yaklaşımlarAlpay DurduranEkonomistler şaşırtmada şampiyon – Alpay Durduran

Ekonomistler şaşırtmada şampiyon – Alpay Durduran

Gazetelerde ekonomi üzerine yazı yazanlara bakarsanız ekonominin fizik gibi bir b ilim olduğunu düşünmeye başlarsınız hâlbuki değil.

Örneğin fakir ülkeler yavaş büyür, orta gelir seviyesine geldikçe büyümeleri hızlanır. Mamafih 20 000 dolar kişi başına gelir düzeyine ulaşınca bu hızlı büyüme azalır.

Bu iddiaya destek olarak UPENN’in 1950 ve 2010 yılları arasında 160 ülkeyi kapsayan Penn World Tables adlı tablosunu kanıt olarak gösterilir. Bu tabloya göre satın alma paritesine göre kişi başına yıllık milli geliri 13- 14 bin dolar düzeyindeki ülkelerde gelir artışının %2,9 olduğu görülür. Buna karşın kişi başına geliri 30- 40 bin dolar olan ülkelerde gelir artışı %1,5’i geçmiyor.

Türkiye’ye bakarsak AKP dönemi 10 yıllık (2002- 2012) mili gelir ortalama %3,9 artmıştır. Toplam milli gelir artışı ise %4,9’dur. Bu artışın Cumhuriyet’in ortalama milli gelirdeki büyüme hızı olan %3,9 oranına eşittir. Yani kişi başına gelir artışının ki %4,9’dur, bundan yüksek olması sadece nüfus artış oranının düşmesindendir. Nüfus az artmış olduğu için cep sayısı azalmış ve cebe giren para ondan dolayı yükselmiştir.

Ekonomistler bunun eski teknoloji ile üretim yapmanın bedeli olarak ucuz mallarını üretip sattıkları için pahalı malları ithal etmenin bedelini karşılamakta zorluklarla boğuşmalarıdır. Bir kere bu hesabı değiştirip ileri teknoloji ithali ile üretim yapmak için politika değiştirmelidir. Düşük emekle bunu sürdürürlerse sürdürmenin maliyetini ucuz emeği daha fazla sömürmek için sendikalara fırsat verememek suretiyle çaba göstermek, kredi alıp daha sonra ödemenin yani tüketim harcamalarını kısmadan gelecek kuşaklara yükü aktarmanın yollarını bulmak ve satılacak ne varsa satmak gibi yollar bulmalıdırlar.

Bir kere zenginleşmeye başlarlarsa da tabandan gelen baskı ile nüfus artış hızı azalmış olan ülkede isteseler de istemeseler de ücretler artar. Böylece üretim maliyeti yükselir, borçlar için ödenecek faizlerin ağırlığı maliyete biner, satılacak mallara yenilerini eklemek zorlaşır ve cari açık denilen o hastalık başa belâ olur.

Ekonomistlere inanırsak üç evre var. Biri fakir ülke olanlar ki orta gelir düzeyi olan 20 000 dolar kişi başına gelire kadar sürer çok yavaş ilerler. Türkiye’ye göre 13-14 bin dolarlık kişi başına gelirdir büyüme hızı 2,9’a ulaşırmış. Ondan sonra ki 30- 40 bin dolar kişi başına gelir demektir hızı azalırmış ve 1,5 geçmezmiş.

Bunları söyledikten sonra Cumhuriyet tarihinin büyüme hızına eşit ve %4,9’dur demek ne demektir düşünün.

182 ülke arasında Türkiye’nin beşeri (insani) gelişmişlik düzeyi 92. Sırada deyince işler daha da karışıyor. Çünkü onun altındaki ülkelerin çoğuna tarihi açıdan ülke bile denemezmiş!

Sonra AKP dönemi gelişmesinin milli gelir artışını içerse de beşeri gelişmişliğin yani içinde din, kültür, hukuk, gelenekler ve özellikle ahlak olan diğer etmenlerin kötü olması onu geri sıraya düşürmektedir.

Bunu söyleyen iktisatçı bu arada “fiziki yatırımlara dayanan iktisadi kalkınma süreci, beşeri gelişme ile birlikte yürütülmezse milli gelir artışı yavaşlar diyor. Azgelişmiş ülkelerde iktisadi kararlar, ulusal değil yerel çıkarlara ağırlık veren bir ahlak anlayışıyla alınmaktadır diyerek iktidara gelenlerin, kısa yoldan, aileye, akrabaya, partiliye veya tarikat üyelerine menfaat sağlanması ancak “rant yaratılması” ile mümkün olur diye bağlar. Bu da kaynak tahsisini çarpıtır. Büyümeyi frenler der.

Önce bekleyin gerilikten çıkın ki büyümeniz hızlansın demenin ardından çok gelişirseniz hızınız düşer sabırlı olun gibi öğüt verir, sonra da ekonomik büyüme olsa da gelişmiş olmazsınız ile bağlar.

Bunlar iktisatçının çelişkili ortamda kendi kendiyle çelişmesi gibi görülür ama istatistikler öyle gösteriyor madem ne yapsın. Aşikârdır ki beklemekle goruk, üzüm de olmaz zivaniya da!

Nitekim iktisadi kararların rant yani haybeden kazanç elde edilmesi amacıyla iktisadi kararların çarpıtılacağını ve büyümenin frenleneceğini belirtir.

Bu iktisadi kararların kimin tarafından alınacağına bağlı değil mi? Kararların siyasiler tarafından alınacağını peşinen kabul anlamı buradan çıkar. Özel sektör eliyle kalkınan bir ülkenin büyümeyi frenlemesi nasıl devlet tarafından gerçekleşir diye itiraz etmek içimizden gelir ama gerçek odur ki iktisadi kararları devlet alır ve AKP bunun itibarını taşır, özel sektör de nemalanır. Devlet eliyle özel sektör yaratma politikası hala devam eder.

İktisatçılar ise özel sektör edebiyatına devam ederler. Tüm çare önerileri özel sektör yanlısı Kapitalist reçetelerdir.

İsteyen görünmez elin işleri düzeltmesini umsun. Kıbrıs’ta da görünmez el zoru görür görmez ortadan çekildi, halkın sırtına kayıpları yükleyip devletin durumu kurtarması bekleniyor.

Cumhuriyet tarihinin gelişme hızından ne bir fazla ne bir eksik ortalama gelişme oranı tutturulduğuna göre değişen bir şey yok. O din maddesi değişti demek bile mümkün değil çünkü devlet dini gene ayni!


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Yönetimin tek cinsi kabul edilir: DEMOKRASİ – Alpay Durduran

Yönetimin tek cinsi olması kabul edilir. Diğer cinsler tarih...

Gerçekte devletimiz varmış! – Alpay Durduran

Gerçekte devletimiz var. Onun uğruna ölünecek kutsal bir halka...

Demokrasi ve sorunları halkın karşısında – Alpay Durduran

Seçimler oldu ve sınav devam ediyor. Oylar dağıtıldı ve...

Devlet suçluyu koruyamaz her an suçu soruşturmaya hazır olmalıdır – Alpay Durduran

Halkı kandırıp yasal boşluklardan bahsedilirse biliniz ki sorumluluktan kaçanlar...

Demokrasiye ters gelişmeler – Alpay Durduran

Demokratik yolla seçilmiş gibi yapılan ve hükümet kurma çalışmaları...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,929TakipçilerTakip Et
891AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Son gündemleşmelerle birlikte Kıbrıs ve NATO güncelliği

Sabahleyin yerel gazetelere bakınca iki konu ağırlıktaydı. NATO zirvesi...

Yusuf Karadaş yazdı: NATO zirvesi ve gözleri bağlı vatan!

Toplumcu edebiyatımızın önemli isimlerinden Adnan Özyalçıner, bir öykü kitabına...

Ahmet Cavit An yazdı: Kıbrıs ve NATO

300 yıldan fazla Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetiminde kalan Kıbrıs adası,...

Şener Elcil yazdı: Çamaşır Makinesi Sendikacıları

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, ABD Başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray’da yaptığı son toplantıda “Siz,...

Umut Can Fırtına yazdı: Trump istedi, Infantino kırmızı kartı kaldırdı: Sana iltimas bitmez bende

Uluslararası kurumların bağımsızlığı ve tarafsızlığı her geçen gün daha...

Aykut Çoban yazdı: Antalya COP31’de ne mavi ne yeşil, kızıl bölge

İklim Değişikliği Sözleşmesi’ne taraf ülkeleri, kararlar almak için her yıl...

Özge Güneş yazdı: Güvensizlik, kâr ve refah talebi arasında

NATO Liderler Zirvesi uluslararası basında transatlantik ittifakın modern tarihindeki en...

Volkan Yaraşır yazdı: Küba Devrimi ve Barbudos’lar

20. yüzyılın en sarsıcı ve en özgün devrimlerinden biri...

Canlı yayın