iktibasEcehan BaltaAnneannemin çeyiz sandığındaki tohum - Ecehan Balta

Anneannemin çeyiz sandığındaki tohum – Ecehan Balta

Orjinal yazının kaynağıilketv.com.tr
Kategori:

Çeyiz sandığından çıkan tohum, kırsal hayatın ve hane ekonomisinin içinde şekillenmiş somut bir pratik ve bilgi setidir. Bu tohumlar çoğu zaman pazardan satın alınmış standart ürünler değil, seçilerek ayrılmış, kurutulmuş, saklanmış ve yeniden ekim için korunmuş yerel çeşitlerdir. Sandık, bu anlamda bir saklama alanı olmaktan çok, gündelik hayatın risklerine karşı geliştirilen düşük maliyetli bir “dayanıklılık mekanizması”dır.

Gıda güvencesi aracı olarak tohum

Sandıktaki tohumun ilk işlevi gıda güvencesidir. Hane gelirinin düştüğü, fiyatların arttığı, ürünün hastalık ya da kuraklık nedeniyle zarar gördüğü dönemlerde yeniden üretime dönmeyi mümkün kılan bir “başlangıç sermayesi” sağlar. Tohum, burada tarımsal üretimi sürdürmenin ön koşulu olduğu kadar, hane içinde gıda teminine dair bir güvenlik payı olarak da çalışır. Özellikle küçük üreticilikte ve yarı-geçimlik tarımda, “gelecek yıl için tohum ayırmak” temel bir risk yönetimi pratiğidir.

Yerel bilgi ve deneyimin taşıyıcısı

Bu tohumlar yalnızca biyolojik materyal değildir; ekim zamanı, sulama ihtiyacı, toprağa uyum, hastalıklara dayanıklılık, saklama koşulları, pişirme ve tüketim biçimleri gibi bilgilerin yoğunlaştığı bir deneyim birikimini taşır. Bu bilgi çoğu zaman yazılı değildir; çoğunlukla kadınlar tarafından kuşaktan kuşağa aktarılan pratiklerle ve gözlemle ilerler. Tohumun sandıkta saklanması, bu deneyimin de saklanması ve aktarılması anlamına gelir.

Müşterekler ve paylaşım ağlarıyla ilişkisi

Sandıktaki tohum, sıklıkla aile içi mirasın ötesinde, komşuluk ve akrabalık ağları içinde dolaşan bir değişim nesnesidir. Tohum takası ya da “bir avuç ver, seneye ben de ayırırım” türü alışverişler, kırsal ekonomide para dışı değişim biçimlerinin parçasıdır. Bu dolaşım, tohumun “mülk”ten çok “müşterek”e yakın bir mantıkla ele alındığını gösterir: Paylaşıldıkça çoğalan, çoğaldıkça güvence üreten bir kaynak.

Biyoçeşitlilik ve tarımsal dayanıklılık boyutu

Tek tip üretim modellerinin ve standart tohumların yaygınlaşması, tarımsal sistemleri belirli hastalıklara, iklim dalgalanmalarına ve piyasa şoklarına daha açık hale getirebilir. Sandıkta saklanan yerel çeşitler, genetik çeşitliliğin korunmasına katkı sunar; bu da tarımsal dayanıklılık açısından önemlidir. Yerel çeşitler her zaman daha “verimli” olmayabilir, ancak belirli mikroiklim koşullarına uyum, lezzet, saklama ve düşük girdiyle üretim gibi alanlarda avantajlar sağlayabilir.

Görünmeyen emek: Seçme, ayırma, saklama

Tohumun sandıkta var olabilmesi, bir dizi emek sürecinin sonucudur: Hasattan sonra seçme, ayıklama, kurutma, paketleme, nem ve haşereden koruma, etiketleme, zamanında kontrol etme ve ekim döneminde yeniden devreye alma. Bu emek, kırsal hane içinde çoğunlukla kadınlar tarafından yürütülen gündelik üretim-bakım işlerinin bir parçasıdır. Dolayısıyla sandıktaki tohum, tarımsal üretimin “görünür” kısmı kadar görünmeyen emek süreçlerini de işaret eder.

***

Çeyiz sandığındaki tohum, üç şeyi aynı anda temsil eder: (1) kriz dönemlerinde yeniden üretime dönmeyi mümkün kılan bir gıda güvencesi aracı, (2) yerel tarım bilgisini ve deneyimini taşıyan bir hafıza unsuru, (3) paylaşım ağları ve biyoçeşitlilik üzerinden tarımsal dayanıklılığa katkı sunan bir müşterek.

Bu nedenle anneannelerimizin çeyiz sandıklarından çıkan tohumlar, hane ekonomisi, kırsal toplumsal ilişkiler ve biyoçeşitliliğin korunması bağlamında okunması gereken bir olgudur.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Ecehan Balta yazdı: Nepal felaketi bize ne anlatıyor?

Nepal ile Tibet sınırında yaşanan son sel felaketi, ekolojik...

Ecehan Balta yazdı: Denizi kafeslemek: Kafes balıkçılığı balıkçılık değildir

18 Ağustos sabahı Rize’nin Pazar ilçesindeki Balıkçı Köyü’nde jandarma,...

Ecehan Balta yazdı: İklim finansmanı mı borçlandırma rejimi mi?

İklim krizi artık geleceğe ilişkin bir ihtimal değil. Kuraklık,...

Ecehan Balta yazdı: Barış Buluşması: O mayının orada ne işi vardı?

Savaşın ve ekolojik yıkımın ardından sık sık aynı cümleyi...

Ecehan Balta yazdı: Avrupa’nın çöpü Adana’da

Pembe bir Barbie çantası, çamura yarı gömülmüş halde duruyordu....
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
955AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Bu ne biçim dünya hale geldi

Ufak bir normal ilgiyle başlamak, yeterli gelecek. Nasıl bir...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: “Gipriz Cumhuriyeti’ndeki Haglarımız” Söylemi Üzerine

Gıprızlıca gonuşan Gıprızlıların genelde üş tip vatandaşlıgları vardır. Bunnardan...

Neşe Yaşın yazdı: Yaslı Deniz Manzarası

1964-1967 yılları arasında Lefkoşa enklavında büyümekte olan bir çocukken...

Fehim Taştekin yazdı: Yalınayak kamalılar, biçare ağalar

İran’ın müttefiki Ensarullah hareketinin liderliğindeki Yemen Silahlı Kuvvetleri karşı...

İ. Uğur Toprak yazdı: Gıdanın Dünü, Bugünü ve Geleceği

Başlığa bakınca ister istemez düşünüyor insan. Gıdanın dünü neydi,...

Vijay Prashad yazdı: Göçmen karşıtlığının arkasındaki ekonomik gerçekler ne?

Bugün dünyanın neresine gidersek gidelim, Küresel Kuzey'den Küresel Güney'e,...

Aras Coşkuntuncel yazdı: Neoliberalizm, 11 Eylül ve faşizm

25 yıl önce uçaklar ikiz kulelere çarpınca hemen anlaşılan...

Canlı yayın