arşivAli SarıtepeAteşe benzin dökmek - Ali Sarıtepe

Ateşe benzin dökmek – Ali Sarıtepe

Kategori:

Seçim sathı mahalline girilirken, Kürt sorunu devlet-hükümet tarafından eskinin tekrarı olarak sahneye çıkarıldı.

Gelinen noktada yaşananlara baktığımızda, muhtemeldir ki şu şekildeki düzeltme  yaparsak yapılanlara daha anlatıcı olacaktır.

Erdoğan “Kürt kardeşlerimizin sorunları vardır” demişti.

Bu anlatım Erdoğan hükümetinin pratiğini ifade etmiyor.

Doğru ifade şöyle olmalıdır: “Kürt kardeşlerimiz yoktur.”

Yapılan tam da budur.

Uzun yıllar boyunca siyasi iktidarların askere havale ettikleri Kürt meselesi; her türlü şiddetle yok edilmeye çalışılırken, faili meçhullerle zirveye ulaşan derin terör, bugün yine bul yok et yöntemiyle hal yoluna konulmaya çalışılmaktadır.

Erdoğan hükümeti yaşadığımız bu seçim sürecinde, Kürt sorununu kendi seçim sürecine malzeme olarak kullanmaktan sonuna kadar faydalanmakta ve bunda da kararlı olduğu görülmektedir.

İktidara ezici çoğunlukla gelme ve kendisine devlet başkanlığı yolunu açmayı, bu seçime bağlamış bulunmaktadır. Ve bunu yaparken kendi yelkenlerini dolduracak her rüzgarı alma konusunda tereddüt yaşayacağını sanılmamalıdır.

Silahların susması politikasının seçim sonrasına kadar uzatıldığı ve basına yansıyan kadarıyla da tarafların ittifak etmelerine rağmen, kısmı de olsa yok etme temelli silah kullanmaları da olsa, bugüne kadar gelen süreç şiddetli saldırmalarla sona erdirilmeye çalışılmaktadır.

Bugün, yaratılan bu şiddetin AKP hükümetine rağmen devlet politikasıdır tespitlerinde bulunmak durumu yanlış anlatmaktan başka bir şey değildir. AKP, Kürt sorununu gündeminden çıkardığının en somut anlatımı; bugüne kadar o bölgedeki milletvekili adaylarını yörenin kendisiyle bağlaşıklığı olan simge isimlerden seçmesi yerine, ağırlığı hafif kalan isimlerle seçime girmesidir.

Dolayısıyla gelecekte oluşacak olan AKP grubunda artık eskisi gibi güçlü(!) Kürt parlamenterler dahi olmayacağıdır. Yani yok dediği Kürt sorununu, önce kendi parti grubunda uygulayacağıdır.

Bunu yaparken  de milliyetçi kesimlerden alabileceği en yüksek seçmen iradesini alarak, MHP’yi barajın altına düşürerek oy oranı matematiğinin çok üstünde milletvekili ile grup kurmak istemektedir. Bu kesimden oy alma ve MHP’yi barajın altına düşürmek için, bir biçimiyle basına servis edilmiş olan Kaset skandalını soruna kadar kullanmakta kararlı durmaktadır.

AKP; 12 Haziran seçimlerini %50 ve üstü hedeflemesini yaparken aynı zamanda MHP’yi barajın altına düşürmesi bu seçimin stratejisi olarak kurgulamış bulunmaktadır. Kürt nüfus coğrafyası ve seçmenlerinden alacağı azalmış oylara karşı, kendisine MHP seçmen çevresinden alacağı ziyadesiyle oylarla,fazlasıyla karşılamayı düşünmektedir.

Daha önceki toplu irade beyanlarında, demokrasi ve özgürlükler söyleminin de içinde barınabildiği halde; bu seçim sürecinde bunlarla ilgili bir beyanda bulunmaması/kendine saklaması(!) ve siyasi kampanyasını gelecek “cek-cak”lar üzerine kurması da göstermektedir ki; Kürt sorununda yaratılan şiddet ve gerginlik iktidar-devlet bütünleşmesinin bilinçli davranış sonuçlarıdır.

Erdoğan, partisinin %50 oranını göremediğini fark ettiği noktada uluslar arası sorun yaratacağı kuşkusudur.

31 Mayıs tarihi ile İsrail’in Mavi Marmara katliamı yıldönümü istismarıdır. Bu yarayı tekrar kaşıması onun sadece milliyetçi seçmen oylarıyla yetinmeyip, kendi etkisi altında olmayan siyasal İslam anlayışlı seçmen kitlesine etki etmesi olacaktır.

Filistin meselesinden İslami duyarlılığı manipüle edip, oya dönüştürme çabasının oluşması yabana atılamayacak kadar yakında durmaktadır.

Böyle bir durumda; şu ana kadar yürütülen hükümet-devlet ortaklığı politikası, muhtemeldir ki farklılaşma noktasına gelecektir.

Bugün; ABD ve AB ileri gelen devletleri yöneticilerinin endişeleri, hükümetin yeni bir Mavi Marmara olayını yaratmada İHH’ye söz geçiremiyeceğini söylemesidir.

Ortaya çıkan manzara bu şekilde olursa bundan çıkacak olan sonuç; AKP’nin parlamentoda mutlak çoğunluğu yakalaması ve MHP’nin barajın altına düşmesi olacaktır. %50 oy garantileyememenin en büyük tehlikesi, Erdoğan’a, uluslar arası sahneyi de kullanma kararlılığına götürebilir.

Hele ki; 31 Mayıs ile 12 Haziran arasındaki zaman aralığının kısa olması bunu aklımızdan çıkarmamalıdır.

 


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Toplumunu hasta eden devlet – Ali Sarıtepe

Toplum ya da toplum kütleleri üzerinde yükselen ve bir...

“Anayasayı askıya aldım” devlet biçimini dönüştürme eylemliliğidir – Ali Sarıtepe

Bundan önceki makalede “Demokratik Özerklik Devlet Biçimini Dönüştürme Talebidir”...

Demokratik özerklik devlet biçimini dönüştürme talebidir – Ali Sarıtepe

Üretim ilişkisinin karşılığı olan devlet tipi içerisinde çok çeşitli...

Bezginlik ve bezginleşmek – Ali Sarıtepe

Kişinin bir şey karşısında, devamlılık arz eden bir şey...

Orantılı şiddet, orantısız şiddet ve devlet terörü – Ali Sarıtepe

Kullanılan kavramın her iki halinin de ortak paydası vardır,...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,907TakipçilerTakip Et
929AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: İngiliz’de oyun bitmez!

Kıbrıs deneyimlerimiz bize öğretti ki gerçekten İngiltere'nin siyasi oyunları...

Antonis Polydorou yazdı: Ne Mağusa Bizi Bekliyor Ne de Tarih

Yine herkes Mağusa’yı hatırladı. İkinci harekâtın 52’nci yılı vesilesiyle...

Evren Balta yazdı: Türkiye ve İsrail neden karşı karşıya geliyor?

18 Ağustos’u 19 Ağustos’a bağlayan gece İsrail savaş uçakları,...

Özge Güneş yazdı: Trump’a karşı mücadelede ilerici program arayışı

ABD’de 2026 ön seçimlerine kazanan adaylar kadar onların etrafında...

Özkan Yıkıcı yazdı: Doğu komşuların kuzeye doğru gelişen denklemi

Belli ki daha Suriye'deki gelişmeleri, bölgesel ve giderek sistemsel...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Libya-Türkiya İlişgileri Neçün Gıprız İçün Önemlidir?

Libya 2011 yılında Kaddafi'nin devrilmesinden soğra do'u ve batı...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Etnik Nefret Çok, Uzlaşma Kültürü Yok!

Adanın iki yakasında da etnik nefret ve öfkeyle “tanışan”...

Yaşar Ersoy yazdı: 30 Yıllık düşün kısa tarihi

Bir kentin çağdaş kimliğinin en önemli göstergelerinden biri, kültür...

Canlı yayın