takım elbisesiyle tabut içinde yatan adamın yanı başında...

Onlarca ifade, yüzlerce isim, milyonlarca belge, sıfır dava – Aras Coşkuntuncel

Temsilciler Meclisi Üyesi Jerry Nadler: Epstein’ın suç ortaklarından kaçını suçladınız?...

Başkanın tüm tarafları – Fehim Taştekin

Suriye Demokratik Güçlerinin (SDG) kontrolündeki stratejik manivela araçlarının neredeyse...

Tek seçenek reddetmek – Serdar M. Değirmencioğlu

Militarizmin, acımasızlığın ve utanmazlığın her gün ısrarla bütün dünyaya...

Laikliği sahiplenmek sınıfsaldır – Korkut Boratav

Sosyalist sol düşün üzerinde sahibi olduğu ağırlığı, küçük parlamento...

Çöp meselesi: Bir sınıf ve mekân rejimi – Ecehan Balta

Şehirlerin bir alışkanlığı var: Kirliliği görünmez kılmak. Çöp poşeti...

Silahlanmada Alman-Fransız rekabeti – Yücel Özdemir

Bundan yaklaşık dokuz yıl önce, temmuz 2017’de Almanya ve...

Canlı yayın