arşivUlus IrkadGERÇEKLER ACI DA OLSA - Ulus Irkad

GERÇEKLER ACI DA OLSA – Ulus Irkad

Kategori:

Kıbrıs’ta gerçekten bir çözüme gidiyor muyuz? İndikasyonlar ne durumda? Barışa sadece politikacıların vereceği kararla mı gidilir? Elbette değil. Buna daha fazla geniş halk kesimlerinin de katılımı gerekli. Birkaç politikacının üst toplantıları ile çözüme gidilse şimdiye çoktan giderdik. Elbette politikacılar bazen mevcut statükoların devamı için de önemli bir rol oynarlar ama eğer halk işin bilincindeyse ve olayları yakından takip eder de politikacılara baskı yaparsa etkileyici de olur elbette. Peki  ama bizim bölgemizdeki halk kesimleri tüm karar alıcılara katılıp görüş belirtebilmekte midirler? Güney için de aynı durum geçerli. Hayır, öyle bir durum yok. Halklar her zaman için Kıbrıs’ta hep olaylardan uzak tutulmuştur. Karar  verme mekanizmalarına katılması engellenmiş veya bloke edilmiştir. Bir de şu da var, siz halkınızı böyle mekanizmalara katmadan önce onun çok iyi

yetişmesi için yardımcı da olmanız gerekmekte. Yardımcı olunan herhangi bir durum var mı? O da yok aslında. Halkın her durumdan beniletilmesi için herşey yapılmıştır. Hele hele 1950’li yılları hatırlayanlar bilinçli işçi gruplarının ne kadar korkutulup politikadan soğutulduklarını çok iyi bilmektedirler. O halde ne yapılmalı? Halkı karar verme mekanizmalarına katmak ve onları da söz sahibi yapmak lazım. Son on yıldır Batı merkezlerindeki düşünce kuruluşlarında buna benzer öneriler yapılmaktadır ama bizdeki egemen kesimler buna kulak kapamaktadırlar.

Halka gidilerek, kucağınızı halka açarak olabilir bu mekanizma. Halk öncelikle bu doğrultuda eğitilmeli. Gereken bilinç ve karar verici şuur öncelikle halka verilmeli. Bu derslerle, oturumlarla, medya yolu ile de olabilir. Ama tabi ki öncelikle bir okulun oluşturulması ve bu doğrultuda halktan insanların eğitilmesi gerekmekte. Bu tip bir eğitim verildikten ve gerekli sınamalar yapıldıktan sonra gayrı resmi örgütlerin görüşmelerdeki karar mekanizmalarına katılması niye olmasın? 2000’li yıllar öncesinde iki toplumlu atelye çalışmalarında gerek gençlerin gerekse halktan insanların barış ve çözüm için katkılarını burada küçümsemek gereksiz. Şöyle veya böyle katılımlar olmuş, eğitimcilerden veya vatandaş kesimlerinden bayağı katılımlar alarak toplantılarda bu kesimlerin barışçı diyaloglara katkıları küçümsenemez ve o süreç içerisinde oldukça büyük katkılarını da buradan

vurgulamak bir vazife. Ben daha da ileri giderek okullarda da sırf yeni nesilleri de eğitimek için barış eğitimlerinin verilmesi ve bu konuda gerek küçük yaşlardaki öğrencilere gerekse genç kesimlere ülkenin her iki tarafında birbirleri ile uzlaşmaları için gereken teknikleri uygulayacakları bilgi ve bilincin verilmesini savunmaktayım. Kısa zamanda başlayacak olan çözüm sürecine bu tip çalışmaların ne kadar katkıda bulunacağını da göreceğiz ve bu konuda bayağı faydalı bir zengin deneyim sözkonusudur.

Gerek gençler gerekse daha küçük çocuklar arasında yaptığımız eğitim çalışmaları hep en faydalı semeresini vermişti. Bu gruplar arasında devamlı olarak bir kaynaşma görüyorduk. Bir kere her iki toplumdan gençler birbirlerine ısındılar mı onlar da bu etkinliklerin en büyük destekçileri olmaktadırlar. Bu tip atılımlar da yeni taze kan kazanmakta ve daha da dinamik etkinliklerle göz doldurmaktadırlar. Ve bir kere gençler insiyatifi ele aldılar mı bu hareket süreğenlik kazanmakta, daha da yayılmaktadır. 1994 yılında küçük çocuklar arasında başlattığımız mektup yazma projesinin ne kadar etkin olduğunu görmüş ve kısa zamanda binlerce çocuk her iki taraftan birbirlerine mektup yazmaya başlamışlardı. Bu etkinlik sonrasında büyük çocuk festivalleri örgütleme aşamasına da gelinmişti. 2003 yılı sonrasında barikatlar açıldıktan sonra artık tek bir ihtiyaç hasıl oluyordu. 2003 yılı

öncesinde yapılan etkinliklerin kurumsallaşması. Ama maalesef referandum sonrasında büyük bir şok yaşanmakta ve hala daha bu donukluk giderilememekte. Giderilmediği için de soğukluk  devam etmektedir. Referandum sonrasında büyük bir şaşkınlık ve şok yaşanırken, şu anda barikatlar açılmasına rağmen pek fazla mesafe katedilememektedir. Bana göre de en büyük eksiklik bu etkinliklerin okullara yayılamaması ve okullara her iki toplumdan öğretmen ve öğrencilerin karşılıklı ziyaretler yapamamasıdır. Tabi, bunun sonucunda şövenizm ve milliyetçilikle ırkçılık da yayılmak için bayağı fırsat bulmakta.

Barikatların açılması bir milattı. Bu miladı taçlandıracak  ve de devamını getirecek olan 2003 yılında başlayan etkinliklerin kurumsallaşıp devam ettirilmesidir. Aksi çok kötü bir durumdur. Yapmamız gereken bu etkinliklerin yaygın bir şekilde tekrar canlılık kazandırılıp tekrar harekete geçmektir.

Unutulmasın, geniş halk kesimlerinin katkıda bulunmadığı bir çözüm ve barış kalıcı olamaz…

 


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Tartışmanın ortasında federalizm ve üniterizm – Ulus Irkad

Bizim tanınmamış ve pek de tanınacağa benzemeyen “KKTC”de ,...

Tarihle hesaplaşmamız – Ulus Irkad

Osmanlı adayı İngilizlere kiraya verirken aslında tüm mallarını ve...

Ekonomi de Kıbrıs sorunu da kötüye giderken- Ulus Irkad

Kıbrıs Sorunu Türkiye’nin tekelinde kötüye giderken son zamanlarda artık...

Evrensel hukuk yoksa kaybettiniz demektir – Ulus Irkad

Haftalardır tüm konular dönüp dolanıyor ve Türkiye’de artık devletin...

Sağ milliyetçi politikacılar harakiri mi yapıyor? – Ulus Irkad

Şimdi öncelikle son 70 yılda Kıbrıs görüşmelerinin geldiği en...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,906TakipçilerTakip Et
929AboneAbone Ol

Son eklenenler

Şener Elcil yazdı: Değişim Zamanı

Küresel güçlerin, dünyadaki paylaşım kavgalarının en yoğun yaşandığı, medeniyetlerin...

Erkan Çavuş yazdı: Yurtsever kime denir?

Yurdunu sevmek, onu savunmak demektir. Yurt savunması, gerek ona yönelen...

Çağla Elektrikçi yazdı: İlhan Erbil’in vefatı, Kıbrıs’ın sessizliğinde yankılanan bir boşluk gibi

İlhan Erbil'in vefatı, Kıbrıs'ın sessizliğinde yankılanan bir boşluk gibi....

Özkan Yıkıcı yazdı: Nem kapmadan dokunmak

Kıbrıs penceresinden, gün gecikmeye kavuşurken, şöylesine bir Kıbrıs-Türkiye gelişmelerine...

L. Doğan Tılıç yazdı: Biri bana “Lan! Terbiyesiz!” dedi

Gündemde bir davanın karar duruşması ve ilk kez toplanacak...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Daron Acemoğlu ile The Economist polemiği

Türkiye kökenli Nobel ekonomi ödülü sahibi Daron Acemoğlu bilindiği...

Özge Güneş yazdı: Latin Amerika’nın geleceği Brezilya’da oylanacak

Brezilya 4 Ekim’de cumhurbaşkanını ve Kongreyi seçmek üzere sandığa gidecek....

Canlı yayın