yaklaşımlarİsmet ÖzgürenBindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete - İsmet Özgüren

Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete – İsmet Özgüren

Bugünkü karalamalarımın başlığı 7 yaşımdan beri her gün biraz daha artan beğeniyle dinlediğim Anadolu Rock’un öncüsü Cem Karaca’nın bir şarkısının adı. “Bindik Bir Alamete Gidiyoruz Kıyamete”. Şarkının tam adı bu ve tamı tamına bugün 40 yılını doldurmuş zorlama ama aslında gerçeği yansıtmayan KKTC’nin tarihinin özeti Cem ustanın şarkısının adıyla özdeşleşiyor. Uluslararası camiaya sözüm ona kafa tutup, Türkçe konuşan Kıbrıslıların hak, hukuk hatta “gasp edilen” haklarını geri almak ütopyasıyla yola çıkan, dönemin Türk ve Kıbrıslı Türk statükocularının esas niyet ve amaçlarının ne olduğu her geçen gün biraz daha netleşiyor.

*****

Aradan geçen bunca yılda ada yarısının bırakın uluslararası kamuoyunda kabul görmesini, (İlgili BM Güvenlik Kurulu kararları orada dururken bu asla mümkün değil) ilk andan itibaren KKTC’yi tanıdığını ilan eden TC’nin “Başarıyla” uyguladığı Toplum Mühendisliği sayesinde gelinen nokta net olarak bir işgal halidir. Ayrı bir devlet olarak tanıdığınızı iddia ettiğiniz bir ülkeye atadığınız büyükelçi o ülkenin Cumhurbaşkanı, Başbakanı ve kurumlarının üstünde bir yetkiyle donanmışsa, ona büyükelçi demek, uluslararası jargona hakaret anlamına gelmekte. Kısaca TC-KKTC ilişkileri iki ayrı devlet ilişkisiyle uzaktan yakından alakası olmayan net bir sömürge halinden başka bir şey değildir.

*****

TC’nin 40 yıldır gelip geçen tüm statüko koruyucularının artık duymaktan gına gelmiş “KKTC tanınacak, Kıbrıs Türkü’nün hak ve çıkarlarını korumak öncelikli görevimiz, Bir karış toprak, bir çakıl taşı verilmez, Rum tarafı( Kıbrıs Cumhuriyeti) KKTC’nin Egemenlik ve eşitliğini kabul etmezse çözüm olmaz” şeklindeki sözleriyle birlikte burada kurdukları şükür, biat, tek taraflı bağımlılık ve son yıllarda da aşağılayıcı “Nankör, kambur” gibi yaklaşımlarıyla önce stratejik alanlar tek tek TC sermayesine kaydırılmış, siyasi mekanizma tarihsel süreçte olmadığı kadar itibar ve saygı erozyonuna uğratılmış hatta cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar ve parti başkanları TC rejimi tarafından atanmış ya da o görevlerden uzaklaştırılmıştır. Ada yarısının hızla değiştirilen demografik yapısı eliyle ise kontrol tamamen denizin diğer tarafındakilerin eline geçmiştir.

*****

Türkiye’de gerçekleşen son seçimler ve ortaya çıkan tablo aslında önümüzdeki süreç için bize önemli ipuçlarını vermektedir. Kısaca baktığımızda bunlardan en önemlilerinden biri, Türkiye’nin hızla İslam türü bir Faşizmin merkezi ve tek adam rejiminin kolay kolay değiştirilemeyeceği bir yapıya doğru hızla yol aldığıdır. Adanın geleceğine bu gerçekler ışığında bakıldığında, stratejik açıdan hala değerini koruyan bu toprakların, Erdoğan rejimi için önümüzdeki süreçte pazarlık ve rant getirici özelliğini hala koruduğunu söylemek sanırım çok abartılı olmaz. “Vatan, millet, yavru-ana” edebiyatından öte, TC’nin ileri karakol bekçileri konumundaki bizler her an ciddi bir pazarlığın parçaları olabileceğimiz gibi, sonsuza dek kalıcı işgalde nesli tükenen dinozorlara da dönüşebiliriz.

*****

Özetle, her karalamalarımda dillendirmeye çalıştığım gibi, tüm imkansızlık ve zorluklara karşın bu adada kalıcı bir çözümü talep edip zorlamayı sürdürmezsek emin olun ki yukarıda ifade etmeye çalıştığım gibi nesli tükenen Dinozor benzetmesi bir fantezi değil gerçek olacak. Sağlık ve dostlukla…


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Çalınan 45 yılımı kim geri verecek? – İsmet Özgüren

KKTC 15 Kasım 1983’te ilan edildiğinde 23 yaşında bir...

“Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol” – İsmet Özgüren

Mevlana’nın herkesçe bilinen bu veciz sözleri bana göre tam...

Plan tıkır tıkır işliyor, önemli olan biz ne yapıyoruz? – İsmet Özgüren

1950’li yıllarda Türkiye derin devletinin ajandasının baş sıralarında yer...

Her şeye rağmen umutsuzluğa yer yok – İsmet Özgüren

Bu hafta zamanlar sonlar bir şeyler karalamak için çok...

Süleyman Ergüçlü, bir büyük abi, bir usta bir meslek duayeni – İsmet Özgüren

İnsanın inanası gelmiyor ancak, önce ailenin bir parçası, ardından...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,920TakipçilerTakip Et
911AboneAbone Ol

Son eklenenler

Fehim Taştekin yazdı: En zayıf olanın kudreti!

Konvansiyonel kalıplar parçalanıyor. İran savaşı süper güç yanılsamasını açığa...

Katerina Yennari yazdı: Berlin’de Bir Kadın

"A Woman in Berlin" (Berlin'de Bir Kadın), bir kadının...

Hünkar Özlütaş yazdı: Arabistan’ın dar boğazı Babülmendep

Temmuz başlarında yapılan ABD-İran ateşkes mutabakatı, ABD’nin İran’a geniş...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gelişmeler ve kaosta dans etme günleri

Hızla oluşan gelişmeler, adeta yarını teslim alma gücüne dönüşme...

George Koumoullis yazdı: Kıbrıslı Türklerin Yok Oluşu: Çözümü Zorlaştıran Görünmez Etken

Hemen açıklığa kavuşturmak isterim: Kıbrıs Türk toplumu herhangi bir...

Ceyda Beysel yazdı: Mücadele umut versin

Arnavutluk’ta Zvernec bölgesinde koruma altındaki Sazan Adası’nı da kapsayan Trump ailesi...

Yücel Özdemir yazdı: Avrupa’nın ‘şans kıtası’ Afrika mı?

Bir yıldan fazla bir süredir Almanya Dışişleri Bakanlığı koltuğunda...

Canlı yayın