arşivAli SarıtepeİTTİFAK YA DA İTTİFAKLAR - ALİ SARITEPE

İTTİFAK YA DA İTTİFAKLAR – ALİ SARITEPE

Kategori:

Yaşadığımız dönemin güncelleştirdiği bir kelime, bir duruş ya da bir davranış biçimi.

Gerek yerel ve gerekse de genel mahiyette olsun; siyasetin vazgeçilmezi olan “ittifak” bugün; uluslar arası boyutta güncele ulaşmış ve alt anlatım biçimiyle de ilgili olarak da; tek tek devletlerin ekonomi politikalarına ve bununla ilintili olarak siyaset davranışlarında ilk sıralarda yer almaya başlamıştır.

Devletler arası/uluslar arası önceliğe ulaşan “ittifaklar” olgusu ne günümüzün yeni bulmasıdır, ne de sadece geçmişte kalan bir buluşmadır. O, dünden beri var olan ve gelecekte de varlığını devam ettirecek olan, ancak; devlet sönümlenmesi/devletler sönümlenmesi süreci ile birlikte bir taraftan anlamsal dönüşümlere uğrayacaktır, bir taraftan da dilimizden uzaklaşacaktır.

Tarih aklımızın bir yanında hala tazeliğini koruyan “Haçlı” seferleri/savaşları başta olmak üzere, büyük paylaşım savaşları ve savaş sonrası müzakerelerin döşeme taşları olan düzenleme biçimlerine baktığımızda burada gizli ya da açık olarak ittifak ve ittifaklar olgusu karşımıza çıkmaktadır.

Özellikle 1. ve 2. büyük savaşlar; uzun dönem amaçları ve etkinliği anlamıyla farklı bir yerde durmaktadır. Bu da, kapitalizmin hegomonik olarak dünyasal karaktere ulaşması ve bununla ilintili olarak da kapitalizmin kendi iç gelişim şekli ve buna paralel olarak yeniden güncellenen ittifak duruşlarıdır. Ve buna denk düşen kapitalizm karşıtı birliktelikler.

İttifakların ana karakteri ya var olan ekonomi imkanlarının korunması ve buna denk düşen siyasi-askeri ortaklaşmalar ya da ekonomiye yapılan gelecek planlamasında ortak paydalar yaratılması ve yine bunun olmazsa olmazı olan siyasi-askeri duruş ortaklıklarıdır.

Dünya kapitalist ekonominin bugünkü ana karakteri; petrol/doğalgaz,maden havza kontrolü ve bunun vazgeçilmez paydaşı olan silah üretimi yani silah sanayidir.

Bugün; güncelde bulunan Lizbon görüşmeleri, Lizbon antlaşmaları tam da bu vaziyeti anlatan bir durumdur.

Dünya kapitalizmine hala yön veren üç tane ana dal, sanayi dalı vardır. Bunlar; petrol, maden ve silah sanayidir. Bunların üstünlüğüne sahip olan ülkeler/tekeller dünya siyasetinde de ana aktör konumundadırlar.

Eskiden oluşturulan Nato ve Varşova paktı/ittifaklarına  baktığımız zamanda olguyu besleyen ana taşların petrol,maden ve silah sanayi olduğu açıklıkla gözlemlenebilmekteydi. Varlık nedenlerini, diğerinin var olması üzerinden anlatan bu ittifak özneleri; ne zaman ki birinin -Varşova pakt/ittifakının- yok olması ile birlikte amaç boşluğuna düşmüşlerdir. Bu durum sonuç  olarak yeni bir dönüşüm olayını da beraberinde getirdi. Tekellerin/devletlerin yer altı zenginliklerini kontrolleri altında tutma anlaşmaları, bunların güvencesini sağlayan silahla müdahale anlaşmaları ve bunun derininde olan silah satışı ve üretiminin devamını sağlayan düzenlemeler; oluşumların gerçek anlatımlarıdır.

Lizbon antlaşmasının ortaklığına bakıldığında, nükleer teknoloji ve bunun devamı olan nükleer silahlara sahip olan ülkeleri görmekteyiz. Antlaşma/ittifakın ana sürükleyicileri olan nükleer teknolojiye sahip ülkeler bu üstünlüklerine devamlılık sağlamak için; bu teknolojiye ulaşmak isteyen devletlere ve becerilere sahip olamamaları ya da mümkün olduğunca geç sahip olmaları için yaratmaya çalıştıkları birlikteliktir.

Lizbon antlaşmasının ruhunu; G20 ülkelerinin/kapitalizminin; dünyayı, yer altı ve yer üstü zenginliklerine göre yeni siyasal planlamalara tabi tutarken devamını da nükleer teknoloji/silah tekellerinin güvencelerine kavuşturmasıdır.

Açık olduğu üzre; silah tekellerinin ilk alıcısı silah üreten ülkelerin kendisidir. Yapılan güvenlik ittifakları ile üretilen silahların ittifaka satılmasını sağlamak, ittifaktaki ana ülkenin esas görevi olmaktadır.

Örülmeye çalışılan füze perdelemesi de , nükleer teknoloji sahibi tekellerin ürettiği silahları bu ittifak ülkelerine satılması/konuşlandırmasını da doğal olarak beraberinde getirecektir.

Ve tüm söylemlerine rağmen bu tür ittifaklar; kendilerini yeniden-yeniden üretecek petrol/doğalgaz, maden havzalarını kontrol altında tutmak ve bu sanayi ile iç içe olan silah sanayine devamlılık kazandırmaktır.

Bu tür antlaşmalar, tek-tek nükleer tehtid(!)ler vesilesiyle, ihtiyaç duyulan antlaşmalar/ittifaklar değillerdir. Petrol/doğalgaz, maden  ve silah tekellerinin siyasi ve ekonomik hegemonyasının güvence altına alınmasıdır.

Örtülenen gerçek budur.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Toplumunu hasta eden devlet – Ali Sarıtepe

Toplum ya da toplum kütleleri üzerinde yükselen ve bir...

“Anayasayı askıya aldım” devlet biçimini dönüştürme eylemliliğidir – Ali Sarıtepe

Bundan önceki makalede “Demokratik Özerklik Devlet Biçimini Dönüştürme Talebidir”...

Demokratik özerklik devlet biçimini dönüştürme talebidir – Ali Sarıtepe

Üretim ilişkisinin karşılığı olan devlet tipi içerisinde çok çeşitli...

Bezginlik ve bezginleşmek – Ali Sarıtepe

Kişinin bir şey karşısında, devamlılık arz eden bir şey...

Orantılı şiddet, orantısız şiddet ve devlet terörü – Ali Sarıtepe

Kullanılan kavramın her iki halinin de ortak paydası vardır,...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,907TakipçilerTakip Et
929AboneAbone Ol

Son eklenenler

Şener Elcil yazdı: Değişim Zamanı

Küresel güçlerin, dünyadaki paylaşım kavgalarının en yoğun yaşandığı, medeniyetlerin...

Erkan Çavuş yazdı: Yurtsever kime denir?

Yurdunu sevmek, onu savunmak demektir. Yurt savunması, gerek ona yönelen...

Çağla Elektrikçi yazdı: İlhan Erbil’in vefatı, Kıbrıs’ın sessizliğinde yankılanan bir boşluk gibi

İlhan Erbil'in vefatı, Kıbrıs'ın sessizliğinde yankılanan bir boşluk gibi....

Özkan Yıkıcı yazdı: Nem kapmadan dokunmak

Kıbrıs penceresinden, gün gecikmeye kavuşurken, şöylesine bir Kıbrıs-Türkiye gelişmelerine...

L. Doğan Tılıç yazdı: Biri bana “Lan! Terbiyesiz!” dedi

Gündemde bir davanın karar duruşması ve ilk kez toplanacak...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Daron Acemoğlu ile The Economist polemiği

Türkiye kökenli Nobel ekonomi ödülü sahibi Daron Acemoğlu bilindiği...

Özge Güneş yazdı: Latin Amerika’nın geleceği Brezilya’da oylanacak

Brezilya 4 Ekim’de cumhurbaşkanını ve Kongreyi seçmek üzere sandığa gidecek....

Canlı yayın