iktibasHediye LeventSuriye: Korku ve ümit iç içe - Hediye Levent

Suriye: Korku ve ümit iç içe – Hediye Levent

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

Suriye’de temkinlilik ile ümidin iç içe geçtiği günler yaşanıyor ama kesin olan şu ki hâlâ azınlıklar ve ılımlı ya da laikliğe yakın Sünni kesimde korku hakim. Ancak her gün bu korkuyu derinleştiren iddialar, hamleler gelirken diğer taraftan ümidi besleyen gelişmeler de yaşanıyor. İnsanlar hem HTŞ’nin kontrolündeki bölgelerden gelen infaz, kayıp, saldırı gibi haberlere dair gerçekleri öğrenmeye çalışıyor hem de HTŞ’nin Şam kadrosundan yapılan açıklamaları yorumlayarak gidişatı anlamak için uğraşıyor.

İnsanların gündeminde ve oldukça yakından izlediği birçok konu var ancak sıcak gelişmelerle birlikte sırayla gidelim.

İnsanların “Ne oluyor, nasıl olacak?​” diye sorduğu en sıcak adımlardan biri yeni ordu kurulmasına ilişkin hamlelerin bir parçası olarak yapılan atamalar oldu. Tamamı HTŞ kadrolarından olmayan ve aralarında yabancıların da olduğu HTŞ’nin yeni komuta kademesi mevcut tedirginliği iyice artırdı. Bu hamleyi, azınlıklar başta olmak üzere HTŞ ideolojisine ve siyasetine karşı olanların bastırılması niyetinin açık bir göstergesi olarak yorumlayan epeyce insan var. Diğer taraftan “Tehlikeli ancak pragmatik bir adım” diyenler de mevcut. Bu kesime göre HTŞ’nin Lideri El Şara’nın karşı karşıya olduğu en büyük sorun yıllardır birlikte hareket ettiği ve ılımlı hamlelere pek sıcak bakmayan radikaller ve yabancı cihatçılar. Bu gruplarda yer alanların sayısının 8 binden fazla olduğu tahmin ediliyor. HTŞ yönetimi ile uzlaşamamaları halinde yeni yönetimin şimdilik en zayıf noktası olan azınlıklara yönelik saldırıların gerçekleştirilmesi hiç de zayıf bir ihtimal değil. Keza HTŞ daha ordu dahil güvenlik teşkilatlarını kurmamışken, ülke içinde güvenliğin sağlanması için uzun zaman gerekiyorken radikallerin ve yabancı cihatçıların elimine edilmesi kolay değil. Bu çerçevede yeni komuta kademesini “tehlikeli ancak pragmatik” bir adım olarak değerlendirenler yeni komuta kademesine dahil edilen bazı isimler üzerinden bu grupların kontrol altına alınabileceğini savunuyor. Bu görüşte olanlara göre, HTŞ’nin İdlip’i yönetirken birçok grupla iş birliği yapması bu grupları yeni dönemde yani Şam dahil ülkenin büyük kısmını kontrol ederken kontrol edebilmesi aynı şey değil çünkü İdlip’te olağanüstü şartlar bir takım zorunlu iş birliklerini zorunlu hale getirirken ülkenin yönetimini ele alan HTŞ’den bu grupların beklentili olmaları, zayıf anını kollayıp harekete geçmeleri kısacası güç savaşlarına girişmeleri de muhtemel. Bu nedenlerle cihatçılardan oluşan bir komuta kademesi ataması radikal grupların kontrolünü sağlayabilir, El Şara’nın iktidarına yönelik silahlı muhalif kesimlerden gelebilecek saldırılara karşı bir güvence olabilir ve aynı zamanda ülke dışına yönelik “Size yönelik tehlikeleri de bertaraf etmeye çalışıyorum” mesajı verebilir.

Cihatçılardan oluşan bir ordu nasıl bir ordu olacak; bunu kimse bilmiyor. Ancak bu adımın çok ama çok tehlikeli olduğunu düşünenler “El Şara’nın uluslararası ılımlı adımlar atarak uluslararası meşruiyet kazandıktan sonra gerçek ajandasını uygulamaya girişeceğini ve kontrol ettiği bölgelerde İdlip’tekine benzer katı şeriat anlayışı ile yönetilen baskıcı bir yönetim kuracağını” savunuyor.

İnsanların hararetle tartıştığı bir başka gelişme ise HTŞ Lideri El Şara’nın bir Arap televizyonuna verdiği röportajda seçimlerin yapılmasının 4 yılı, anayasanın hazırlanmasının ise 3 yılı bulabileceği yönündeki ifadeleri oldu.

HTŞ’ye yönelik temkinli ve hatta tedirgin olanlara göre bu açıklama El Şara’nın gücü elinde toplamak istediğini ve yeni bir diktatoryal dönemin açık sinyali. Buna karşılık ikinci kesime göre ülkenin ihtiyacı olan şey seçimle oluşan karmaşık ve sürekli birbiriyle kavga eden etkisiz bir parlamento değil, icraata odaklanmış kararlı bir yönetim.

Ancak bu noktada HTŞ’nin devlet kurumlarından ekonomiye kadar ülkenin yeniden imarı konusunda yeterli tecrübeye ve bilgiye sahip insan gücü olmadığı da açık.

Yine Suriye dışından çok görünmeyen ancak sokaktaki insanın şahit olduğu durumlar da var; mesela Şam’daki Şii camilerinin HTŞ tarafından korunuyor olması, azınlıkların bölgelerinde HTŞ’den devriyelerin gezmesi gibi. Hâlâ çok sayıda başıboş ya da çeşitli silahlı gruplara bağlı olduğu iddia eden silahlı grup var ve insanlar bu gruplardan korkuyorlar.

Ancak diğer taraftan Lazkiye, Tartus, Halep, Hama kırsalı gibi yerlerde evlerinden veya sokaktan alınıp kaybedilen çok sayıda insan olduğuna dair haberler artarak devam ediyor. Bu arada kaybedilen insanlar arasında Sünniler de var. Önceki yönetim döneminde istihbarata düzenli olarak sivil halk hakkında bilgi verdiği iddia edilen kişilerin listelerinin ele geçirildiği ve bu isimlerin ortadan kaybolduğu öne sürülüyor.

HTŞ kaybolanlar hakkında “Bizimle ilgisi yok, münferit saldırı, saldıran grubun bizimle ilişkisi yok, kişisel intikam saldırısı” gibi açıklamalar yapıyor ve infaz haberlerinin giderek arttığı bölgelere HTŞ’den daha fazla devriye gönderiyor ancak bu açıklamalar da insanların korkusunu yatıştırmaya yetmiyor. Özellikle Alevilerin ve Hristiyanların yoğun olarak yaşadığı bölgelerde kent, kasaba merkezlerinde insanlar tedirgin ancak günlük hayatlarına devam ederken özellikle köyler ve kırsal bölgeler oldukça tehlikeli hale geliyor her geçen gün.

HTŞ’nin bu bölgelere yerleştirecek kadar adamının olmadığı, her yere yetişemediği gibi sebepler olduğunu söyleyenler var. Korkunun giderek derinleştiği bölgelerde yaşayanlar ise “Saldıran veya birini almaya gelenler en azından HTŞ’den geldiğini gösteren bir kağıt, izin veya bir şey göstersin” diyor. HTŞ tarafından alınanların akıbeti ise net değil, hapse atıldıkları ve mahkeme sürecinin yapılacağını söyleyenler olduğu gibi birçok kişinin infaz edildiğini söyleyen de var.

HTŞ kadrolarının azınlıklara ve hatta önceki yönetime dair hedef gösteren, aşağılayan, küfür içeren açıklamalar yapmadığına dikkat çekerek “zamana ihtiyacımız var” diyen iyimserlere göre “HTŞ’nin hamlelerini El Kaide kökenli bir örgüt olduğunu unutmadan değerlendirmek gerek.” Tedirginlik ve korku içinde olanlar ise “HTŞ markaj altında olduğunu biliyor ve profesyonel hareket ediyor. Azınlıklara yönelik saldırılara göz yumarak ya da münferit saldırılar diyerek azınlıkları can güvenliği karşılığında her şeyi kabul edecek hale getirmeye çalışıyor” diyor.

Diğer yazıları

Hürmüz krizi Türkiye ve Suriye için fırsat mı? – Hediye Levent

Hürmüz Boğazı’nın merkezde olduğu ABD-İran krizi hâlâ devam ediyor...

OPEC’te deprem ve Türkiye! – Hediye Levent

Petrol İhraç Eden Ülkeler Organizasyonu (OPEC) Birleşik Arap Emirlikleri’nin...

Diplomaside distopya dönemi ve Türkiye! – Hediye Levent

İran-Amerika-İsrail savaşı zaman zaman sakinleşse de asla durmayan depremlerden...

Lübnan-İsrail görüşmeleri barış getirir mi? – Hediye Levent

Amerika’nın araya girmesi ile Lübnan-İsrail doğrudan müzakereleri başlayacak gibi...

Ateşkes mi, mola mı? – Hediye Levent

ABD-İran-İsrail savaşına dair ateşkes açıklamalarını ve haberlerini okurken aklıma...
4,420BeğenenlerBeğen
1,497TakipçilerTakip Et
3,964TakipçilerTakip Et
830AboneAbone Ol

Son eklenenler

Hürmüz krizi Türkiye ve Suriye için fırsat mı? – Hediye Levent

Hürmüz Boğazı’nın merkezde olduğu ABD-İran krizi hâlâ devam ediyor...

Yeni nesil kapitülasyonlar – Mahir Ulutaş

Türkiye’nin son yıllarda enerji ve doğal kaynaklar alanında ardı ardına imzaladığı...

Paşinyan’ın kıvrak siyasal dansları – Özkan Yıkıcı

Ermenistan’da önemli bir zirve yapıldı. Avrupa ülkeleri ve Kanada...

Savaş imparatorluğu ABD: İran’ın stratejik savunma taktikleri – Volkan Yaraşır

İran savaşı ateşkes momentiyle yeni bir aşamaya geçti. Savaş...

Katledilmelerinin 54’üncü yılında onlardan ilham almaya devam ediyoruz – İhsan Çaralan

Bugün 6 Mayıs 2026!Deniz, Hüseyin ve Yusuf’un vahşice katledilerek...

Deniz olmak ve Denizleri aşmak… – Mustafa Yalçıner

Hedef belirten sloganı biliyorum. Tabii ki “Deniz olunmalı”!Hedefini “Deniz...

Filistin’den Kürecik’e Denizlerin mirası – Yusuf Karadaş

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan idamlarının her...

Canlı yayın