Kıbrıs iktibasTacan Reynarİlkel yasaların müstakbel sanıkları ile gayet makul postçular - Tacan Reynar

İlkel yasaların müstakbel sanıkları ile gayet makul postçular – Tacan Reynar

Kategori:

Başlık biraz uzun. Ali yine çok uzun yazdım diye kızacak. Ancak bu yazıyı laf olsun, işte siyaseten toplum gaileleri ile ilgilendiğini gösteren kişiler gibi “işte fırsat” diye yazmadım.

Bu bir tepki yazısıdır.

Kime? Bir çoğumuza.

Özellikle de gördüğü denizi Baltık denizi sanıp onun kıyısında yaşar zanneden, her gün yüzünü döndüğü veya aştığı dağları İsviçre esintili Alpler ile karıştıran, adanın ortasından bölünmüş dikenli tellerin yüzümüze tokat gibi vuran keskinliğini ise görmezlikten gelenler için yazıyorum.

İçinde çalıştığı meclisi Hollanda Senatosu, İçinde çalıştığı mahkemeyi Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi, İçinde oturtulduğu sarayı Buckingham Sarayı zannederek, buralarda oturanlara tavaf edenler için yazıyorum.

Ali Kişmir için Yüce Devlet’imiz 10 yıl hapislik cezası öngören suçla ceza davası açmış.

Asker şikayetçi.

Savcılık taraf. Ali’nin hapsini istiyorlar.

Sussun, yazmasın, yazacaksa da usturuplu yazsın, bazı meslektaşları gibi suya sabuna dokunmadan yazsın istiyorlar.

Elbet isteyecekler. Çünkü işin aslı bu. Onlar çoğunluk gibi olan biteni toz pembe görmüyorlar. İşin özünde buranın ne olduğunu biliyorlar.

“KKTC Nedir?” diye yazmıştım daha önce.

Milli duyguları zeval olanlar incinmişti.

Bakın yeni bir satır daha ekleyeyim:

KKTC, çağdaş hukuk normlarından bihaber, uygulayıcılarının haberdar ama işine geldiğinde bihaber, çokça insan hakları savunucusu bulunan ama çıkarları çakışınca susa-duranların da çok olduğu, heyhat bana dokununca insan hakları, sana dokununca banane denilen yerdir.

Kendine müstesna, “de facto” bir tokattır.

Dünden beri yine slogan atanlar, Ali’nin yanında olduğunu söyleyenler vesaire birçok post okuduk. Hatta inanır mısınız milletvekilleri bile dayanışma gösterdi. Oysa ki aslında hodri meydan demenin tam zamanı şimdi.

Eğer yasayı değiştirirseniz (ki 1983’ten beri hiçbir hukukçunun umuru olmadı) o zaman Ali yargılanamaz! Eğer Ceza Yasası’nın ilgili maddesini kaldırırsanız ceza davası düşer.

Buyrun yasa tasarısı yapın. Meclisi izleyelim.

Sivil toplum ise yasa değişikliği için kamuoyu yaratarak harekete geçsin. Eminim bu yol, başka Ali’ler yargılanmasın diye dava gününde orada toplanmaktan daha etkili bir yol olacaktır.

Çünkü biliyoruz ki, yargıç yasayı uygulayacak.

Daha önce Halil yargılandığında da oldu, Mine yargılandığında da, Abdullah ve Afrika Gazetesi’nin karikatür davasında da. Kimileri günün sonunda dışarı çıktı, kimileri için davalar geri çekildi, kimileri beraat etti.

Ama yasa ve rejim çakı gibi orada durdu.

Durmaya da devam ediyor.

Elbette Ali’nin yaptığı suç değil.

Umarım yargıç AİHM kararlarını dikkate alan bir karar verir de REJİMİN açtığı davada beraat eder.

Ya etmezse?

Düşündünüz ve umursadınız mı?

Saramago’nun Körlük romanında gibi körler ve sağırlar diyaloğu bir siyasetin pençesindeyiz hepimiz. Her şey gündelik, geçici ve çoğunlukla sahte. Olabildiğince birbirine dokunur görünen ama gerçekte varoluşun sorgulanmadığı ve özgürlüğün umursanmadığı bir siyasi alanda yaşıyoruz.

O zaman da çoğu hareket biçimi tüm sahteliği ve sahtekârlığıyla karşımıza çıkıyor. Kâr neredeyse, sahte de orada peydahlanıyor.

İşte, o kişiler için yazıyorum. Seçimde bir insan hakkı ihlali olarak seçme ve seçilme hakkı REJİM tarafından elinden alınan kişiler için yapmadığınız ve gözlerinizi kapattığınız çifte standart insan hakları savunuculuğunuz bir yerlere not edilmiştir diye umalım.

Ve unutmayalım.

Bu rejimde bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyenlerin, gün gelecek o yılan boynuna dolandığında, kimseyi omuzumuza dokunurken ve “yanındayım” derken bulamayacağız.

Çünkü birileri rejimin arka odalarında illüzyona kapılmış kalem oynatırken, birileri koltuk için slogan atarken, birileri dostuna, arkadaşına, yoldaşına en zor zamanında saldırırken, yoldaşlık veda edecek ve geriye yürünecek yol da kalmayacak.

Söyleyin, neyleriz yol olmadıktan sonra yoldaşı?

Özetle, yasayı değiştirmek için harekete!

Kavga kendimize karşı değil, rejime karşıdır, palyatif postçuluk bir yere kadar.

Slogansız, rejimin yarattığı tüm insan hakları ihlallerine karşı yine Ali’nin tarafındayım.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Yargıçları kim seçiyor? – Tacan Reynar

Toplumun en hassas olduğu meseledir Yargı'yı 'korumak'. Elimizdeki tüm iktidar...

Türki Devletlerin Tanımadığı ‘Eşit Egemen’ – Tacan Reynar

Övünmeye gelince fersah fersah gerinerek ‘eşit egemeniz’ dediğiniz milli...

Meslek hırslarınıza teşkilatı heba ettiniz! – Tacan Reynar

Evet efendiler, heba ettiniz. Bugüne kadar Polis Genel Müdürlüğü’ne çok...

Çekilin yoldan, Başbakan Başsavcı’nın Makamında! – Tacan Reynar

Başbakan Başsavcı’nın makamında ne arıyor? İlginç bir soru değil mi? Ne...

Bugün 5 Ekim! – Tacan Reynar

Bugün 5 Ekim! Bu manşetin yıldönümü! Ve Ali yargılanıyor! Dün siz Kıbrıslıların...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,913TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Canlı yayın