yaklaşımlarÖzkan YıkıcıHatırlatma adına yazıyorum - Özkan Yıkıcı

Hatırlatma adına yazıyorum – Özkan Yıkıcı

Türkiye acayip denecek bir seçim sürecine çoktan girdi. Anormal olduğu her adımda karşımıza net şekilde geliyor. Örneğin aday listeleri dahi açıklanırken, sıra belirlenirken ki yasal gerçeklik nasıl bir seçime girildiğinin tehlikeli mayın tarlası sinyalidir. Öyle bir seçim yasası ile gidiliyor veya propagandadaki eşitsiz koşullar kuralları hepsi bize bildik klasik seçim olmadığının yanıtıdır. Hele de yasaklar, baskılar ve RTÜK cezaları dahi nasıl verildiği gerçekleri yanyana konulunca, sorunun durumu netdir. Normal olmayan seçimler sürecinde  bulunuyoruz. Kayıp evladını arayan anaya dahi gösterilen tutum, yalan söylemenin kıyaklığı hepsi vardır. Televizyon kanalarını izlerken, en basit kelimeyi dahi söylerken “RTÜK cezası var” korkusuyla söyletilmeme derecesi bile propagandadaki yalın çıplaklığı haykırmaktadır. Ben son televizyon yayınlarını dinlerken ve braktırılan sığ alandaki siyasal probaganda dengesizliklerini her cümlede nerede se yakalarken, istedim ki bazı hatırlatmaları da yeri geldiği için hatırlatayım. Çünkü öyle bir seçime giriyoruz ki Türkiyedeki sıkıntının yükseltiği muhalefet ve dün söyleseniz kimsenin destek vermeyeceği muhalefet lideri denkleminde sonuç çıkacaktır. Elbet bunun bazı geçmiş dersleri de vardır. Bunları kısaca hatırlatacam.****

Çok geriye gitmeyecem. AKP tırmanış seçimleri dönemiyle başlayacam. Tabi ki o dönem AKP deyil de Refah partisi vardı. Yıl 1994 yerel seçimleri. Refah büyük şehirleri resmi açıklamaya göre aldıydı. Oysa özellikle Ankara ve izmirde çöplerden toplanan oyların miktarı Refah ve ANAP belediye başkanlarının kazandığı farkın da üstündeydi. Ama, nedense Sosyal demokratlar konuyu geçiştirdi. Beklenen tepkiyi koymadı. Bu oyların nasıl oldu da çöplerde bulunduğunun üzerine gitmediler. Devamı ise tam 4 yıl sonra geldi. Merinde yaşandı. Kürt aday oy sayımında önde görünüyordu. Mersinde kazanılacağı beli gibiydi. Ansızın elektrik kesildi. Sonradan gelen elektrikle birlikte Kürt aday seçimi kaybeti. Zamanın Mersin valisi isyan ediyor. Müdahaleler olduğunu da söyleyerek bunun “demokratik olmadığını” gerekçeledi ve istifa yaptı. Ne yazık yine Türkiyenin devlet partielri bu konuda ses çıkarmadılar. Hem de kualisyonda olmalarına rağmen….

Daha yakına gelirsek, klasik bilinen mühürsüz oylarla geçen günümüz anayasa referandumu vardı. Bu defa Kılıçtaroğlu tepki koymadı.  Sokaktan öcü gibi korktu. Günümüz AKP gerçeğinin kurumsallaşıp tek adam olma süreci de bu deyişimler oldu. Öyle bir mühürsüz oy vardı ki referandumun farkından çok daha fazlaydı. Tıpkı 94 yerel seçimlerdeki gibi oldu. Birinde mühürsüz zarflar ötekisinde ççöplere torba torba atılan oylar. Ozaman kimse kalkıp da YSK hepsi dinciydi demesin. Hele Doksanlardaki seçim kurularındaki ağırlık Kemalist yargıçlardan oluşuyordu.

Buna benzer daha birçok olay yaşandı. Ama ses çıkarılmadı. Ankara ile izmirin oyunlarla kaybedilmesinden sonra sosyaldemokratlar hayır çıkarmadı. Hele Ecevit dönemli bazı uygulamalarla resmen yol açılarak temizlendiydi. Şimdi seçime giderken, kimse garanti demokratik dürüş geçecek seçim demiyor. Tam aksine, hangi tehlike diye konuşuluyor. Yaşanan birikim bunu kanıtlıyor. ENgeleme diye bir sonuç hala alınamadı. İhtiyaç halinde nasıl müdahaleler edildiği acı yaşananlar ne yazık kuşkuları veya korkuları besleme dersleriyle doludur.  Zaten daha adaylık sırasındaki anayasa ihlalleri ve güç ile umursamaz davranmanın getirisi götürüsü de ortadayken, mutlaka endişeler sadece endişe deyil, yaşanan gerçeklerle ne yazık beslenmektedir. Hele de kim ne derse desin, Kılıçtaroğlunun dosyası bu konuda çok arızalıdır.

Şimdiden özellikle kaç yurtaş veya depremzadelerin durumu zaten kolayca kulanılacak oy potansiyel araç olarak hazır gibidir. Onun için kamuoyu derken, geçmiş de hatırlanarak deyerlendirme ve tetbir alınması gerekir. Anayasa veya yasaların nasıl çiğnendiği daha adaylıkta yeniden gerçekleşti. Onun için yukardaki yakın geçmişten birkaç örnekle konu hakında birkaç hatırlatma yaptım. Dileyim, Türkiye bu seçimle hiç olmazsa nefes alacak bir ortaya geçsin. Krizlerin kolay kolay sonlanacağı elbet mümkün deyildir. Ama yalanla hapse girmek, yasaklanma ve dayak yeme kolaylığı olmaması önemlidir. Gökçen Tahıncıoğlunun bugünkü zırhlı araç anlatılarının olmaması başlangıç dileğimle, seçilerin en azından daha az tahriple geçmesini dilerim. Çünkü normal koşullarda yürümediği şimdiden belli. Ya bizler mi: yalakacılar her koşulda uyma becerileri var. Biz ne düşünüyoruzda ise hala dyeilim. EN azından bilgilerle hatırlatıp nelerin sürpriz  olmadığını aklın bir yerine koymanızı sağladıysam, yeterli olacaktır.

Diğer yazıları

Konuyu ele alırken – Özkan Yıkıcı

Bilmem farkında mısınız: Hele de son yaşanan olayları da...

Yalaka yalan arenasından taktik ve psikolojik hamleler – Özkan Yıkıcı

Önceki yazımda, Kuzey Kıbrıs’taki genel grev eylemine dokundum. Sonucu...

Mart ayının son pazartesinden – Özkan Yıkıcı

Mart ayı da tamamlanmak üzere. Son haftanın pazartesine geldik....

İran’a saldırılar üzerinden bir ay tamamlandı – Özkan Yıkıcı

Bir ay önce gündem şöyle bir ikilem içindeydi: İran...

Savaş gerçeklerinde emperyalist propaganda kıskacına düşmek – Özkan Yıkıcı

İster şaka edin, isterse ilgisizliğe sığının: Değişmeyen net gerçekleriyle...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,977TakipçilerTakip Et
803AboneAbone Ol

Son eklenenler

Konuyu ele alırken – Özkan Yıkıcı

Bilmem farkında mısınız: Hele de son yaşanan olayları da...

Türkiye hâlâ “seçimli otoriter” mi? – Cansu Çamlıbel

Hükümet medyasının son bir haftadır kulağına fısıldanan üç senaryo...

Duvardaki tuğla İran mı? – Hediye Levent

Amerika-İran-İsrail savaşı birinci ayını doldurdu ancak hâlâ ne Amerika’nın...

Öldürmeyi reddedenler – Şendoğan Yazıcı

Anayasa Mahkemesinin önünde 30'dan fazla vicdani ret başvurusu yıllardır...

Katliam Teknolojileri: İran’a Emperyalist Saldırıda Yapay Zekâ Kullanımı – Davi Barbosa

LUCAS, geçen cumartesi İran semalarını istila eden Amerikan insansız...

Savaşın yayılması ve bölgesel yeniden dizayn politikasına etkileri – Yusuf Karadaş

ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaş bir ayını...

Ahmad Kaabour’u uğurlarken: Sansür ve direniş – Kıvanç Eliaçık

“Almanya Filistinli yazarları sansürledi.”Geçtiğimiz hafta böyle haber başlıkları okuduk....

Bu grev ve emekçi eylemi, bir “hak” mücadelesidir ve haklıdır… – Hasan Kahvecioğlu

İtfaiye aracından kitle üzerine su fışkırtma…Yirmi yaşındaki çocuğun gözünün...

Canlı yayın