yaklaşımlarÖzkan YıkıcıDeğişen yok, bildik Fransa - Özkan Yıkıcı

Değişen yok, bildik Fransa – Özkan Yıkıcı

Fransa konusunda bilginiz varsa, tarihi birikime de sahipseniz, gelişmeleri çok kolay anlarsınız. Yok eğer, bilginiz yoksa, hep yanılmma şansınız da vardır. Üstelik Fransa olaylarını duyunca, K. Kıbrıs gözlüğünü takıp anlamaya veya rasgele konuşmak moduna girerseniz, saçmalamaya varan konuma kolayca düşersiniz.

Fransadan yine olaylarla dolu haberler geliyor. Sürpriz deyildir. Kısa dönemde bir çok Fransa ile alakalı çalkantılar zaten yaşandı. Öğrenci isyanları, seçimler, Sarı yelekli yenin hareket sıcaklığı, emek emek eksenine hak gaspları ve olaylar ve en son öldürülen bir yurtaş sonucu sokakların karşışmasını sayabiliriz. Göründüğü gibi, kısa zamanda yaşanan bu gelişmeler, Fransanın gelişmiş Kapitalist ülke olmasına karşın, güncel yaşamın kaçınılmaz sosyal siyasal gerçekleridir.

Son yine alışmaya  başladığımız bir olaylar karşılaştık. Bir Fransız polisi, Cezayir kökenli genci vurarak öldürdü. Grekçe, dur ihdarına uymaması. Peşinden Fransa sokaklarında  protestolar başladı. Tutuklamalar ve olaylar peşpeşe sıralanma noktasına  gelindi. Tartışmalarn ise “polise verilen geniş yetkiler” noktasında yapılıyor. Makron yönediminin son dönemi nedense hep  sokak olaylarıyla dolu dolu geçiyordu. Bu defa da öldürülenn Cezayir kökenli kişiden kaynaklanıyor.

Yankı bulmasının önemli bir noktası da konuda hep ırkçılık algısının da olmasıdır. Bu boş bir algıdan çok genel olarak takınılan göçmen karşıtlığı ile büyüyen faşist siyasal güçlenmenin de etkileri elbet vardır. Nitekim, Fransada ikinci turda Makronun karşısında faşist Lopen vardı.işin önemli bir gerçeği de Fransada hem ırkçı hareket oldukça güçlenirken, ırkçılık karşıtı özellikle sol eksen de toparlanıyor  durumda olmasıdır. Bu karşıt gerçeklik, olaylar karşısında daha ikili duyarlı olunmasını getiriyor. Fransada hem de tartışmalı şekilde öldürülen Cezay,irli için de ırkçıların başka solcuların ise faşistlik siyasal karşıt ekseniyle yorumlama getirmesi de kaçınılmazdır. Ne yazık, son dönemlerde başta ABD de olmak üzere polislerin bazı cinayetlerinde ırkçılık yakalanması da konunun evrensel faşist idolojik siyasal duruşun geliştiğini de gösteriyor. Hele de ülkelerdeki ırksal etnik ayrımın daha da duyarlı olmasını da tetikledi. Amerikada dahi polis siyah cinayeytlerinde sokaklardea sert tepkiler olması tesadüf deyildir. A Ayrıca, ırkçılık ve ekonomik kriz nedeniyle oluşturulan ve gerektiğinbde siyasal kazanç için kulanılan göçmenlik de ırkçılığı adeta beslemeğe hız verdi.

Fransada övülen bir konuydu. Çok deyişik kesimin ortak deyrlerle ulusal devlet kuramında birleşmeleri. Artan ekonomik kriz. Emek ekseninden yoksulaşma genişlemesi ve ırkçılığa sorunları yükleyip güçlenen faşist hareketler, artık son yıllarda Fransada alışılmamış etnik kökenli ayrımlı vurma ve protesto olayları yaşanma döneminbe girildi. Kısa zaman öncen benzer olaylar yoksuların yaşandığı özellikle Afrika kökenli kesimlerde epey gerilimler ve çatıışmalar da yaşandı.

Son Fransa olayında en önemli yanlışlığın polise verilen daha kolay silah kulanma yetkisinin de katgısı olduğu inancı yaygındır. Makron, özellikle yoksulara karşı aldığı hak gaspları nedeniyle artan protesto hareketlerini kontrol altına alma vey büyüyen göçmenlik karşıtı bakışları da idare etme isteği son  olayın olmasında adeta tartışma karşılığı buldu. Hemen silah kulanman sonrası bu olayın olması, üstelik de öldürülenin Cezayir kökenli oluşu, adeta ırkçılık karşıtı duyguları da öfkelere çevirdi. Günnlerdir süren olaylar, Fransada giderek dahan sert muhalefet yaşanırlığının da normalleşme tehlikesini de gösteriyor. Kısa zaman önce sene başından beri süren emekçilerin yasaya karşı direnişleri daha külenmeden, şimdi de ırkçılıkla aklakalı öldürtülen gencin protestoları gelmesi, Fransız sokaklarının sıcak kalmasına da zemin sağlıyor.

Sokaklarda polisin sertleşmesi, duyulan öfke ve gelen saldırıların etkisiyle epey çatışmalı görüntülerle karşılaşmak noktasına geldik. Bu arada ekleyelim: ister Türkiyede ister K. Kıbrısta böyle bir olay olsa, ayni reyakson görülmez. Türkiyede Kürt kökenli insanların öldürülmesinde brakın polisi sorgulamağı, resmen bunu alkışlayan kesimlerin sesi duyulur. Hemen terörist sesleri duyulur. Fransada ise öldürülen Cezayir kökenli olsa da önemli Fransızın tepki göstermesi nasıl ikili dünyanın olduğunu da anlıyoruz. Çocukların dahi tankla öldürülmesi Türkiyede sansüre veya başka imgelerle savunulurken, Polisin vurduğu Cezayirli için Fransızlar sokakta. Bunlar devletlerin ırkçı bakışının somut kanıtlarıdır. Aynen göçmenler konusundan da oluyor. Kendi ülkesinden gidenlerin hakları denilirken, kendi ülkesine geleni işine göre kar veyan suçlama ikileminde deyrlendirmeler epey yaygındır.

Kısaca, Fransa olaylarının iki önemli sonucu vardır. Uygulanan ırkçılıklan faşizmin nerelere gelindiğini anlıyoruz. İkincisi de eğer bu olaylar Fransada yaşanıyorsa, tehlikenin nerelere tırmandığının da kanıtıdır. Faşizmin genişlemesi, ekonomik kriz ve devletlerin daha da sertleşip ötekine daha da baskıcı olma tutumların böylesi uygulamaları ve duyarlı kesimlerin de tepkilerini göstermektedir. Bu tüm dünyaya önemli derstir. Son olarak, tüm dünyada kanıtlanan, faşizmin ırkçılık ve devletinn şidet  kulaımında, eğer  “bitti denilen sol” olmasa, tepkiler de olmayacaktı. Irkçı tepkielrin  de ikili doğmasına  nzeminn hazırlanacaktı. Sol bitmiştir diyenler bir defa daha düşünsün. Sosyalist seçeneksiz dünyada faşizminn nasıl yol bulup sonuçlar üretiği artık Kral çıplağın ta kendisidir.

Diğer yazıları

Mayıs havalarında Kıbrıs semaları – Özkan Yıkıcı

Kıbrıs da tüm dünya gibi Mayıs ayına girdi. Günler...

Paşinyan’ın kıvrak siyasal dansları – Özkan Yıkıcı

Ermenistan’da önemli bir zirve yapıldı. Avrupa ülkeleri ve Kanada...

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamından günümüze – Özkan Yıkıcı

Şu itirafı yaparak konuya gireceğim: Sürekli makale yazmaya başladığım...

Propaganda gücü ile gözden kaçırılanlar – Özkan Yıkıcı

Bölgemiz son aylarda, hem de kirlinin de ötesinde, savaşlarla...

Parlamento seçimlerine günler kaldı – Özkan Yıkıcı

Güneyde Kıbrıs Cumhuriyeti parlamento seçimlerine günler kaldı. Ayın son...
4,425BeğenenlerBeğen
1,502TakipçilerTakip Et
3,964TakipçilerTakip Et
831AboneAbone Ol

Son eklenenler

8 Mayıs 1945’ten bugüne düşen – Yücel Özdemir

81 yıl önce bugün Berlin’de, İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşı’nın...

‘Özgürlüğü seven herkesin Kızıl Ordu’ya ödeyemeyeceği bir borcu var’ – Kavel Alpaslan

Heykeller neredeyse her zaman ‘bilindik’ insanları işler. En fazla...

Yolsuzluk dosyalarına “yasa” zırhı – Gözde Bedeloğlu

Kuzey Kıbrıs Cumhuriyet Meclisi’nde oy çokluğuyla kabul edilen “Ceza...

Mayıs havalarında Kıbrıs semaları – Özkan Yıkıcı

Kıbrıs da tüm dünya gibi Mayıs ayına girdi. Günler...

Hürmüz krizi Türkiye ve Suriye için fırsat mı? – Hediye Levent

Hürmüz Boğazı’nın merkezde olduğu ABD-İran krizi hâlâ devam ediyor...

Yeni nesil kapitülasyonlar – Mahir Ulutaş

Türkiye’nin son yıllarda enerji ve doğal kaynaklar alanında ardı ardına imzaladığı...

Paşinyan’ın kıvrak siyasal dansları – Özkan Yıkıcı

Ermenistan’da önemli bir zirve yapıldı. Avrupa ülkeleri ve Kanada...

Canlı yayın