arşivAli SarıtepeAKP iktidarının kısa bir kritiği - Ali Sarıtepe

AKP iktidarının kısa bir kritiği – Ali Sarıtepe

Kategori:

AKP; Ortadoğu da ki siyasal gelişmelerde olumlu bir örnek olabildi mi!

Ortadoğu ve Müslüman ülke devletlerinin yönetim yapısına baktığımız zaman, tamamına yakın devletlerde yönetimler toplumlarına demokrasi ve özgürlükler konusunda son derece kısıtlayıcı bir konumdadırlar.

Onların bu kısıtlayıcı yanları çeşitli biçimlerde ortaya çıkmaktadır. Kimi ülkeler kısıtlayıcılıklarını Kuran-ı Kerim’e sığınmalar/aldatmalar üzerinden yaparlarken ya dinsel kast sistemini biçim olarak kullanıyorlar ya da krallıklarını petro-dolar ve dini(!) referanslar üzerinden topluma egemen kılarak varlıklarını devam ettirmektedirler.

Müslüman toplum devletlerinin kimileri de dini kullanmada ortak payda da olsalar da, devlete egemen kılındırılmış olan asker-sivil bürokrasisinin söz ve karar sahipliğindeki belirleyicilikleridir.

Hepsinin ortak özellikleri halklarının iradesinin var olan egemen sisteme, biçim açısından olsa da yansımamasıdır. Parlamenter seçimler ya yoktur ya da sadece görüntü olabilecek şeklinde vardır.

Bu coğrafyanın bileşen devletlerinden diğer bir tanesi olan TC devleti ise; Kürt sorununa bakışından dolayı toplumu almış olduğu cendere içerisinde hal yoluna koymaya çalışırken; Türkiye koşulları ve dünya siyasetinin yeniden şekillenmesi sürecinde tarihsel sürecini doldurduğunun sonucu olarak var olan yönetememezliğinin halka yansımasıyla da AKP iktidar olma imkanlarını yakalamıştı.

AKP’nin hükümet olmasıyla, iktidar olan odaklar arasında çatışmada; iktidar odaklarının Kürt savaşı nedeniyle söz ve karar sahipliklerini açıktan yürütmek arasında ki çatışma ve NATO örgütlenmesine denetimi ve envanteri açılmayan Ege Ordusu aracılığıyla kendi varlıklarını devam ettirme arasındaki çatışma askeri vesayetin kendi miadını doldurduğunun pratik sonuçlarını yaşamasıyla birlikte Türkiye siyaseti yeni bir zemine kavuşmuştu.

AKP’nin dillendirmiş olduğu Türkiye gerçeklikleri ve yaşanmışlıkları ona toplum katında ilgi yaratırken, Türkiye entelektüellerinin ilgi alanına girmesine neden olmuştu.

Tüm bunlar olurken, iktidar geçmiş hali ile dini siyasallaştırmış olan bir partinin devamının yeni örgütlenmesi temsiliyetindeydi.

Kürt katliamları, Rum soysürümleri, demokrasi ve özgürlüğün tıkanmışlığı, ekonominin dibe vurmasının hali ile de AKP; siyaset sahnesine çıkmasının hemen akabinde hükümet ve iktidar olma haliyle karşı karşıya kalmıştı.

Bu sürecin nihayetinde asker-yargı vesayeti iktidar imkanlarından yoksunlaştırılarak; AKP 12 Eylül  Referandumu ile yeni dönemin başlangıcında olma imkanına kavuşmuş durumundaydı.

Arap Baharı havzası içerisinde olan ülke halklarının çekim merkezi konumuna gelen Türkiye parlamenter siyasetinin çoğunluk partisi olan AKP ve AKP iktidarı; TC kuruluş yanlışlıkları olan “şeriatçılık, bölücülük, komünizm”min  yaratmış olduğu sonuçlar üzerinde sörf yaparak diline demokrasi söylemini oturtmasıyla, bu sonuca ulaşmış haldeydi.

Müslüman toplumların devletlerinin; hem kendi iktidarlarının devamında kullandıkları hem de İslami dünyada devletlerde siyaset egemenliğini yaratabilmek için kullandıkları Filistin sorununun politik çıkar malzemesine dönüştürülmesinin yaratmış olduğu hayal kırıklığına “Van minit” itirazıyla Müslüman toplum içerisinde yaratmış olduğu heyecan, hem Erdoğan popüler bir şahsiyet haline gelmişti ve hem de TC devleti Filistin sorununda yeni bir politikanın yaratıcısı hali izlenimini bırakmıştı.

Sorun yaratan değil sorunları çözen bir anlayışı gündeme taşıyan bir anlayışı AKP ve Erdoğan hükümeti başarabildi mi!

Ortadoğu halklarına ışık olabildi mi!

Bu iktidar sorunları çözmemiştir.

Sorunlarla oynaşmıştır, üzerinde tepinmiştir.

Onun bu hali uzun süre devam ettiremiyeceği noktasına varmasına müteakip kendisini taraf noktasına taşıyarak devlet politikasıyla yeni dil üzerinden kaynaşmaya başlamıştır.

Yıllarca “dört tarafımız düşman” korku politikasını gerçeğe dönüştürerek ‘dört tarafımıza düşman’ hale geldik.

Türkiye, başat sorunlarından arındırılabilecek imkanların en uygun olduğu dönemde AKP iktidarı ülkeyi tüketme noktasına ısrarla taşımaya inat etmektedir.

 


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Diğer yazıları

Toplumunu hasta eden devlet – Ali Sarıtepe

Toplum ya da toplum kütleleri üzerinde yükselen ve bir...

“Anayasayı askıya aldım” devlet biçimini dönüştürme eylemliliğidir – Ali Sarıtepe

Bundan önceki makalede “Demokratik Özerklik Devlet Biçimini Dönüştürme Talebidir”...

Demokratik özerklik devlet biçimini dönüştürme talebidir – Ali Sarıtepe

Üretim ilişkisinin karşılığı olan devlet tipi içerisinde çok çeşitli...

Bezginlik ve bezginleşmek – Ali Sarıtepe

Kişinin bir şey karşısında, devamlılık arz eden bir şey...

Orantılı şiddet, orantısız şiddet ve devlet terörü – Ali Sarıtepe

Kullanılan kavramın her iki halinin de ortak paydası vardır,...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
933AboneAbone Ol

Son eklenenler

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Bolu Dağı’ndaki imgeye ulaşmak’ ve umudun inşası

Kapitalizm gücünü insanı çok boyutlu kuşatması, ruhunu kötürümleştirmesi ve...

Özkan Yıkıcı yazdı: Acıların felaketindeki “kaza veya katliam” gerçeklerini yaşarken

Acı olunca, insan olan mutlaka etkilenir. Üstüne epey duygusallık...

Ertan Erol yazdı: Gayrimeşru anlaşma

Geçtiğimiz Cuma günü ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Venezuela...

Kemal Can yazdı: İktidarın “rıza üretme” derdi var mı?

AKP iktidarı döneminde herkes çok baskı, çok zorlama yaşadı,...

İlhan Uzgel yazdı: Örgüt-vekillerden devlet-vekillerine geçiş

Küresel sistemdeki dönüşüm, dünyanın bütün bölgelerindeki gelişmeleri ve dengeleri...

Vijay Prashad yazdı: İran hâlâ gayrimeşru bir saldırganlığa direnirken açık mektup

Sevgili dostlar ve meslektaşlarım, Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail bu...

George Koumoullis yazdı: Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kronik ikiyüzlülüğü: Doros Loizou, Tasos Isaak ve Solomos Solomu cinayetleri

Üç cinayetin özeti, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yüzleşmekten kaçındığı bir gerçeğin...

Canlı yayın