12 Aralık 2025, Cuma
10.8 C
Lefkoşa
yazılariktibas“Sınır hattı çok sıcak” - Ceren Sözeri

“Sınır hattı çok sıcak” – Ceren Sözeri

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

Bir zamanlar gazetecilik öğrencileri Kıbrıs sorunu, İsrail-Filistin meselesi, Balkanlardaki dengeler, Kafkasya gibi konuları bilmeden mezun olamazlardı. İdealist olanların hayali küçük birer Mithat Bereket, Coşkun Aral, Burbuçe Ruşiti olmaktı. Nasrallah’ın ölümünün ardından bir televizyon kanalında Coşkun Aral’ı dinliyordum. Nasrallah’la söyleşi yapabilmiş ender gazetecilerden biri olan Aral’a göre bu başarının sebebi Nasrallah’ın Lübnan Hizbullah’ı ve Türkiye Hizbullah’ının farklı örgütler olduğunu anlatma gayesiydi. Bugün bu farkı bilmediğinden şüphe ettiğim gazeteciler, yorumcular var ekranda.

Geçen hafta Narin’in katilini bulma hafiyeliğine soyunan gazeteciler ceketlerini bile değiştirmeden ellerinde sopa ile Ortadoğu haritasının başına geçtiler. Ne tarihsel arka plan vardı ne saha bilgisi. Üstelik kimileri mezhepçi yorumlar yapmaktan da çekinmedi. Saha ise bambaşka bir haberciliğe sahne oldu. Gazze’deki katliamı Kudüs’ten ancak İsrail’in izin verdiği kadarıyla aktaran gazeteciler, bu sefer Beyrut’a girebilmişti. Tıpkı depremde olduğu gibi bazıları kendileri haber olmayı tercih ettiler. Dahiye’ye gidip “Gördüğünüz gibi sokaklar bomboş” diyenler, “Sınır hattı çok sıcak” gibi akla zarar yorumlar, İsrail’in attığı füzelerin ardından yüzlerce insan ölmemiş gibi ‘ne kadar korktuklarını’ anlatanlar… Ve en nihayetinde stüdyoda insanlık dramını bırakıp durumun Türkiye’yi nasıl etkileyeceğine odaklananlar. Burası ayrı bir ilgiyi hak ediyor çünkü ülke, uzun zamandır içe kapalı bir siyaset izlediği için uluslararası alanda olup bitenler de Türkiye’yi merkez alarak tartışılıyor ya da siyaset tarafından “iç cepheyi çökerttirmeyiz” çerçevesinde araçsallaştırılıyor. Çevrenizde olup biten her şeyin kendisiyle ilgili olduğunu düşündüğünüz biri olsa yardım almasını önerirsiniz, oysa medya uzun zamandır bu ‘arızadan’ mustarip.

Bu arada iğneyi kendimize batırırken çuvaldızı da unutmamak gerek. Batı medyası da 8 Ekim’den bu yana çok kötü bir sınav veriyor.  New York Times, BBC gibi güya güvenilir kaynakların Gazze haberlerinde özne yok. “Öldürüldü”, “Gazze’nin su sistemi savaş tarafından tahrip edildi” gibi İsrail’in failliğini gizleyen bir dil tercih ediliyor. İsrail’in işlediği savaş suçlarına itirazlar çok az haber oluyor ya da Londra’da olduğu gibi protestolar ancak medyanın kapısının önüne geldiğinde duyurulmak zorunda kalıyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün açıklamasına göre bugüne dek 130 Filistinli gazeteci öldürüldü, medya kuruluşları İsrail tarafından hedef alındı. Haber yapanlar tutuklandı, işkence gördü. Chomsky ve Herman’ın tarif ettiği propagandanın en önemli ayaklarından biri olan tepki yönetimi medyayı kuşatmış durumda. İsrail’in savaş suçu işlediğine dair her ima antisemitizm suçlamasıyla, “teröristleri” desteklemekle karşılık buluyor. Özellikle ABD medyası para ve siyasi kaynaklarını kaybetmekten korkuyor.

1991 Körfez Savaşı CNN’le birlikte haber kanallarını hayatımıza sokmuştu, 2003 Irak işgali savaşın öbür yüzünü gösteren Al Jazeera’yı ortaya çıkardı. Bu savaşın bir medyası yok. İster BBC’yi, ister CNN’i, ister Al Jazeera’yı takip edin hep aynı görüntüler üzerinden uzman yorumlarını izliyorsunuz. Propaganda artık bir de sosyal medya üzerinden yürüyor. Medyayı ele geçirip sosyal medyayı dezenformasyon ve misenformasyona boğunca gerçekler feda edilip mevzu “Hamas’ı kınayıp kınamamak”ta kilitleniyor.

Son olarak iyi örneklere de değinmek gerek. Reuters’ın ABD Dış Politika Editörü Hümeyra Pamuk bu hafta ABD’li üst düzey yetkililerin kendi aralarındaki yazışmaları haberleştirdi. 11-14 Ekim arasındaki e-maillerde kimi yetkililerin savaş suçuna ortak olma endişelerini dile getirdiğini, ancak bunlara kulak asılmadığını ortaya çıkardı. Belki de en çarpıcısı ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Orta Doğu ve Kuzey Afrika Koordinatörü Brett H. McGurk’ün, durumu 2016 yılında Musul’da IŞİD’e karşı düzenlenen ve Irak kentini harabeye çeviren askeri operasyona benzetmesiydi. McGurk Musul’da da planlandığı gibi Gazze’de de ateşkes çağrısı yapmadan insani yardımlarla sorunun çözülebileceğini savunuyordu. Seçim arifesinde ABD’nin Ortadoğu’ya bakışını gösteren önemli bir habercilik başarısıydı.

Ve Hediye Levent. Evrensel’e yazdığı yazıların yanı sıra Voice of America’ya Beyrut’tan bildiren Levent aynı zamanda Youtube’da program yapıyor. Olan biteni bağlamı ve tarihsel arka planıyla tane tane açıklıyor, dahası izleyicilerden gelen soruları sabırla cevaplıyor. Bu savaşın medyası yok ama tarihi ve sahayı bilen gazeteciler hala var. Doğru bilgiye ulaşmak bugünlerde biraz da okuyucunun ilgisine ve çabasına kalıyor.

Diğer yazıları

ABD’nin Ulusal Güvenlik Stratejisi ve Barrack’ın uysal monarşisi – Nuray Sancar

ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barrack,...

Devrimin Bugünkü Anlamı Nedir? – David McNally

David McNally’nin Spectre Dergisi’nin çevrimiçi etkinliği öncesi etkinliğe çağrıyı...

Stockholm… sendrom mu? balon mu? – Arif Mostarlı

Devlete sevdalı ‘normal’ – ve elbette işbirlikçi – bir...

Emperyalizmin modern silahı: Borçlandırma – Uğur Zengin

Zihnimizde dış borca dair iki çarpıcı bilgi var. Birincisi,...

Britanya’nın yeni sosyalist alternatifi: Sizin Partiniz – Özge Güneş

Birleşik Krallık’ın yeni sol partisi ‘Sizin Partiniz’, kuruluş konferansını...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,998TakipçilerTakip Et
746AboneAbone Ol

Son eklenenler

Pembe Dalga’nın sönüşü: Latin Amerika’da aşırı-sağın yükselişi – Kavel Alpaslan

Aşırı-sağın yerini sağlamlaştırdığı bir zamanda Latin Amerika’daki solun içerisinden...

Trump Avrupa’da ‘rejim değişikliği’ istiyor – Yücel Özdemir

“Rejim Değişikliği”, bugüne kadar daha çok ABD ve Avrupa...

ABD’nin Ulusal Güvenlik Stratejisi ve Barrack’ın uysal monarşisi – Nuray Sancar

ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barrack,...

Nükleer atıklar gündelik yaşamın neresine düşer? – Pınar Demircan

Bir kentin gündelik yaşamı sessiz bir süreklilik üzerine kuruludur....

Bir hükümete daha güle güle: Bulgaristan – Özkan Yıkıcı

Bu yıl belkide muhalefet bakımından konuşulacak konu da hükümetlerin...

Lübnan bir kez daha savaşın eşiğinde! – Hediye Levent

Lübnan semalarında bir kere daha kara bulutlar toplanmaya başladı....

Fabrikada-tarlada: Sovyet kütüphane kültürü – Kavel Alpaslan

Tarihler 1980’leri gösterdiğinde dünyadaki üç kütüphaneden biri tek bir...

TOGG’un yerlilik oranı Ford’a yaklaştı – Özgür Gürbüz

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı iki gün önce bir ara...

Canlı yayın