iktibasMetin YeğinBarış, müzakere ve el sıkma üzerine - Metin Yeğin

Barış, müzakere ve el sıkma üzerine – Metin Yeğin

Orjinal yazının kaynağıartigercek.com
Kategori:
Müzakere ve barış süreçlerine tanıklık etmiş, doğrudan katılmış birisi olarak, sokağın bana öğrettiklerinden, bazı notları yeniden buraya düşmek istiyorum. Öncelikle hemen şunu söylemeliyim ki barış, ‘çatışan taraflar’ arasında olur.

Devlet Bahçeli’nin, DEM partililer ile el sıkışmasından sonra tartışmalar sırasında aklıma geldi. 1980 yılıydı, Süleyman Demirel ile Bülent Ecevit ‘küstüler.’ Dünyanın o zamanların en önemli liderlerinden biri olan, Yugoslav devlet başkanı Tito’nun cenazesinde karşı karşıya geldiklerinde, el sıkışmaları üzerine, Demirel’e Bülent Ecevit’le el sıkışmışsınız diye gazeteciler sorduğunda; “Ya neresini sıkacaktık efendim, ya neresini sıkacaktık” demişti…

1996-1997 yılından itibaren, Guatemala, URNG gerillalarının barış sürecine, Meksika’da Zapatistaların ateşkes sürecine, El Salvador’da FMLN gerillalarının yine barış sürecine ve ardından iktidara gelişlerine, Kolombiya FARC gerillalarının müzakere ve barış sürecine tanıklık etmiş, doğrudan katılmış birisi olarak, sokağın bana öğrettiklerinden, bazı notları yeniden buraya düşmek istiyorum.

– ‘Öncelikle hemen şunu söylemeliyim ki barış, ‘çatışan taraflar’ arasında olur. Siyasi nezaketi kenara koyduğumuzda, yani daha çarpıcı ve açık söylersek, barış ‘düşmanla’ yapılır. Yoksa çatışmanın tarafları olmayanlar sadece arabulucu, temenni eden ve mümkünse kolaylaştırıcı olabilirler. Bu yüzden hangi durumda olursa olsun, geçmişte neler yaşanmış olursa olsun, muhataplar onlardır. Mesela en son Kolombiya’da FARC gerillası ile barış anlaşması imzalayan Devlet Başkanı Santos, bir önceki dönemin savunma bakanıydı ve birçok faili meçhulün, öldürmelerin, hepsinden politik olarak sorumluydu.’

– ‘Yani o kadar yaşanılanlardan sonra nasıl olur da, iktidarla temas kurulur diye bir şey denilemez.’

– ‘Barış müzakeresinde kimsenin samimi olması beklenmez. Neden beklensin ki? Kimse ‘iyi’ olduğu için barış müzakeresi yapılmıyordur. Taraflar karşılıklı olarak yenişemediklerinden bir masanın etrafına oturmuşlardır. Bu yüzden kimsenin yüzü suyu hürmeti değil, karşılıklı güçleri oranında müzakere yürür.’

– ‘El Salvador Gerilla komutanı ve barış anlaşmasının imzacılarından Roberto Canas’la konuşuyordum. Sosyal demokrat Guillermo Manuel Ungo ile yaptıkları ittifakın sonuçlarını anlatıyordu: “…Bu şekilde bütün dünyanın bizi daha rahat anlamasını ve güvenmesini sağladık. Bizim neden mücadele ettiğimizi anlamalarını sağladık. Bütün dünya artık El Salvador’da ne olduğunu biliyordu. Bunu anlatabilmek için dünyadaki entelektüellerle, Nobel ödüllü yazarlarla barış için temasa geçilmeli. Her iki tarafta ancak müzakereye bu şekilde ikna edilebilir” diyordu.’

– ‘Kolombiya FARC Genel Sekreteri, barışın müzakerecilerinden Ricardo Telles ile konuşuyordum: “… FARC’la diyalog sırasında, hükümet ateşkesi kabul etmedi. Biz görüşmeleri, bombalar, askeri saldırılar, baskılar altında yaptık ama bu durumda 5-6 kez ateşkes ilan ederek, bir anda Kolombiya hükümetinin elinden politik inisiyatifi aldık. Böylece hükümetin bizim politikamızı bozmasına, savaşın devamına engel olduk. Birçok zaman ateşkes ilan ederek, silahsız güçlerle toplantılar yaparak, uluslararası diplomasiyi kullanarak, büyük bir etki yarattık. Bu birçok uluslararası platformda, parlamentolarda etki yarattı. Avrupa Birliği Parlamentosu, Vatikan, Başkan Obama, Latin Amerika ülkelerinin hepsi, halkları, medya bütün bunların hepsi bu sosyal adalet mücadelesinin haberlerini paylaştılar. Bu hükümetin politikasını değiştirmesini etkiledi. Ne zaman ki hükümet savaşa devam etmek istedi o zaman biz politikayı elimize alarak, ateşkes ilan ettik, silahsız güçlerle toplantılar düzenledik, uluslararası diplomasiyi harekete geçirdik ve savaşmak isteyenin kim olduğunu teşhir ettik.”
Sonuç olarak şunu samimiyetle söyleyebilirim ki hiçbir devleti sevmem ama Türkiye Cumhuriyeti, eğer son müzakere döneminde barış yapsaydı şu anda Türkiye, Ortadoğu’nun en önemli ülkesi ve hatta Avrupa’nın en önemli ülkelerinden biri olacaktı. Böyle bir şansı kullanmadığı için bugün, sırat köprüsü üzerinde, tehlikeli manevralar yapmak zorunda kalan, bir denge ve dengesizlik politikasına mahkum kaldı.

Yani sayın kurumsal devlet, muhtemel siz de beni sevmiyorsunuz ama dediklerimi hesaba katın. Siz avantajlı çıkarsınız.

Barış da bizim yanımıza kâr kalır.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Metin Yeğin yazdı: Sosyal ekonomi

Kapitalizm bize ekonominin yalnızca kâr etmek için var olduğunu...

Metin Yeğin yazdı: Bir komün belediye

İspanya’nın komün belediyesi Marinaleda’daydım. Zeytin ağaçlarının arasından zeytinyağı fabrikasına...

Metin Yeğin yazdı: Kolektif halk ekonomisi

‘Komünlerde, kooperatiflerde, kolektif halk ekonomisi inşa etmek’ dediğimizde, herkes,...

Metin Yeğin yazdı: Direniş ekonomisi

Filistin’deki soykırım sadece kurşunlar, bombalar ve dronlar gibi postmodern...

Metin Yeğin yazdı: Futbola göre aşk ve aşksızlık…

Dünya Kupası’nın kaçınılmaz “büyük coşkusunu” yaşadığımız bu günlerde; gördüğünüz...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,906TakipçilerTakip Et
955AboneAbone Ol

Son eklenenler

Halil Karapaşaoğlu yazdı: “Gipriz Cumhuriyeti’ndeki Haglarımız” Söylemi Üzerine

Gıprızlıca gonuşan Gıprızlıların genelde üş tip vatandaşlıgları vardır. Bunnardan...

Neşe Yaşın yazdı: Yaslı Deniz Manzarası

1964-1967 yılları arasında Lefkoşa enklavında büyümekte olan bir çocukken...

Fehim Taştekin yazdı: Yalınayak kamalılar, biçare ağalar

İran’ın müttefiki Ensarullah hareketinin liderliğindeki Yemen Silahlı Kuvvetleri karşı...

İ. Uğur Toprak yazdı: Gıdanın Dünü, Bugünü ve Geleceği

Başlığa bakınca ister istemez düşünüyor insan. Gıdanın dünü neydi,...

Vijay Prashad yazdı: Göçmen karşıtlığının arkasındaki ekonomik gerçekler ne?

Bugün dünyanın neresine gidersek gidelim, Küresel Kuzey'den Küresel Güney'e,...

Aras Coşkuntuncel yazdı: Neoliberalizm, 11 Eylül ve faşizm

25 yıl önce uçaklar ikiz kulelere çarpınca hemen anlaşılan...

Murat Çakır yazdı: Seçimlerle değiştirilemeyenlere dair…

Kurt Tucholsky’nin “seçimler bir şeyi değiştirebilseydi, çoktan yasaklanmış olurlardı”...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gözden kaçırılırken, gündeme düşen gelişmelerden

Günümüz politik gündem oluşturmada, resmi genelden yerele medyalar hep...

Canlı yayın