yaklaşımlarMehveş BeyidoğluAybaşı - Mehveş Beyidoğlu

Aybaşı – Mehveş Beyidoğlu

Orjinal yazının kaynağıozgurgazetekibris.com

Aybaşımı ortaokul bittiğinde yaz tatilinde görmüştüm.

Ne kadar geç regl olursan o kadar geç menopoz olursun diyorlar.

Umarım öyle olur. Çünkü seviyorum ben bu aybaşı işlerini.

Sevmeyen arkadaşlarım var.
Bitsin artık kurtulalım diyorlar.

Ben de ne kadar geç; o kadar iyi diyorum onlara.

Aybaşım bittiğinde özgürleşeceğime inanmıyorum.

Üretkenlik bitiyor ama onunla birlikte östrojen, progesteron gibi hormonlarımız da azalıyor ve tükeniyor.

Ayrıca, ben hep sevmişimdir aybaşı zamanlarını.

Başıma ara ara bela açtığı oldu tabii ama onların bile kendi içinde tatlı hatıraları var.

Malum lekeler… Seviyoruz onları.

Yaşam döngüsünün devam ettiğini her ay hatırlamak iyi gelir bana.

Büyük ihtimalle pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da babamın büyük bir rolü var bu şekilde hissetmeme.

Çünkü bana öncesinde bu konuyu uzun uzun anlatmıştı ve bu süreç daha başlamadan benim için sıradan bir hale gelmişti bile.

***

Aybaşım ilk geldiğinde babama gidip “baba, külotumda kan lekesi var, sanırım aybaşım geldi” demiştim.

Babam, her zamanki gibi koltuğuna güzelce yerleşmiş kitap okuyordu.

Olabilir, annene bir göster kızım, bakalım o ne diyecek” demişti bana her zamanki doğallığı ile.

Lekenin aybaşı olduğu anlaşılınca akşam güzel bir kutlama yapmıştık üçümüz. Benim ‘büyümemi’ mutlulukla karşılamıştık.

Babam sofrada “Evet kızım, artık yeni bir döneme girdin. Bundan sonra vücudunda bazı değişiklikler başlayacak. Bunları saklamak yerine onlarla gurur duyman lazım

Göğüsler büyüyecek, bel incelecek, hatlar yuvarlaklaşmaya başlayacak ve bunun gibi değişimler olacak. Bunlarla gurur duymak lazım. O yüzden her zaman başın diki omuzların geride olsun. Utanıp göğüslerini kapama sakın. Bu yaşamın doğal döngüsünün bir parçası” demişti.

İlgiyle dinlemiştim babamı.

14 yaşından bu yana da hep severek geçirdim bu günleri.

Şanslıydım da sanırım. Çünkü hiçbir zaman fiziksel bir ağrı hissettirmedi bana.

Psikolojik devinimler yaşadığımı da pek hatırlamıyorum. Son zamanlarda belki…

O yüzden ben hiç “hastalığım geldi”, “hasta oldum” demedim, “teyze”, “meyze” gibi kelimeler de kullanmadım.

Çünkü bu ne bir hastalık ne de sakla(n)ma durumu.

Bu her ay her kadının başına gelen sağlıklı bir “aybaşı” durumu.

Şimdi böyle güzel güzel devam ederken birden 49’a gelivermişim.

Ve her şeyin bir vakti var değil mi?

Menopoz kapıda mı acaba diye düşünürken daha yakın bile olmadığımı öğrendim ama zamanı gelecektir.

Ve bu konuyu da bir başka yazıya ayırmak güzel olabilir.
Ne dersiniz?

Diğer yazıları

Anber Onar – Mehveş Beyidoğlu

Dostlar merhaba,Son birkaç haftadır enerjim oldukça düşüktü.Gerek kişisel sebeplerden...

Ara – Mehveş Beyidoğlu

Sevgili dostlar,Size de olur mu?Bazen yaşadıklarımızı, öğrendiklerimizi, düşündüklerimizi paylaşmak...

Tembellik Hakkı – Mehveş Beyidoğlu

Annan Planı sonrasıydı.Benim gibi uykuyu çok seven bir insan günde...

Stok – Mehveş Beyidoğlu

Savaşı en acısıyla yaşamış, darbe almış biri olarak kıtlığı iyi...

Bağ kurmakla bağımlı olmak arasındaki çizgi: ilişkiler üzerine bir düşünce – Mehveş Beyidoğlu

“Gerçek özgürlük, başkalarına bağımlı olmaktan değil, onlara sağlıklı bir...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,970TakipçilerTakip Et
819AboneAbone Ol

Son eklenenler

Palantir’in ‘teknolojik cumhuriyet’ manifestosu üzerine – Mahir Ulutaş

2003 yılında Peter Thiel tarafından kurulan, merkezi Silikon Vadisi’nde...

Yapısal koşullardan sıyrılırsak – Özkan Yıkıcı

Genelde siyasal sistemler değişik yöntemlerle kendilerini hem ayakta tutarlar...

İşimiz Boru… Boru bizim İşimiz… – Mertkan Hamit

Alaköprü Barajı’ndan çıkıp denizin altından Geçitköy’e ulaşan su, yaklaşık...

Çernobil’in 40. yılı – Mehmet Horuş

Çernobil nükleer felaketinin üzerinden 40 yıl geçti. Her yıldönümünde...

Otokrat Orbán’n seçim hezimeti: Macaristan’dan alınacak dersler – Yonca Özdemir

Macaristan bizi niye ilgilendirsin, demeyin. Öncelikle, hiçbir ülkenin koşulları...

Bir erken seçim daha – Özkan Yıkıcı

Konumuzun geçtiği yer Bulgaristan. Kolay değil: Beş yılda tam...

“Kayıplar” için en kötü aylardan biri: Nisan 1964… – Sevgül Uludağ

Malta’dan araştırmacı gazeteci Caroline Muscat, yazılarından birinde şöyle diyor:...

Devlet Malı Deniz Yemeyen Keriz – Şener Elcil

Kıbrıslı Türkler geçmiş yıllarda Türkiye’ye, “Türkiya” derlerdi. Batılı tarih kaynaklarında...

Canlı yayın