Zifiri karanlığın içinde yürüyorken...
Gözlerim açık olmuş olmamış ne fark eder diye düşünüyorum…
Bir şeyi görmek, gördükten sonra onu anlamak gözle mi ilgili sadece?
İnsan nasıl görür?
Görerek...
Baharın sonu geliyor küçüğüm…
Rüzgâr kalbimin içinden delerek geçiyor…
Kabuklanmayı bilmeyen yara kadar toy ve acemi…
Mevsime bıraktım kendimi…
Mevsimler o kadar yılgın o kadar bitkin ki…
Hiç geri...
Bazı sözcükler vardır…
Barış gibi…
Kardeşlik…
Birleşmek…
İttifak kurmak gibi…
Bu kelimeler insan zihninde olumlu çağrışımlar taşımasına rağmen, her meselenin kendi içinde “olumlu” bir algıyla değerlendirilmesi sakıncalıdır…
Sağ blokla, solun...
O dairede bizim bu akraba var…
Bu dairede bizim şu tanıdığı bul…
Şu daireye gittiğinde şeyin tanıdığı o arkadaşı gör…
Öyle büyüdüm ben…
Bir insan düşünün, bir genci...
Çakıl taşlarının üzerinde deli gibi havaya seken yaşlı bir adam var karşımda…
Yüreği acılarından taş kesmiş, göz kapakları boyuna kırışmış…
Siyah kumaş pantolonu, bağrına kadar açık...