yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Güncemize düşen Mekke anlaşması

Özkan Yıkıcı yazdı: Güncemize düşen Mekke anlaşması

Kıbrıs’ta yaşamanın önemi ve dezavantajları mutlaka vardır. Bazı konularda eğer sömürgesel tutsaklıktan çıkarsanız, birçok konuda deneyim sahibi dahi olursunuz. Birçok konuya Kıbrıs’ta yaşayarak yaşananlar sonucu da farklı bakma, öne çıkarma değerleri de sizde içselleşir. Tabii belirttiğim gibi: ilgisiz değilsen, sisteme tutsak olup ondan yararlanıp ideolojik biçimine bürünmezseniz.

Mekke önemli bir kent. Suudi Arabistan’da bulunuyor. Müslümanların kutsal şehridir. Oraya hac amacıyla dahi milyonlarca insan gider. Suudiler bu gibi durumları ranta da çevirmeyi çok iyi bilir. Hele de başta Amerika ile olan ilişkileri de gündemleşmelerde tetikleme yapmaya yarar. Tabii petrol zengini olduğunu da unutmayalım.

Mekke son dönemlerde yeni bir sıfatla da konuşulmakta, siyasal sorguları da artırmaktadır. Hele daha ittifakın ne olduğu bilinmeden birden savaş koşullarında pratikleşmesi sonucu da kimini ürküten, kimini de acaba rant diyecek ikileme soktu.

Daha önceki yazılarımda Mekke ittifakının oluşmasını yazdım. Israrla bu ittifakın Ortadoğu’da oluşturulduğu, emperyalist gerçekten ayrı düşünülmemesi gerekir imgeleri başa taşıdım. Ama benzer anlaşmalar gibi de içerik açıklanmadan, ülke içi meclisten geçirilmeden ansızın savaş halindeki tavıra yöneldi.

Daha Mekke ittifakı kurulurken, başta Türkiye yasalaşması için meclise dahi sunmazken, birden Suudi-Yemen krizinde ittifak tavır koymaya başladı. Tabii bazı eksiklikler daha fazla yorum da yapmaya engel olması da tesadüf değildi.

Olay ta baştan kuşkulu: hesapta Yemen’den Medine kentine füze fırlatıldı denildi. Elbet yer Ortadoğu, sistem emperyalizm olunca, abartılarak sunulan Medine’ye füze konusunda akla binbir durum akla getiriyor. Girişte belirttiğim gibi Kıbrıs’ta yaşamanın gerçeği, emperyalist sistemi tarihsel bilme derecem, bana bu kuşkuları hemen verdi. Daha önceleri de birçok gelişmede bu tür olaylarla, can alıcı saldırılar şekliyle provokasyonlar yapılıp savaşlar tırmandırıldı. Özellikle Amerika bu konuda epey sayfası kabarıktır. İkinci paylaşım savaşına girmekten Vietnam savaşı provokasyonu veya Balkanlardan Ortadoğu’da önemli müdahalelerde provokasyonlarla bizzat kendileri yapıp karşıtlarına yükleyip savaşlar çıkarıldı veya katıldılar.

Burada Kıbrıs’ta yaşamanın da katkısı var. Çünkü Kıbrıs’la alakalı da birçok uluslararası anlaşma yapıldı. Fakat bunların içerikten çok kendine uydurularak yalanla bezendirildi. Sanırım en çok kullanılan garantörlük kuramı bunun canlı örneğidir. Hatta ikili bir kıskançlık var. Hem cahillik hem de tabusal kabuller oluşur. Bunlar ideolojik duruştan kültürleşme gerçekliğine dek yerleşir. O zaman da size sunulanla adeta yalanı hem de kutsallaştırarak savunma noktasına getirir. Kıbrıs’ta bu konuda açıkça yaşadığına tanık olduğunuz veya yazılı metinlere rağmen, tersinden savunma kültürü epey yaygınlaştı.

Bu kural son Mekke anlaşması veya ittifakında da geçerli. Örneğin taraf olan Türkiye’ye bakalım. Anlaşmanın içeriği bilinmiyor. Bilinmiyor da tahminle geçiştiriliyor. O zaman da resmi duruşta olanların bunu kolayca hem başarı hem de hegemonya için kullanmaları zemini oluşturuldu. Aynı zamanda yine Türkiye’de uluslararası anlaşmalar meclisten geçtikten sonra yasalaşır. Buna da hukuk derler. Oysa son Mekke ittifak anlaşması “ki o da net değil” ne biliniyor ne de yasalanıp meclisten geçti. Ama esen rüzgârla algılar havada uçuşuyor. Son Fidan’ın da olduğu üçlü toplantıyla da Suudilere koşar adım asker gönderme yolu da görünmeye başladı.

Sadece NATO’nun beşinci maddesine atıf yapılıyor. Ona benzer bir içerik belirtiliyor. NATO beşinci maddeyi öyle uzun zaman kullanılamadı. Alt yapıyı oluşturma ile kurumsal oluşturma süreçlerini epey zaman yaşayarak tamamladı. Oysa Mekke ittifakı veya anlaşması ne içeriği biliniyor ne de ilk önemli adım olan kendi oydukları yasallık kriterlerini gerçekleştirdi. Ama daha metin bilinmeden uygulama ile Yemen’e karşı ittifak pençesi gösterildi.

Tabii şu tekrar da oldu. Daha anlaşmanın içeriğini bilmeden atıp tutanlar, emperyalist sistemi dikkate koymayanlar, hemen oradan oraya savrulma derecesinde ısınmaya başladılar. Ama Mekke ittifakı Türkiye’nin de daha kolay savaş noktasına gelip tavırla kamuoyunun bir kısmını ikna etmeye de taşıyor.

Kimse nedenini değil de sunulanla yetinince de emperyalist öz ile Ortadoğu gerçekten kopuk gelecek rüyalarına da daldılar. Net olan bu üçlü ittifakın İran’a karşı olduğu, Amerika’nın askerlerini bazı yerlerden çekerken, bölgeyi en yakın müttefikleriyle idare edip doldurma planını gören pek yok. Ben daha ilk adımdan, Mekke ittifakının İran’a karşı olduğunu zaten yazdım. Tesadüf olmayan başka gerçek de şu: daha ittifak imzalarla başlarken, hemen kendini savaş mevzilenmesinde buldu. Halbuki imzalar ve onaylardan sonra kurulacak alt yapılardan sonra pratiğe geçilir. Bu da olmadı. Demek oluyor ki önceden hazırlıklar yapıldı. Amerika zaten olayın tepesinde. Kendi Suudilere direkt katkıdan kaçarken, üçlü ittifak hem de Yemen’e karşı hemen harekete geçiyor. Onaylanmadan hızla gelişme olması ise günümüz emperyalizmin hukuk yetki mutlaklığının kanıtı olarak anlaşılmalıdır.

Bir tuhaflık da şu: bazıları algılarla nutuklara kapılıp “acaba İsrail’e karşı mı” beklentisine girdiler. Hâlâ Amerikan gerçeği ile gelişmelerin çok yönlü izlenmesinden uzak olmalarının sonucudur. Örnek mi: İsrail’in en yakın senatörü CCon Bilsen, daha ittifak açıklanır açıklanmaz en net desteği veren Amerikan vekili idi. Trump’da da benzer sözler oldu. Amerika’nın Obama döneminde başlatılan, Trump’ta bölgenin bölge güçleriyle hegemonlaştırıp denetleme politikasının sonucu olarak Mekke ittifakı oluşturuldu. Sanki anlaşılmış gibi de Irak’tan Amerikan askerleri çekilirken, ittifak da açıklandı. Daha yasalaştırılmadan da Yemen çöllerine doğru dümen kırıldı.

Otoriter yapılar, bilgisizlik ve hegemonya şerbeti bize bu gerçekleri tekrardan yaşatıyor. Onca önemli silahlara rağmen Suudiler eğer askeri başarı kazanamadıysa, Amerika ve İngiltere açık taş üstüne taş bırakmama füzeleri yağdırmasına rağmen Husiler ilerliyorsa, bu defa devreye bölge güçleri konuldu. Mekke ittifakı bu denklemin yeniden üretilmesindeki emperyalist gerçeğin resmidir. Hele de Trump Erdoğan önemli dostluk gerçeği, Amerika ne isterse Türkiye yapar pratiği varken, bunu başka şekilde düşünmemek gerekir.

Kısaca, bir toplantıyla duyurulan Mekke ittifakının Yemen kartı açıldı. Önemli olan Türkiye’nin de olmasıdır. Üstelik meclisten geçilmedi. Yasallık yok. Eğer gönderilmesi hatta gönderildiği söylenen asker gerçeği de olayın ne denli kuralsız olgularla savaşa atılındığının acı tarihsel sayfası olarak gelişiyor.

Boşuna Kıbrıs’ta da askerlik yapan, iki dönem burada görevli olan Haldun Solmaztürk değinmedi: nerede meclis, nerede hukuk… Fidan’ın bunu yasal olarak yapamayacağını ama yaptığını özetledi.

İşte size kiminin önemli rüzgârla Kıbrıs’a da gelip barış getirmesi dileklerindeki Ortadoğu’nun son hamleleri. Belli ki bilgiler açığa, olaylar pratiğe sokuldukça Mekke anlaşmasını daha çok yazacağız. Tabii Kıbrıs’ta olmama gerçeği ile de yorumlarımız da bir başka olacak, yorumlar da olacaktır.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Aksa Tufanı’ndan Mekke ittifakına gelirken

Önemli siyasal tarihçi, Aksa Tufanı ile Ortadoğu'da yeni bir...

Özkan Yıkıcı yazdı: Teknoloji ağına takılan makalenin yeniden yazılma zorunluluğu

Brezilya ve İspanya'daki seçim rüzgârları üzerine Bu yıl önemli seçim...

Özkan Yıkıcı yazdı: Değişik rüzgâr savrulmasındaki seçimlerde: Brezilya ve İspanya

Geçen hafta da yazdığım gibi: Brezilya'da sadece devlet başkanlığı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hafta sonu esintilerinden pazartesiye düşenler

Yeni bir haftaya doğru yaklaşmaktayız. Artık ekim ayında bulunuyoruz....

Özkan Yıkıcı yazdı: Bosna Hersek makalesi kararına gelirken

Cumartesi yine Lefkoşa'dan uzaklara doğru yolculuk yaptım. Bu defa...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,898TakipçilerTakip Et
965AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Aksa Tufanı’ndan Mekke ittifakına gelirken

Önemli siyasal tarihçi, Aksa Tufanı ile Ortadoğu'da yeni bir...

Metin Yeğin yazdı: Borçlular hâlâ birleşiyor

On yıl önce Barcelona’da birileri bana şöyle demişti: “Banka...

Hediye Levent yazdı: Mekke Antlaşması’nın zor imtihanı

Türkiye ve Pakistan Mekke Antlaşması gereği Suudi Arabistan’a askeri...

Özkan Yıkıcı yazdı: Teknoloji ağına takılan makalenin yeniden yazılma zorunluluğu

Brezilya ve İspanya'daki seçim rüzgârları üzerine Bu yıl önemli seçim...

Ecehan Balta yazdı: Adil dönüşüm neyi dönüştürecek?

Ekolojik kriz üzerine konuşmaya başladığımız anda tartışma çok hızlı...

Taner Akçam yazdı: “Sallandıracaksın birkaç tanesini, bak bakalım yolsuzluk oluyor mu?”

Bu sözü eskiden kahvehanelerde çok duyardım. Şimdi eskinin kahvehaneleri...

Volkan Yaraşır yazdı: Adorno, Minima Moralia ve faşist salgın

Frankfurt Okulu’nun ya da Eleştirel Teori’nin kurucusu ve en...

Özkan Yıkıcı yazdı: Değişik rüzgâr savrulmasındaki seçimlerde: Brezilya ve İspanya

Geçen hafta da yazdığım gibi: Brezilya'da sadece devlet başkanlığı...

Canlı yayın