yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Aksa Tufanı'ndan Mekke ittifakına gelirken

Özkan Yıkıcı yazdı: Aksa Tufanı’ndan Mekke ittifakına gelirken

Önemli siyasal tarihçi, Aksa Tufanı ile Ortadoğu’da yeni bir döneme girildiği inancı yaygındır. Daha önce planlanıp da hayata geçirilmeyen veya zorlanan politikalar, 7 Ekim günü Aksa Tufanı’yla adeta tetiklendi. Oluşturulan propaganda kuşatılma tutsaklığı, sonuçta Ortadoğu dizaynına yeniden girişildi. Gazze soykırımından tutun bölgedeki hedef olan İran saldırısı adeta Ortadoğu için bir başka ayarın da hamleleri idi. Sonuçta, Mekke ittifakıyla da yeni ortamın yeniden yapılanmasının önemli vesayet bölgesel ayağı da atıldı.

Olayları yeniden özetleyerek devam edelim. Çok değil: üç yıl öncesinin sonbaharına gidelim. Yine BM kürsüsünde liderler kükrüyordu. Özellikle Netanyahu elinde bir harita ile siyasal yeni toprak hedefini açıklıyordu. Amerika ek olarak İbrahim Anlaşmaları’nı önemseyen mesajlar vurguluyordu. İsrail Başbakanı Netanyahu yeni İsrail’in haritasını hem de kürsüden tüm dünyaya ilan ediyordu. Aynı anda İsrail’de protestolar yükseliyordu. Netanyahu’nun istifasını dayatıyordu.

Amerika İran’a da işaret parmağı ile ürküten mesajı verdi. Fakat, alışılan bu söylemlere kimse önem vermiyordu. Oysa emperyalizm resmen tıkanan ve stratejik hamle sırası gelen ikilemde planlarını BM kürsüsünden açıklıyorlardı.

7 Ekim’de Hamas’ın Aksa Tufanı adını verdiği saldırıyla da İsrail’e hem kayıplar hem de önemli sayıda esir aldılar. Bir anlamda cin şişeden çıkarıldı. Belli ki İsrail hazırdı. Hemen açıkça Gazze soykırımına girişti. Net açıklıyordu. BM kürsüsünden değil, yasak silahları dahi kullanarak, tüm hukuki anlaşmaları yerin dibine yatıran, toplu etnik temizlik, kitlesel katliamlarla Gazze artık eski Gazze olmayacak konuma getiriliyordu. Fakat tek sorun; Gazze’den sürülecek Filistinlileri başta Mısır olmak üzere kimse istemiyordu.

Ortak kanı, Aksa Tufanı Ortadoğu’nun 11 Eylül’ü olarak algılatılıyordu. Elbet tozun dumana katıldığı ve korkunç katliamların göstere göstere olduğu koşulda fazla analize de sıra gelmiyordu. Ama herkes bir tuhaflık veya siyasal provokasyon düşüncesinde de oluyordu. Hele açıkça yaklaşık seksen bin kişi katledilirken dünyanın devletlerinin destek vermesi de anlatıda önemli bilimselik fışkırıyordu. Tabii ki emperyalizmi, faşizmi ve siyonizmi yerine kullanım bilgisiyle davranırsanız.

Sonuçta sadece Gazze değil, İsrail Batı Şeria’da daha fazla ilhaklaşma politikasıyla Filistinlileri sürüyor. Suriye müdahalesi ile Şam’ın kapısına dek toprakları kendine katıyor. Lübnan’ın önemli verimli yerlerini işgal edip ilhak edeceğini de açıklıyordu. Bir anlamda, BM kürsüsündeki harita hayata geçmiş oluyordu.

***

Dünya seyretme değil destekledi. Özgür insan hakları Avrupa devletleri bu kervana hızla katıldı. Alınan UCM kararını ise önemli ülkeler uygulamayıp Netanyahu’yu ülkelerinde ağırladılar. Tam aksi Filistin olayına şarkılarına ve simgelerine dahi yasak ile baskı yağdırıldı.

***

Aradan üç yıl geçti. Bazı bilgiler artık sorulara yanıt ilacı gibi geliyordu. Meyelim: Mısır ve BAE önceden olayın olacağını İsrail’e haber verdiler. Hatta Kudüs’e gidip Netanyahu ile de görüştüler. İsrail görünümle “aldırmazlık” imajına sarıldı. Olayın başlangıcında ise İsrail askerlerinin bizzat kendi halkını tarayarak ölümlerin daha fazla olmasını ateşledi. Bu bilgi daha olay gerçekleşirken kanıtlandı. Ancak sorun konuşulurken hiç birlikte kullanılmadı.

***

Artık Gazze Gazze değildi. Sürgünler ve yıkımlarla bir soykırım müzesi halindedir. Yetmezmiş gibi Trump fırsatı kullanıp yeni kolonileştirme turizm projesinin merkezi olarak ilan yaptı. Beraberinde dost ülkelerini de alıp yeni Gazze kolonileştirmenin de yapısal kurumsallaşmasını başlattı. Artık Gazze Gazze değildi. Sürgünler, ölümler ve yeni rant hesaplı emperyalizm istekleriyle darmadağın edildi.

****

Girişte de değindiğim gibi: Aksa Tufanı bir provokasyon başlangıcıydı. Salt Filistin veya Gazze ile de sınırlı olamazdı. Zaten İsrail bu çıkış ile sonradan Suriye ve Lübnan’dan önemli toprakları da katarak genişledi. Ama salt Filistin veya İsrail de değildi. Ortadoğu’da yeni ittifaklar peş peşe hamlelerle gündeme getirildi. Barak bu işlerin adeta sözcüsü idi. Kullanımı biten örgütleri dağıtıp, devletleri güçlendirme planı yürürlüğe sokuldu. Yeni bölgesel ittifaklarla Amerikan gerçeğinin de gizlenmesine önem verildi. Son ve önemli olanlardan biri de Mekke ittifakı. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan üçlüsüyle imzalandı. Tek açıklanan ilke ise NATO’nun beşinci maddesi oldu. Yani: birine saldırı olursa, hepsine olmuş gibi davranma ortaklaşmasıydı. Daha anlaşma net açıklanmadan, Türkiye’de yasal olarak meclisten geçirilmeden belli ki hayata sokuldu. Suudilerin katletmek için saldırdığı Ensarullah örgütüyle olan savaşı genişledi. Amerikan-İngiliz bombardımanları ve Suudilerin saldırıları sonuca gidilemedi. Tam aksine Husiler epey genişleme konumuna geldi. Suudiler ve müttefikleri Yemen’de taş üstünde taş bırakmazken, amaçlarına ulaşamıyorlardı. Tam aksine Sana’yı da elde tutan Yemenliler, Suudilerin ekonomik hedeflerini vurmaya, Kızıldeniz trafiğinde engelleme yapma durumuna geldiler. İşte üçlü imzalanan ve hâlâ içeriği bilinmeyen, daha başta Türkiye’de meclisten geçip yasalanmazken, Suudilerin çağrısıyla şimdiden değişik isimlerdeki Türk askeri kesiminden askerler ilgili ülkeye gönderildi.

Bu konuyla alakalı yakın dönemde iki önemli makalemi bu yayın organında yayınladım.

***

Kısaca: Ortadoğu yeniden emperyalist müdahale kıskacında. Yeni dizaynlar gerçekleşiyor. Değişik ittifaklarla Amerika bölgeyi içselleştirip elinde tutmaya uğraşıyor. Şimdilik karşıtı İran’la belirli bir çizgide gidip geliniyor. İsrail’de seçimler var. Netanyahu’nun kaderiyle de alakalı. Amerika’da ara seçimler var. Trump’un da alacağı oy, yani onu destekleyen partinin parlamentodaki sayısal gücü de önemli haldedir. İran’a saldırganlık ve İsrail’in yeni topraklar hamleleri adeta tıkanan kaosta yeniden toparlanıp hamle yapma akışkanlığında. Amerika Irak’tan çekilirken, devletin güçlü olmasını istiyor. Herkes Amerika Ortadoğu’dan çekiliyor, yandaş ülkelerle yürütecek diyor. Ama şu nokta da gözden kaçtı. Amerika Kıbrıs’ta üs kurdu. Girit’teki üslerini modernleştirdi. Türkiye’de Adana ve İstanbul’un Beykoz bölgesinde NATO üsleri kurdurtuyor. Ama algıda Amerika Ortadoğu’dan çekiliyor pompalaması yapılıyor. Bu arada petrol boruları ulaşımı için birçok birleşik ülke ağı olarak planlanıyor. Amerikanın Ortadoğu valisi açıkça “Hazar’dan Akdeniz’e” ifadesini boşuna kullanmadı.

Kısaca, Aksa Tufanı üzerinden üç yıl geçti. Artık eski Ortadoğu yok. Hatta yakın tarihte gördüğümüz kimi devlet lideri veya örgüt de ya yok veya tasfiye süreciyle yeni bölge haritası çizilmektedir. En net kaybeden ise Filistin oldu. Artık seslendirilen plan ve yollarda Filistin’in adı yok. Sadece devam eden baskılarla sürgün, ölüm ve göçlerle savrulmaya devam edilecektir. Mekke ittifakı mı: daha burada herkes uyurken, haberini dahi yapmazken, Türkiye artık Suudi Arabistan’da. Dün Kaşıkçı krizini yaşarken, ağzına geleni söyleyen Türkiye şimdi koruma kılıfıyla, anlaşmalara bağlayarak Suudi çöllerine çaktırmadan askerler gönderildi. Buyurun yeni Ortadoğu fırtınasına.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Teknoloji ağına takılan makalenin yeniden yazılma zorunluluğu

Brezilya ve İspanya'daki seçim rüzgârları üzerine Bu yıl önemli seçim...

Özkan Yıkıcı yazdı: Güncemize düşen Mekke anlaşması

Kıbrıs'ta yaşamanın önemi ve dezavantajları mutlaka vardır. Bazı konularda...

Özkan Yıkıcı yazdı: Değişik rüzgâr savrulmasındaki seçimlerde: Brezilya ve İspanya

Geçen hafta da yazdığım gibi: Brezilya'da sadece devlet başkanlığı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hafta sonu esintilerinden pazartesiye düşenler

Yeni bir haftaya doğru yaklaşmaktayız. Artık ekim ayında bulunuyoruz....

Özkan Yıkıcı yazdı: Bosna Hersek makalesi kararına gelirken

Cumartesi yine Lefkoşa'dan uzaklara doğru yolculuk yaptım. Bu defa...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,898TakipçilerTakip Et
965AboneAbone Ol

Son eklenenler

Metin Yeğin yazdı: Borçlular hâlâ birleşiyor

On yıl önce Barcelona’da birileri bana şöyle demişti: “Banka...

Hediye Levent yazdı: Mekke Antlaşması’nın zor imtihanı

Türkiye ve Pakistan Mekke Antlaşması gereği Suudi Arabistan’a askeri...

Özkan Yıkıcı yazdı: Teknoloji ağına takılan makalenin yeniden yazılma zorunluluğu

Brezilya ve İspanya'daki seçim rüzgârları üzerine Bu yıl önemli seçim...

Ecehan Balta yazdı: Adil dönüşüm neyi dönüştürecek?

Ekolojik kriz üzerine konuşmaya başladığımız anda tartışma çok hızlı...

Taner Akçam yazdı: “Sallandıracaksın birkaç tanesini, bak bakalım yolsuzluk oluyor mu?”

Bu sözü eskiden kahvehanelerde çok duyardım. Şimdi eskinin kahvehaneleri...

Özkan Yıkıcı yazdı: Güncemize düşen Mekke anlaşması

Kıbrıs'ta yaşamanın önemi ve dezavantajları mutlaka vardır. Bazı konularda...

Volkan Yaraşır yazdı: Adorno, Minima Moralia ve faşist salgın

Frankfurt Okulu’nun ya da Eleştirel Teori’nin kurucusu ve en...

Özkan Yıkıcı yazdı: Değişik rüzgâr savrulmasındaki seçimlerde: Brezilya ve İspanya

Geçen hafta da yazdığım gibi: Brezilya'da sadece devlet başkanlığı...

Canlı yayın