Kıbrıs iktibasNidai MesutoğluGörüşmeler başlayabilir mi? - Nidai Mesutoğlu

Görüşmeler başlayabilir mi? – Nidai Mesutoğlu

28 Haziran, 2017’de İsviçre’nin Crans-Montana kasabasında yapılan görüşmede Çözüme çok yaklaşılmasına rağmen anlaşma aşama sağlanamadan toplantı dağılmıştı.

Bunun ardından her zamanki gibi taraflar birbirlerini suçlayıcı açıklamalar yaptılar

Aslında en temel sorunumuz iki liderin de inisiyatif alarak bir anlaşma yapacak iradeye sahip olmamalarıdır. Buna rağmen Akıncı her zamankinden biraz ileri giderek Türkiye’deki AKP iktidarına rağmen bir harita sunmuştu. Bu davranışla AKP, Alıncı’nın ipini çekmiş oldu. Seçimlerde tekrar seçilmemesi için elinden geleni fazlasıyla yaptı. İstediği özellikte birini seçtirdi.

Bundan sonra Türkiye geçmişte ajandasına olan planı uygulamaya koydu. Daha doğrusu planın gerçekleşmesi için hız verdi. Çözümün önüne büyük bir engel koydu. BM Güvenlik Konseyi kararlarını yok saydı. “Eşit egemen devlet” tezini sanki Kıbrıslı Türklerin teziymiş gibi duyurdu.

BM genel Sekreteri Antonio Guterres daha sonraki yıllarda görüşmeler için nabız yoklasa da özellikle Türkiye’nin tezleri nedeniyle başarılı olamadı.

Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis ise her fırsatta görüşmelerin kaldığı yerden başlatılması için çağrılarını yapmaktadır. Bu şekilde Türkiye’nin çözümsüzlüğünü ve Deniz altında gaz arama bahanesiyle Doğu Akdeniz’deki kışkırtıcı hareketlerinin dünyaya duyurmaktadır.

Bu yıl içinde Ukrayna – Rusya savaşı nedeniyle dengeler değişti. Buna Dünyayı sarsan Ekonomik kriz de eklendi. Bu krizden en çok etkilenen ülkelerin başında Türkiye gelmektedir. Biz de bunun katmerlisini yaşamaktayız.

Kıbrıs Cumhuriyeti AB üyesi olması nedeniyle ABD ve AB’nin Rusya’ya karşı aldığı kararları uygulamak zorundadır. Bu nedenle geçmişten gelen dini ve siyasi bağlar nedeniyle sıcak ilişikleri olan Rusya’ya mesafeli olmaya başladı.

Türkiye bir NATO üyesi olmasına rağmen Rusya ile olan ilişkilerini kısıtlama kararı yerine daha da artırmaktadır. Hem Putin hem de Erdoğan açıkça bunu dünyanın gözü önünde yapmaktadırlar. Bunun sonucu olarak ABD ve AB Erdoğan’ın güvenilir bir lider olmadığına karar verdiler.

2023 seçimlerinde Erdoğan’ın gitmesi için bu yönde çalışmalar başlatıldığı kanısındayım.

Bu şartlar içinde ABD adım atarak Kıbrıs Sorununa çözüm bulma gayreti içinde olmasını beklemiyorum. Bana göre Türkiye’deki bir iktidar değişikliği ile oluşacak yeni ilişkilerde gündeme gelebilir. Ancak Türkiye’deki millet ittifakındaki partilerin “Kıbrıs’ı Milli Dava” olarak görmeleri nedeniyle bir çözüme ulaşmak çok zayıf bir olasılıktır.

Umutsuz olmamak gerekir. Umutlu olmanın tek yolu kendi sorunumuzu kendimizin çözeceği, istek ve kararlılığa sahip olmamızdadır.

Kıbrıs sorunu toplum liderlerinin çözemeyeceği kadar karmaşık olmasına rağmen iki toplumun “Kıbrıslılık ve ortak vatan bilinciyle” çözebileceği bir problemdir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Osmanlı’nın son yıllarında Düyûn-ı Umûmiye ve Erdoğan’ın tutumu – Nidai Mesutoğlu

Sürekli duyduğumuz bir söz var: “Tarih tekerrürden ibarettir” Anlamı...

Erdoğan’ın Sisi ziyareti ve bir fıkra – Nidai Nesutoğlu

Sosyal medyada kullanıcıları büyük olasılıkla bu fıkrayı biliyorlar. Haber...

Din bezirganlığından din tüccarlığına – Nidai Mesutoğlu

Bezirgan sözcüğünü şimdiki nesil bilmez. Yaşı 60’ı aşmış olanlar...

Kıbrıs Sorunu, Erdoğan ve Can Atalay – Nidai Mesutoğlu

Sol dünya görüşünü savunmak ulusal değil sınıfsal bir düşünceyi...

Nikos Hristodulidis’in paketi bireysel haklar verirken toplumsal haklardan söz etmiyor, en can alıcı nokta budur

Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis aylar önce duyurusunu yaptığı...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,901TakipçilerTakip Et
964AboneAbone Ol

Son eklenenler

Kıvanç Eliaçık yazdı: Devlet, sınıflar ve Poulantzas

Hayır, Karl Polanyi değil. Nikos Kazancakis hiç değil. Bahsettiğimiz...

Gıbrızlıca Konuşan Gıbrızlılar Birbirlerini Sever?

“Gıprızlıca gonuşan Gıprızlılar biribirlerni sever?” gibi saşma bir soru...

Fehim Taştekin yazdı: Suudileri kurtarmak!

İran’dan sonra Yemen savaşı, çağın savaş baronlarına ders vermeye...

Ümit Akçay yazdı: COP31’e doğru: Antroposen, kapitalosen ve ekolojik emperyalizm

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 Küresel Riskler Raporu, çarpıcı bir çelişkiye...

Aras Coşkuntuncel yazdı: ABD demokrasisi ve İran savaşı

Kant “Mutlak monark nedir? ‘Savaş olmalı’ diye emrettiğinde, savaşın...

Emre Demir yazdı: Farklılıklar içinde birlik arayışı: 18. BRICS Zirvesi

Yeni Delhi’de 18. BRICS Zirvesi, 12-13 Eylül 2026 tarihlerinde...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye COP 31’e hazırlanıyor

Kömür, petrol ve gaz gibi fosil yakıtların kullanımı iklimi...

Özkan Yıkıcı yazdı: İki kavramdan sıyrılmak umuduyla

Lefkoşa'da dar eksenden sıyrılmak istedim. Her konudaki iki kuramın...

Canlı yayın