yaklaşımlarRasıh KeskinerTünelin ucundaki ışık – Rasıh Keskiner

Tünelin ucundaki ışık – Rasıh Keskiner

Siyasal yaşamımızda her zaman için kullanılan bir söz dizisi,

Genelde Kıbrıs sorununun çözümü için hep kullanılmakta,

Her toplantı öncesi veya sonrası kamuoyunun duymaya alıştığı bir cümle:

Tünelin ucunda ışık görünüyor mu?

Evet şimdi biz de soralım bu soruyu kendi kendimize,

Tünelin ucunda ışık görünüyor mu?

Tünel, yıllar geçtikçe o kadar uzamaktadır ki ucunu görmek nerde ise imkansız,

Buna rağmen çok az  da olsa ışıltılar sızmakta,

Öyle paldır küldür etrafı parlatacak türden değil bu ışık ama cılız da olsa sızmaktadır ,

Görüşmeler sürmektedir, ancak genel kamuoyu tarafların zamana oynadığının bilincindedir,

Oysa zaman zaman kamuoyu çok umutlanmıştı,

Bir Talat’ın seçilmesi ve görüşmeci olduğu zaman,

Bir de Hristofyas’ın seçilip görüşmeci olduğu zaman,

Kamuoyunun umutlanması doğaldı, ne de olsa iki eski yoldaş (!) buluşmuştu yıllar sonra,

Kıbrıs sorununun çözümü çantada keklik,

Çünkü her ikisi de ‘ bu sorunu çözeceğim’ vaadleri ile yetki almışlardı.

O yıllarda görüştüğümüz Rum dostlarımız da heyecan içindeydiler,

Sadece biz heyecan duymamıştık bu durumdan.

Heyecan duymamamızın nedeni bu ekolü çok iyi tanımamızdan kaynaklandığından olsa gerek,

Her ikisinin de seçimleri kazanmasını bir devrim olarak nitelediler,

Oysa biz kendilerine, bizi de bu değişimden mutlu olduğumuzu, ancak biraz sabırlı olmaları gerektiğini, zamanla herşeyin daha net görüleceğini söyleyerek ihtiyatlı yaklaştık ve onlara da ihtiyatlı olmalarını söyledik,

Kimi? Onları inandırmak mümkün değildi.Bizim bu tespitimize kızanlar, küsenler oldu.

Demek ki yaşanması gerekmekteydi bazı şeylerin.

İlk olarak Talat gösterdi yüzünü,

Her ne kadar da uzlaşmacı görünse de, Hristofyas’ın karşısında Türkiye’nin menfaatlerini daha ön plana çıkardı,

Hristofyas yoldaş da anlayamadı ne oldu Talat’a,

Ama zamanla o da işi oyalamakta sakınca görmedi,

Derken Talat gitti, Eroğlu geldi,

Görüşmeler sürüyor,

BM bastırıyor, AB çabalıyor,

Ama masada oturanların isteği yok görünüyor,

Bize o yıllarda, Hristofyas’ın kazanmasını devrim olarak sunan Rum dostlarımızla geçtiğimiz hafta birlikteydik,

Büyük bir hayal kırıklığı içindeydiler,

Demek ki yaşanması gerekiyormuş,gerçek bazı şeylerin görülmesi için,

Hristosyas’ın seçimi kazandığı günlerde, sorunu çözebileceğine inananan ve onu destekleyenlerin oranı yüzde 78 iken şimdi bu oran sadece yüzde 33.

Kendi partisi içinde bile sorunu çözebileceğine inananların oranı yüzde 60.

Süreç içinde ana muhalefet partisi DİSİ ile görüşme ihtiyacı hiç duymamış,

DİSİ’den her görüşme talebi geldiğinde, bir yolunu bulup tüm partilerle olayı geçiştirmiş,

Ve DİSİ ile diğer ilerici güçler tarafından eleştirilmeye başlanınca da saldırgan olmaya başlamış,

Eleştirildikçe Papadopulos’un politikalarına daha çok yaklaşmış,

Ne tesadüf değil mi, Talat da eleştirildikçe Denktaş’ın politikalarına daha çok yaklaşmamış mıydı.

Rum dostların söylediğine göre, şimdi Hristofyas tamamen iç kamuoyna oynamakta,

Yalnızları oynakta, Arkasındaki destek sadece partisinin arkasındaki destek,

Onun da önceliği partisi geliyormuş,

Önce parti, ondan sonra toplum vs.

Ee bu tarafta da öyle olmadı mı, CTP için de önce ‘gomma’ gelmedi mi,

Bu durumda tünelin ucunda şık görünüyor mu?

Şimdili yok! Kıbrısın kuzeyinde herkes seçimlere odaklanmış.

Parlamentoda AKEL çoğunluğu sağlayabilecek mi?

DİSİ ve DİKO birtakım ittifaklara girecek mi,

Anastasiadis şimdi Kıbrıs sorununa çözüm fikrini askıya almış, 2013 teki cumhurbaşkanlığı seçimler,ne hazırlanıyor,

Daha şimdiden bazı çevreler 2013’e umut bağlamaya başladılar,

Evet durum iyi görünmüyor,

Tünelin ucunda ışık, çok uzaklarda ancak sızıntı olarak görülüyor,

Taraflar istekli değil. Türkiye başka planlar peşinde,

Bir zamanlar, Yaşanır bir federasyon için Türk tarafının ekonomik seviyesini Rum tarafına eşitlememiz gerekir diyen AKP zihniyeti şimdi Türk tarafının ekonomik durumunu Anadolunun seviyesine çekmeye çalışıyor.

Durum iyi değil. Ama herşeye rağmen, tünelin ucunda ışık az da olsa, direnmemiz kaçınılmaz,

Çünkü bu varlığımızın korunması için tek çıkar yol.

Diğer yazıları

Nereye doğru gidiliyor? – Rasıh Keskiner

Uzun bir süreden beri özellikle sol çevreler sürekli Kıbrıs’ın...

Araplaştırma projesi – Rasıh Keskiner

Hep gündemde olan ve defalarca gündeme getirdiğimiz istirdat projesi...

Rejime teslim olmayanlar yaşıyor – Rasıh Keskiner

Doğal olarak her canlı doğar, yaşar veya yaşadığını sanır...

Ömür biter bu sevda bitmez! – Rasıh Keskiner

Bütün dünyayı bütün insanlığı tehdit eden, evlere kapatan yüzbinlerce...

Coronadan önce Coronadan sonra ve kktc – Rasıh Keskiner

Coronadan önce bazıları için ne güzeldi dünya.. Ne güzeldi...
4,322BeğenenlerBeğen
1,443TakipçilerTakip Et
3,966TakipçilerTakip Et
825AboneAbone Ol

Son eklenenler

Propaganda gücü ile gözden kaçırılanlar – Özkan Yıkıcı

Bölgemiz son aylarda, hem de kirlinin de ötesinde, savaşlarla...

ABD, Çin ve Rusya’nın gözü Orta Koridor için Erivan’daki AB zirvesinde – Ceren Ergenç

Erivan’da AB-Ermenistan zirvesi gerçekleşiyor. Bu zirve, dün yine Erivan’da...

Kıbrıs’ta güvenlik ikilemi: Hristodulidis ve hızlanan silahlanma yarışı – Yonca Özdemir

Hristodulidis, sözünü ettiği “işgali” bir barış anlaşması yoluyla da...

1 Mayıs ve Düşündürdükleri – Şener Elcil

Kıbrıslı emekçilerin 1958 yılında 1 Mayıs’ı ortak olarak kutlamalarının ardından, NATO’nun...

ABD-Meksika arasında yeni kriz – Ertan Erol

Trump yönetimi ile birlikte artan ABD müdahaleciliğini, kısa vadeli...

Parlamento seçimlerine günler kaldı – Özkan Yıkıcı

Güneyde Kıbrıs Cumhuriyeti parlamento seçimlerine günler kaldı. Ayın son...

Emperyalizmin çıkmaz sokaktan kurtulma stratejisi – Prabhat Patnaik

Eğer neoliberalizm bu sürecin tersine çevrilmesini başlattıysa, Trump stratejisi...

Canlı yayın