yaklaşımlarMurat KanatlıBugüne ve barışa dair

Bugüne ve barışa dair

Kritik süreçten geçmekteyiz…

‘Kritik’, sürecin sihirli kelimelerinden biri. Annan masaya planını koydu koyalı bir sürü kritik süreçlerden geçtik, hep öldük, bittik yok olduk yakarmaları içinde yürüdük kritik takvimlere ve kritik süreçlerden geçerken birlikçi kesildik hep beraber…
Solcusu, sağcısı, statükocusu, statüko karşıtları hep, birlik beraberlik, ‘aman tartışmayalım bu kritik süreçlerde’ telkinleri arasında geçti günlerimiz, seçimler kimilerimizin mevkilerinde değişiklikler sağladı ama ne gam, onlar meydanlarda doğduk diyerek oralara geldiler, sağ sol cepheleşmeden, birbirleriyle elleşmeden kuruldular yeni mevkilerine…
Ankara’nın emir komuta ilişkisine karşı olduklarını kürsülerinden söylediler. İlk falso 8 Ocak’ta Kıbrıslısız Kıbrıs Zirvesi ardından görüşürmüş gibi yapmak için sorgusuz sualsiz Ankara’ya gidişleriydi. İkincisi, tüm propaganda süresince seviyesiz argümanlarla çözüm isteyenlere saldıran adı ile yaşamı taban tabana zıt hanedanlık partisi ile koalisyon oluşturulmasıydı. Unutan varsa hatırlatalım, Hollywood tarzı propaganda filminde Annan’a, De Soto’ya saldırılarak Kıbrıs konusunda hazırlanan ‘ölüm planının’ başrolü bu kişilere verilmişti, 3 statüko karşıtı olduğunu söyleyen parti liderleri de figüran olarak takdim ediliyordu ve bu filmin sonunda junior saltanat bekçisi “biz bu filmi çok gördük, ama artık oynatmayacağız” demişti. Şimdi kendisi başrolde, acaba rolü ne, oynatmıyor mu acaba? Ve üçüncü falso, ‘onurlu’ sesimiz işgal altındaki bu ülkede ‘koltuk bölüşümünde adil olunursa demokrasi gelişecek’ diyerek, bu ülkedeki talanın partisinin Meclis başkan yardımcılığı için gösterdiği adaya oy verilmesini buyuruyor, sonra da ortak protokoller imzaladığı partinin kurduğu hükümete güvenoyu vermek konusunda kararsızlığın ağırlığı altında ‘çekimser’ diyebiliyor. Talanın partisinin adayına evet diyebilenlerin, renktaş ilan ettiğine olumlu oy verememesini anlatabilecek kelimeler elbette vardır, ama neye yarar, demokrasi gelişsin, güzelleşsin daha ne isterik. Ve son falso gene ‘onurlu’ sesin partisinden, seçim bitti biteli iki ay oluyor, tek yaptıkları 4 partiye devlet yardımı kararı çıkarmak olan meclisin kilitlenmelerine karşı çilingir rolünü üslendiklerinin ilanıydı.
Bunca yanlış giden işin içinde, son olarak bizim deneyimlerimiz de yaşamlarımızın bunca yanlıştan ayrı tutulamayacağını ortaya koydu.
7 Kıbrıslı Rum ve Türk gençlik örgütünün Trodos’daki etkinlikle ilgili ortak bir metin hazırlamak için oturulan masaya sinen ‘onlar ve bizler’ söylemi ilk göze çarpandı. Üçüncü tekil şahıs ‘Rumlar’a karşı bizlerin birlikte, tek ses bir şey yapmamızın gerekliliği üzerine kurulan cümlelerden anladığımız, herkesin barışı farklı anladığıydı. ‘Rum’lar genel, tek, bir kafadan konuşan ‘düşmanlar’ topluluğu olduğuna göre, onların karşına aynı şekilde tek, bir kafadan konuşan ‘cengaverler’ olarak çıkmak fikri sürekli masada söylenip durdu. TKP ve CTP gençlik örgütleri ile yıllardır çalıştığımız için onların tutumları biraz da alışkanlık yapmıştı bizlerde. Ama ilk kez aynı platformda çalıştığımız ÇABP’ın gençlik örgütü temsilcilerinin tavırları karşısında zaman zaman şoklar geçirdiğimiz bir gerçek. Adında çözüm olan, AB olan bir partinin düşünceleri böyle mi olmalı diye onlarca kez kendimize sormadık değil. Hele ‘KKTC’ konusundaki tutumları tam incelenmelik.
Sapla samanın birbirine girdiği bugünlerde barışla ilgili biz mi ne anlıyoruz? Ülkenin ortasından geçen yırtılmanın artık bir idari sınır olduğu, haki üniformalıların eli dolu silahlarla buralarda beklemediği, insanların dini, dili, rengi ile değil düşleri ve düşünceleri ile ayrıma uğradığı, “bizler ve onların”, sömürenlerle direnenler olarak algılandığı, bütün ‘onların’ düşman, kötü, ayni kafada olduğunu düşünmenin ayıp sayıldığı, ırkçılık olduğu, demokrasinin, özgürlüğün, eşitliğin değerli sayılmaya başladığı günlerde barışa yakın olacağız..
Bugünlerdeyse bize düşen, barışa doğru giderken, dini, dili, ırkı, cinsiyeti ne olursa olsun düşleri ve düşünceleri ile dost olanlarla, barış yolunun yoldaşlarıyla kol kola birlikte yürümek olacak…

Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Diğer yazıları

Çözüme neden acil ihtiyacımız var? – Murat Kanatlı

Lefkoşa’da ara bölgedeki Dayanışma Evi’nde 16 Kasım 2024’te yapılan 6....

Rock Ruby kararı aslında ne? – Murat Kanatlı

Mal Tanzim Komisyonunu şey etmiş diyor Dışişleri ve onu...

50 yılda Kıbrıs’ta ne oldu? – Murat Kanatlı

Yazının kısaltılmış versiyonu 20 Temmuz 2024 tarihinde Birgün Gazetesinde...

Türkiye’nin istirdat (irredentist) sürecinde nüfus mühendisliği – Murat Kanatlı

Üstüne çok konuşulan kısım ile başlayalım, 1949 yılında yürürlüğe...

“Masum”(!) Pile yolu tarihi – Murat Kanatlı

Uzunca bir zamandır Pile yolu üzerine haber, açıklama şeklinde...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
935AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Kaçamayacağımız gerçeklerle, acı şekilde karşılaşırken

Aslında hâlâ bize umursuz havamızın ninnisi gibi geliyordu. Oysa...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Bolu Dağı’ndaki imgeye ulaşmak’ ve umudun inşası

Kapitalizm gücünü insanı çok boyutlu kuşatması, ruhunu kötürümleştirmesi ve...

Özkan Yıkıcı yazdı: Acıların felaketindeki “kaza veya katliam” gerçeklerini yaşarken

Acı olunca, insan olan mutlaka etkilenir. Üstüne epey duygusallık...

Ertan Erol yazdı: Gayrimeşru anlaşma

Geçtiğimiz Cuma günü ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Venezuela...

Kemal Can yazdı: İktidarın “rıza üretme” derdi var mı?

AKP iktidarı döneminde herkes çok baskı, çok zorlama yaşadı,...

İlhan Uzgel yazdı: Örgüt-vekillerden devlet-vekillerine geçiş

Küresel sistemdeki dönüşüm, dünyanın bütün bölgelerindeki gelişmeleri ve dengeleri...

Vijay Prashad yazdı: İran hâlâ gayrimeşru bir saldırganlığa direnirken açık mektup

Sevgili dostlar ve meslektaşlarım, Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail bu...

Canlı yayın