7 Aralık 2025, Pazar
14.8 C
Lefkoşa
habergüncel haberAsker Mektubu: Aleni yakarıştır!

Asker Mektubu: Aleni yakarıştır!

genel_yazarNicelerine göre oldukça rahat bir askerlik süreci geçirmeme rağmen, ben ve arkadaşlarımın da kendimize has sorun ve zorluklar yaşadığımız bir gerçek. Fakat hiç biri içimi dökmek istediğim bu konu kadar sıkmadı ruhumu, ağrıtmadı başımı ve doldurmadı düşüncelerimi.

Güv. K. K.‘lığı, 1976 yılından beri şu veya bu sebeple çeşitli yaşlardaki İngiltere ve Hollanda asıllı Kıbrıslılar dahil, bir çok kişiyi bünyesinde barındırdı. Ben de mükellef asker olarak, 15 Nisan 2013’te diğer mükellefler gibi Gülseren olarak adlandırılan acemi eğitim birliğinde başladım askerliğe. Askerin hayatı basittir, ihtiyaçları sınırlıdır ve sadece ihtiyaçlar çerçevesi içinde sürdürür yaşamını. Sınırlı ihtiyaçlar da zaten sadece hayatı sürdürmeye yöneliktir ki, bu da hemen her noktada karşınıza çıkan tabela içindeki mottolarla kazınmaya çalışır beyninize: İhtiyaca evet, yeteri kadar israfa hayır, lükse asla!

Beyninize kazınan bu olmaz ama! Yemekhanecilik yaptıysanız, her öğün dökülen kazan kazan yemeklerdir beyninize kazınan. İsraf olmasın diye atılacak yemekle beslediğimiz köpekleri taşlayan yüzbaşı, hepsini toplatıp attıran alay komutanı olacak albaydır beyninize kazınan. Muayeme komisyonundaysanız ya da şöför seçildiyseniz bir subayın gururlu eşine, bu şık hanım için tahsis edilmiş, o senenin binek aracıdır beyninize kazınan. Elementi yandığı için, duşlarda sıcak su olmadığından yıkanamıyorsanız bir kaç gündür, çay suyu 90 derece diye savunmanızı isteyen astsubayın damak tadıdır beyninize kazınan. Halk için vatan görevi adı altında, halkın görmediği, girmesinin bile yasak olduğu alanlarda, yağ bulaşmış siyah mıncırlar ile kuru beyazları ayırmanızı emreden albayın üstünde durduğu tören alanıdır, aynı albayın oğlu ölen askere ‘yenisini yapsın’ diyen çirkin yüzüdür beyninize kazınan.

Askere geç geldiğiniz için azarlamak amaçlı yaptığı konuşmada, Doğu Anadolu’da ölen gencecik askerleri örnek göstererek kabaran komutanınızın, tören provasında güneşin altında geçen 10 dakika sonrası küfrettiği zafer bayramı, rahatın bir taraflarına battığını söyledikleri çapulculara küfür yağdıran ağızların sabah 10’da kahvaltılarını bitirmeleri, haftada bir kez ses açmak için 5 dakika çalışmaya giren aynı ağızların 12’ye kadar çay ve kahve ile çalışıp, 12‘den 2’ye uyumak için kapanmaları, 3‘den 4’e yaptıkları futbol maçı ardından 4:30’da mesai bitimini beklerken, o rahat tarafları üzerinde sabırsızlanmaları ve sizin gibi lise mezunu olmalarına rağmen çok daha az okumuş gözlerin kontrol ettikleri 2500 TL üzeri net maaş çekleridir beyninize kazınan.

Bugün 14 Mayıs 2014. 399 günlük monotonumda uyandığım günde saat 16:00. Türkiye’ nin yaşadığı en büyük facialardan birinin ardından, kendini haklı çıkarmak için tam 107 sene önce 1907’de Amerika’da olmuş patlamayı, o zamanın Amerikan teknolojisini 2014 teknolojisine örnek olabilecekmiş gibi anlatan Recep Tayyip Erdoğan’ı izliyoruz Haber Turk’te. Bu hep böyledir. Biz yine halimize şükredelim diyen kalabalık, onlarda bile böyleymiş diyen bir kabullenmişlik. Bu hep böyledir. Bir tek bizde yok ki diyerek yapılanı, olanı biteni doğru göstermeye, normak diye adlandırmaya çalışan adamlar ve onları ünlü filmlerin müzikleri eşliğinde sunarak gerçeği dramatize edip, bizi olandan, esastan uzaklaştıran TV kanalları.

Ne var ki yanıbaşımdaki insanlar böyle değiller, hiç olmadılar. Bu sebeple alışık değilim duyarsızlığa, bencilliğe. Bu sebeple düşüncesizlik, görülen haksızlıkların temeli benim için. Bu sebeple bugün yazıyorum bunlar ve sonrası için sizden düşünmenizi istiyorum çünkü 238‘inin öldüğü kesinleştiği sırada, bayrakların yarıya indirilmesi yönünde emir geldiğinde, bir ekran kadar yakın oldukları işçilere karşı, o boş kutu kadar açık vicdanlarından hiç ses çıkmayan rütbelilerin, 19 Mayıs törenlerinin iptal edilmesi ihtimalini haber ederken gülümseyerek açtıkları o aynı ağızları kazındı beynime.

Bir bu kazındı beynime, bir de ‘keşke 20lerimin başında girip, bu riya ile kavrulsaydım, o gençlik ve ateşle daha bir yoğun tükürseydim sırtlarını devlete dayamış tüm bu asalak zihniyete’ düşüncesi.

Diğer yazıları

Aklımızı sınırlandırma çabası sürüyor – Alpay Durduran

Elimizde Atatürk’ün ilkokul öğrencileri için yazdığı kitap var. Okumakta...

Cumhurbaşkanı Slovak Büyükelçi’ye liyakat nişanı taktı

(KHA)— Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas, Çarşamba günü Slovakya’nın Lefkoşa Büyükelçisi...

Apostolos Andreas manastırının restorasyonu için imzalar atıldı

Kültürel Mirası Koruma Teknik Komitesi ile BM Kalkınma Programı...

İrlanda Büyükelçisi – KHA’na mülakat

(KHA) İrlanda’nın Lefkoşa Büyükelçisi Patrick Scullion, 2014-2020 Çok Yıllı...

Kıbrıs sorunu ve Annan Planı ikinci cumhurbaşkanlığı tartışmasında ana konular oldu

(KHA) Kıbrıs sorununu çözme çabaları, doğrudan müzakerelerde çıkmaz, 2004’te...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
4,001TakipçilerTakip Et
744AboneAbone Ol

Son eklenenler

Kıbrıs Cumhuriyeti’ni adadaki “Eşit Kurucu Ortaklar” mı kurdu? – Niyazi Kızılyürek

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin sui generis bir devlet olarak doğduğuna literatürde...

Stockholm… sendrom mu? balon mu? – Arif Mostarlı

Devlete sevdalı ‘normal’ – ve elbette işbirlikçi – bir...

Emperyalizmin modern silahı: Borçlandırma – Uğur Zengin

Zihnimizde dış borca dair iki çarpıcı bilgi var. Birincisi,...

Faşizm ve renkleri – Serdar M. Değirmencioğlu

Geçtiğimiz hafta ABD Başkanına sadık özel bir polis gücüne...

Gıda krizi: Hem yetersiz hem sağlıksız! – Gözde Bedeloğlu

Bir karış bile olsa ekecek toprağı olan şanslı. Yeşil...

Bölgesel açılımlı roldeki Türkiye – Özkan Yıkıcı

Son günlerde hem açıklamalarla hem de davranşışlarla oldukça çalkantılı...

Almanya’da zorunlu askerlik geri dönüyor: Liseliler okul grevinde – Merve Arkun

5 Aralık eylemleri, yalnızca bir gün sürecek bir grev...

Canlı yayın