yazılariktibasBayazıt İlhan yazdı: Atom bombalarında ölümcül yarış

Bayazıt İlhan yazdı: Atom bombalarında ölümcül yarış

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net
Kategori:

ABD ve İsrail İran’a saldırırken en fazla İran’ın nükleer programını gerekçe gösteriyor. Gelin görün ki, nükleer silah sahibi dokuz ülke dünyayı felakete sürükleyen atom silahlarına her yıl daha fazla yatırım yapıyor.

Bu dokuz ülkeyi hatırlatayım: ABD, Rusya, Çin, Fransa, Hindistan, Pakistan, İsrail, Kuzey Kore ve Birleşik Krallık. Bir de Türkiye gibi, topraklarında başka ülkelere ait atom bombası bulunduranlar var.

Dokuz ülke 2025 yılında atom silahlarını üretmek ve geliştirmek için 119 milyar ABD doları harcamış. Saniyede 3 bin 768 dolar. Bir önceki yıla göre artış yüzde 19 (16,8 milyar dolar). Son beş yılda harcama 471 milyar dolar.

Bu verileri Birleşmiş Milletler’de (BM) Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşması’nın (TPNW) kabul edilmesini sağlayan ve bu çalışmaları nedeniyle 2017 Nobel Barış Ödülü’nü kazanan Nükleer Silahlara Karşı Uluslararası Kampanya’nın (ICAN) geçen hafta yayımlanan raporundan aldım. Raporun başlığı “Taammüden: 2025 Küresel Nükleer Silah Harcamaları”

ATOM BOMBALARINA DÖKÜLEN MİLYARLAR

ABD atom bombasına yatırımda dünya şampiyonu, diğer sekiz ülkenin tamamından daha fazla kaynak ayırıyor. ABD’nin 2025 yılı nükleer silah harcaması 69,2 milyar dolar.

ABD bir önceki yıla göre buraya yaptığı harcamayı 12,4 milyar dolar artırmış.

İkinci sırada yıllık 13,5 milyar dolar harcamayla Çin, üçüncü sırada 12,6 milyar dolarla Birleşik Krallık, dördüncü sırada 9,5 milyar dolarla Rusya geliyor.

Önümüzdeki yıllarda yapılacak nükleer silah yatırım projeksiyonları da dünyanın zenginlerinin bu kitle imha silahlarından vazgeçmeye niyeti olmadığını gösteriyor.

Atom bombalarının modernizasyonu, sayılarının artırılması, silah sistemlerinin geliştirilmesi için yapılacak yatırımları artırma konusunda ABD, Birleşik Krallık ve Fransa’nın kararlılıkları dikkat çekiyor.

Özellikle son yıllarda BM ve DSÖ dahil insani yardım ve kalkınma kurumlarının fonları kesilirken zengin ülkeler hem nükleer hem de konvansiyonel silahlara yatırımı artırıyor.

Raporun yazarlarından Susi Snyder açık biçimde dünyanın efendileri eliyle sürüklendiğimiz felaketi anlatıyor: “Hayat pahalılığının hızla arttığı, yiyecek ve yakıtın bu kadar çok insan için karşılanamaz olduğu bir dönemde, bu dokuz ülkenin sahte bir güvenlik vaadiyle milyarlarca dolar harcaması kabul edilemez. Nükleer silahlar felakete yol açmadan kullanılamaz.

Nükleer caydırıcılık tümden yanlış bir mantığa dayanır ve hayatta kalmamız konusunda düşmanlarımıza güvenmemizi gerektirir.” Yine raporun yazarlarından, ICAN politika direktörü Alicia Sanders-Zakre de bu dokuz ülkenin nükleer güçlerini önümüzdeki on yıllar boyunca korumayı ve modernize etmeyi planladıklarını, milyarlarca doların insanların iyiliği için değil ölüm araçlarına aktarıldığını anlatıyor.

SERMAYE-DEVLET-SİLAH-ÖLÜM

Mevzuyu anlayabilmek için sermaye çevrelerinin bu devletlerle ve silahlanma yarışıyla iç içe olduklarını özellikle vurgulamak gerekiyor. “Güvenliğimiz ve caydırıcı olmamız için daha çok atom bombası gerekir” propagandasıyla pompaladıkları nükleer silahlanma yarışından bir grup şirket iyi para kazanıyor. Rapora göre 2025 yılında en az 25 şirket yüklü paralar tutan anlaşmalara imza attı.

Bu şirketler, nükleer silahlarla ilgili faaliyetlerden yılda en az 38 milyar dolar kazandı ve 394 milyar dolar tutarında sözleşmelere sahip. Rapordaki tespitler çarpıcı: Şirketler, geçen yıl Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki lobicilere kendi çıkarlarını temsil etmeleri için 138 milyon dolardan fazla ödeme yaptı.

Bu şirketler ABD’de seçim kampanyalarına da katkı veriyor, böylece “çağdaş demokrasinin” yaşamasını sağlıyor. Nükleer silah üretiminde yer alan şirketler 2025 yılında İngiltere’deki üst düzey yetkililerle 226 görüşme gerçekleştirdi, bunların dördü Başbakanlık ofisiyle yapıldı.

2025 yılında nükleer silahlardan şirketlerin elde ettiği gelirlere bakalım. Birinci Honeywell (5,27 milyar dolar), ikinci Lockheed Martin (4,5 milyar dolar), üçüncü Fluor (3,84 milyar dolar). Listede Boeing’den Airbus’a, Rolls-Royce’a bildiğimiz bilmediğimiz çok sayıda şirket var. ABD, nükleer silahlarla ilgili en fazla şirkete sahip ülke.

Aşağıdaki 19 şirketin ABD’de nükleer silahlarla ilgili işler için en az 375 milyar dolar değerinde devam eden sözleşmeleri bulunuyor: Amentum, BAE Systems, Bechtel, Boeing, BWX Technologies, Fluor, General Dynamics, Huntington Ingalls Industries, Honeywell International, L3 Harris, Leidos, Leonardo, Lockheed Martin, Northrop Grumman, Peraton, Rolls Royce, RTX (Raytheon), SPAInc ve Textron. Boeing, Peraton ve Rolls-Royce, 4 milyar dolardan fazla bir maliyetle ABD için ağır bombardıman uçakları üretiyor ve Boeing 190 milyon dolara B-61 yerçekimi bombalarını üretiyor.

Bu paralar insanlık yararına harcansa neler yapılabilirdi? Bir günlük nükleer silah harcamasıyla 2 milyon 100 bin kişinin bir yıllık güvenli beslenmesi sağlanırdı. Bir dakikalık harcamayla 3 bin 478 kişinin bir yıllık temiz su ihtiyacı karşılanabilirdi. Bir haftalık harcamayla 12 milyar 200 milyon doz kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşısı yapılabilirdi. Bir yıllık harcamayla 6 milyon 100 bin evin enerji ihtiyacını karşılayacak güneş enerji sistemleri kurulabilirdi.

Yalnızca ABD’nin 2025 yılında nükleer silahlara harcadığı para, BM’nin yıllık bütçesinin tamamının 19 katı. Öyle ya, dünyanın efendileri için BM gibi kurumlar olmasa da olur, paralar güce, kaba kuvvete, ölüm makinalarına akıyor. Atom bombaları sizi güvende hissettiriyor mu? Kim kazançlı çıkıyor bu işten? BM kararlarıyla yasak olan bu silahlardan tümüyle kurtulmanın, paraların da ölüm değil yaşam için kullanılmasının zamanı geldi de geçiyor. Ne dersiniz, insanlık uyanır da silah tüccarlarını zengin ederken ölmeye son verir mi?


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Ümit Akçay yazdı: COP31’e doğru: Antroposen, kapitalosen ve ekolojik emperyalizm

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 Küresel Riskler Raporu, çarpıcı bir çelişkiye...

Emre Demir yazdı: Farklılıklar içinde birlik arayışı: 18. BRICS Zirvesi

Yeni Delhi’de 18. BRICS Zirvesi, 12-13 Eylül 2026 tarihlerinde...

İ. Uğur Toprak yazdı: Gıdanın Dünü, Bugünü ve Geleceği

Başlığa bakınca ister istemez düşünüyor insan. Gıdanın dünü neydi,...

Kerem Göktan yazdı: 11 Eylül sonrası ABD-Çin ilişkileri: Ortak yaşam-gerginlik sarmalı

11 Eylül 2001’de gerçekleşen radikal İslamcı terör saldırısı sonrası...

Enzo Traverso yazdı: Marx, tarih ve tarihçiler: Yeniden kurulması gereken bir ilişki

Son yıllarda başlayan ve yaygın olarak “yeni eleştirel düşünceler”...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,902TakipçilerTakip Et
964AboneAbone Ol

Son eklenenler

Kıvanç Eliaçık yazdı: Devlet, sınıflar ve Poulantzas

Hayır, Karl Polanyi değil. Nikos Kazancakis hiç değil. Bahsettiğimiz...

Gıbrızlıca Konuşan Gıbrızlılar Birbirlerini Sever?

“Gıprızlıca gonuşan Gıprızlılar biribirlerni sever?” gibi saşma bir soru...

Fehim Taştekin yazdı: Suudileri kurtarmak!

İran’dan sonra Yemen savaşı, çağın savaş baronlarına ders vermeye...

Ümit Akçay yazdı: COP31’e doğru: Antroposen, kapitalosen ve ekolojik emperyalizm

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 Küresel Riskler Raporu, çarpıcı bir çelişkiye...

Aras Coşkuntuncel yazdı: ABD demokrasisi ve İran savaşı

Kant “Mutlak monark nedir? ‘Savaş olmalı’ diye emrettiğinde, savaşın...

Emre Demir yazdı: Farklılıklar içinde birlik arayışı: 18. BRICS Zirvesi

Yeni Delhi’de 18. BRICS Zirvesi, 12-13 Eylül 2026 tarihlerinde...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye COP 31’e hazırlanıyor

Kömür, petrol ve gaz gibi fosil yakıtların kullanımı iklimi...

Özkan Yıkıcı yazdı: İki kavramdan sıyrılmak umuduyla

Lefkoşa'da dar eksenden sıyrılmak istedim. Her konudaki iki kuramın...

Canlı yayın