arşivSaid İlhanISITILAN SULARDA YÜZMEK! - Said İlhan

ISITILAN SULARDA YÜZMEK! – Said İlhan

Kategori:

Son zamanlarda bilinçli olarak Ortadoğu bağlantılı “ısıtılan” sular hakkında yapılabilecek çok farklı değerlendirme ve yorumlar arasında galiba en “gerçekçi” olabilecen; Arap islam alemindeki isyanların batılılara “biat” edecek yeni yönetimlere ihtiyaç duyması! Türkiye’nin coğrafyada “liderliğe” oynaması ise bu oyunda “ılımlı islam” ile kamuflesi oluyor. Arapların siyaseten kullandığı en güçlü Filistin “silahı”nı da bir şekilde kapmak demektir. Ancak iyi düşünülmeden atılan bazı yanlış adımlar sonucu kendi kendine zarar verecek bir noktaya doğru itiyor. Durduk yerde İsrail’le “Mavi Marmara” kapışması ve BM raporuna rağmen “özür” dilemede ısrarı, Gazze – Hamas ziyareti bardağı taşıran damla değil de nedir? Halk dilinde “madem yüzme bilmen neden çıktın ağaca” derler! Kendi ülkesine benzeri bir “mavi marmara” seferi düzenlenmesine izin verebilirmi(idi), sorulması gereken “empatik” davranış olayı bir yerde aydınlatabilir. İsrail’in Filistinlilere (Nazilerin de zamanında Yahudilere) yaptıklarını tasvip edecek aklı başında kimse yok ancak kendini koruma “güdüsü” yapacaklarına mazaret teşkil edebiliyor.

Bizim Kıbrıs olayı da bu arada İsrail ile Rumların işbirliği senaryosunda Türkiye’ye malzeme vermek suretiyle “ada çevresindeki zengin doğal gaz yataklarına” kurban edilmektedir. Bu senaryodan Angloamerikanların haberi / onayı olmaması mümkün değildir. Aksi halde atılacak ilk adımda tökezlemeye mahkumdur. Çözüme katkı olmayan yanlış adımlardır… tıpkı Kürt sorununda yaşanan akıl almaz “militarist” güç gösterisine kurban edilen! Oysa demokratik yapı içerisinde Uluslararası hukuk çerçevesinde kolaylıkla asgari miştereklerde halledilebilir(di).Bu bakımdan tehdit veya şantajla üretilecek çözümler sorunların daha kronikleşmesine yol açar ki yapılan budur!

1 Eylül tarihi aynı zamanda “Dünya Barış Günü” olarak bilinir ama bunun, siyasi sorunlar yaşayan toplumların barışmasına vesile olacak bir araya gelmesine eğer BM bizzat engel oluyorsa demek ki dünyanın “dingili” kopmuştur. Bir de savaşların barışcıl yollardan çözümünü amaçlayan bir örgüt durumunu sürdürmesinden bahsedilebilir mi? Toplum liderlerinin müzakere süreci ve ele aldığı konulardan olumlu sonuç alınamaması karşısında hayret ediyoruz! Ya AB’ye ne demeli… kendi toprağı, kendi vatandaşları ama hiç ortalıkta yoktur. Ekimde Newyork’ta zirveler serisine devam edilecek ancak bu seyirle nereye varılabilir? Kimiler bölgede ısıtılan suların zemininde bir “uzlaşı” öncesi koparılan fırtınaya benzetiyor ki ne denli alakalı anlamak için pek fazla beklenmeyecek! Mehmet Ali Talat bile müzakereleri bir önceki “aktör”  – sanki kendisi değil – yerden yere vuruyorsa senaryonun çok çaplılığını göstermektedir. Bir de çoktan kullanmadığımız Kıbrıslıca “beytambal” sözcüğünü kullandı ki bunda haklı (kutlamak gerekir kaybolmaya yüz tutan kültürümüzün bir parçasını bize hatırlattığı için) ama muhatabı tüm taraflar deseymiş daha bir yerine otur(t)urdu diye düşünüYorum!

TEK VÜCUT AMA AYRI KULVAR!

Bizde en büyük sorun taşıma nüfusun yerli nüfusa bir kaç kat fark yapmasıdır. Vatandaşlık ve seçme ile seçilme hakkı olayı tamamen “zıvana”dan çıkarıyor! Kaçakların kayıt altına alınması olayı bunun bir yerde meşrulaştırılmasıdır… her ne kadar tanınmamış ve de Türkiye’nin bir alt yönetimi olsa, ülkede sürdürülen siyasi çözüm arayışlarında gerek BM, gerekse AB ve diğer uluslararası örgütler bir yerde muhatap alabiliyor? İşte burada AB yetkililerin müdahalesini gerekrirmektedir ve bu yüzden ortalıkta hiç “yoklar” diyoruz. Taşınan insanları cezalandırmak gibi bir amaç olmamalı, hukuken ve siyaseten doğru yola getirilmesi istenmelidir. Dünyada örnekleri çoktur; özellikle Birleşik Arap Emirlikleri gibi, yabancılar yerlilerden fazla ancak onlara sadece çalışma ve ikamet hakkı tanınıyor, o kadar! Bizde beyaz veya yeşil kart söylemiyle konu saptırılmaya çalışılıyor ki buna uluslararası kamu oyunun sessiz kalması suça ortak olmaktadır. Ekim’de Güney’de nüfus sayımı var, birlikte Kuzey’de de yapılmasına Türk tarafının karşı çıkma nedeni anlaşılmıyor mu sanılır? Her ikisinin de uluslararası gözlemciler nezaretinde bilimsel kriterlere uygun yapılmasında ne “kusur” var?

Bizim köylerde bir söz var “çoban bile sürüsünü rahatlatmak için arada mola verip kavalına sarlır, esen yele aldırmadan” Şimdilerde yönetimler (yöneten / yönetilen) öyle mi ya! İnsanların ağacın kaba gölgesinde uyuma hayali yerini bugün tavşan uykusunda uyanmamak korkusu sararken… Başka bir kültür ve inancı zorla dayatmanın başka açıklaması olabilir mi? Neye benzer; ölen bir insanın ruhunun başka bir bedene sıçratılması! Sözde hükümet edenlerin sendika ve sivil toplum örgütlerine yönelik “şiddeti ve kuşatması” bu çerçevede başarılmaktadır. “Ben yaparım olur” anlayışı ne yazık ki hükmünü (ortalıkta hukuk kalmayınca) bu koşullarda bir güzel korumakta! İstihdam, özelleştirme, sosyal güvenlik, çalışma hayatı (!) eğitim, sağlık vb sorunlar, bahsedilen “tek vücut ve yürek” aksine “ayrı kulvarlarda” koşulması nedeniyle yenilgi kaçınılmaz olmaktadır. Arap aleminde kötü yola düşen yönetimlere artık “yaşa varol hükümdarım” denmiyor, işbirlikçileriyle birlikte onlara “potin” atılmaktadır Ki en büyük hakareti oluşturmaktadır. Burada ise eskiden Kıbrıslıların geleneğinde “teneke çalmak” vardı… Artık unutuldu mu ne? Grev vd protesto eylemlerinde keşke davul zurnalı halay çekmek yerine buna başvurulsa, hiç şüpheniz olmasın daha etkili olacaktır.

Toplumsal Varoluş mücadelesinde rakip takım aktörü görülen Cemil Çiçek şimdi TBMM başkanı ve bu sıfatla ülkemizi ziyaret edecektir… Umarız ki geçmişten dersler çıkartmış ve Newyork zirvesi öncesinde daha olumlu mesajlara imza atar. Esasen yetki ve sorumluluğun olmadığı bir makamı temsil edecektir. Ülkesinde tüm içraatlarda tek isim Recep Tayyip Erdoğan olduğunu bilmeyen yoktur. Protokol resmi karşılama, onuruna yemekler falanla idare edilirken bir de Kıbrıs konusunda “uluslararası hukuk ve anlaşmalar” çerçevesine atıfta bulunsa inanın ki geçmiş kırık notları belki bütünlemeli geçer, ne bileyim!


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Türkler ve Kürtler! – Said İlhan

(BİR KÜRT AYDININ 7 YIL ÖNCEKİ ÖNGÖRÜSÜ) Türkiye'de Kürt (PKK)...

Rotasız geminin yolculuğu! – Said İlhan

Güney'de başkanlık seçimi yapılmış, kaybedenin kazanına devrettiği yönetimde işler...

Kıbrıs’ı İngiltere’de ararken! – Said İlhan

Ülkemizin kayıp edilmesi yıllar geçtikçe daha iyi anlaşılmaya başlamasından...

Muhalefet(lik) zor zanaat! – Said İlhan

Yanlış bir algı var; "iktidar yani  hükümet edenlere karşı...

Koşulların zorlaması “yol haritası” çizer! – Said İlhan

Adına Batı zorlaması veya bizde Hristofyas randevusu deyin farketmiyor,...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,896TakipçilerTakip Et
967AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamam Böcekleri sokaklarda dolaşıyor!

Dünya neoliberal krizle tükenmişliklerde debelenip duruyor. Yerine geçecek yapı...

Volkan Yaraşır yazdı: Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

Marx kapitalizmi “yaşayan metafizik” olarak tanımlar. Faşizm bu metafiziğin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gariplik vardır!

Son günlerde Suudi merkezli çelişkili algı yaratacak haberler dünyada...

Şener Elcil yazdı: Brüksel’in Kıbrıs’a Bakışı

Avrupa Konseyi’nin davetlisi olarak, geniş katılımlı bir ekiple Brüksel’de...

Dr. Karabekir Akkoyunlu yazdı: Brezilya’da seçimler: Lula’dan sonrası tufan mı?

Brezilya başkanlık seçimlerinde, hapisteki eski başkan Jair Bolsonaro’nun oğlu...

Marcela Gottschald yazdı: Milei sonrası Arjantin solu

"Eksik olan şey, her gün birbirinden kopuk biçimde süren...

Ertan Erol yazdı: Brezilya’da ‘beklenmedik’ sonuç

Brezilya’da genel seçimler ve başkanlık seçimlerinin ilk turu tamamlandı....

Canlı yayın