yaklaşımlarÖzkan Yıkıcıİki sihirli kullanımla süsletilen kavram - Özkan Yıkıcı

İki sihirli kullanımla süsletilen kavram – Özkan Yıkıcı

Bazen dilimiz öylesine alışır ki beynimiz hemen kullanıma sokar. Öylesine güncel kullanım olur ki demeyin gitsin. Üstelik günün koşulları da ilgili fırsatı enflasyon derecesi yüksek olguyla hazır tutmaktadır. Bunlar paradoksallaşan provokasyon ve propagandadır. Âdeta sihirlenip öylesine geniş içerik de oluşturur ki demeyin gitsin. Hâlbuki kavramlar yaşamla şekillenip içeriği doldurulur. Ama önemli algıyla da değerlendirme kuramına da uyar. Ama pratik olunca da içerik bazen genişler veya kullanımla olmayacağı düşünceleri de içine alıp bahane veya savunma kriterlerine ulaştırır.

İki tanesine değineceğim. Günümüzde sık sık kullanırız. Hatta bazen bilgi kirliliği veya içerik eksikliğinde de kurtarıcı kelime olarak sürüme sunarız. Sonuçta güncel ihtiyacı şu veya bu şekilde kullanmaktır.

Gelelim iki kavrama: İlki propagandadır. Sık sık kullanırız. Genelde siyasal yelpazede adına hep ihtiyaç duyarız. Ama insanlarda etki yapmak için kullanılan enstrümandır. Propaganda ile amaç, kitleleri lehine çevirmek, kamuoyu desteği sağlamaktır. Ötesi ise artık duruma göre denilen çizgide dolaşıp durulur. Amaç kitleleri etkileme olunca rıza yaratma hedefli kılınınca da duruma göre her şey mubahtır. Yani anlayacağınız, yalan söylemek, kirli bilgi sunmak dahi gayet doğal hâlde kullanılır. Anlayacağınız, propagandada hedef gerçeği değil, kendinin haklı olduğu noktasıyla başlayıp ilerleterek desteğe dönüştürmek, karşıtı haksız ilan etmenin anlatı kavramıdır.

Siyasette en çok kullanılan kuramlardan biridir. Yapılsın yapılmasın, yapılmış gibi gösterilerek, ötekini yanlış imgeleştirerek kendi lehine kamuoyunu yönlendirme peşindeki uygulamalardır. Propagandada özellikle iletişim araçları epey önemli rol alır. Hele dehşetli olaylarda hem karşıtı suçlandırma hem de kendi lehine kamuoyu desteği sağlamak önemlidir. Özellikle propaganda eşittir gerçekler değildir. Propaganda olgu yerine algı odaklıdır. Sizi onun anlatısıyla doğru sandırmaktır.

Sözü uzatmadan günümüzden örnekler verelim: Sadece şu örneğe bakın: Amerika Irak’ı işgal etmek için hep oranın tehlikeli, imha edici silahları elde etmesine günler kaldı propagandasını yapar. Oranın önceden engellenmesinin önemini durmadan tekrarlar. Bu yalan eşittir kitlesel korkutma da içerirdi. Oysa sadece şu olgu yeterliydi: Irak Amerika’dan çok uzakta. Üstelik on beş yıldır Amerika Irak’ı denetletip tüm önemli silahlarını da imha etmişti. Fakat propaganda öylesine net yapılıp etkili oldu ki kamuoyu Irak’ın hem de en vahşi şekilde, yalan bile bile yutularak kabullendi.

Irak işgal edildi. Ama imha silahı falan yoktu. Ama sonuçta plan yapılıp tüm dünya âdeta destekleme alkışına geçti.

Aynı benzerlik Libya ve Suriye’de yapıldı. Yine yutuldu. Hatta Kaddafi saldırıyı geçiştirme adına batılı petrol şirketlerine petrolden hisseler verdi. Amerikan danışmanlarını orduyu eğitme görevi de verdi. Olmadı. Benzeri Suriye’de oldu. Suriye’de birçok nükleer silah veya kimyasal kullanım haberleri yapıldı. Çoğu olmaması bir yana, hatta kimyasalları kullanan Esad değil de cihatçıların olduğu da kanıtlandı. Daha acısı, suçlanan cihatçı liderler de şimdiki yönetimin merkezindedir.

İran hikâyesi de benzer. Üstelik İran’la anlaşma dahi yapıldı. Anlaşmayı Amerikan başkanı Trump yırttı. Ama hep İran’ın anlaşmalara uymadığı propagandası gerçekleştirip eskiye göre daha az karşılık bulsa da kabullendirildi. Ama eskiye göre daha az inandırıcılığa karşın saldırılar yine de yapılıyor. Yapılıyor da inanç az. Ama propaganda işlemektedir. En demokrat denilen ülkelerin bunun arkasında durmaları ise başka bir gerçek.

Toplamı vardır bu anlatılanların: Aslında bilgi eksikliği ile siyasal duruştaki kayış öylesi algıların tutmasına yardımcı oldu. Çünkü doksanlar ortasından beri yeni emperyalist planlar yayımlandı. Tartıştırılıp beyinlere kalıcı kalmasını da sağladılar. Bu planların gelecek “kurtuluşu” olacağı kurallaştırıldı. Ama bu genellik başlangıçla yeni dünya diye yutturuldu. Sonrasında ikincilleştirip tek tek olaylarda yeni propaganda algılarla lehte genişleme yarattı. Irak’la başlayıp son İran’a gelişe dek hepsi oldu. Hatta Yugoslavya gibi örnekler de buna dâhildir.

Gelelim provokasyonlara: Bu da sihir gibi kullanılan kavramdır. Hatta yapılmasına rağmen kullanılması çeşitleme oluşan algılarla da donatılır. Provokasyon, kendinin yapıp lehine kullandığı, ama buna karşılık propagandayla âdeta karşıta yükletilen olaydır. İstihbarat örgütleri bu konuda önemli rol alır. Tabii ki resmî düşünce moduyla da istihbaratı tabulaştırıp yaptıklarını bilseniz dahi söylenmesinin tehlikeli olma gerçeği vardır.

Nitekim gel de provokasyonlar hep ateşleyici ve kamuoyunu lehine çevirme durumudur. Amerika İkinci Dünya Savaşı’na girmek için kamuoyunu lehine çevirme adına kendi deniz üssünün basılıp imhasına resmen onay verdi. Ama bu provokasyonu gizlerken suçu hep Japonya’ya atıp savaşa karşı olan halkı savaş lehine çevirttirdi.

Amerikan yönetimi altmışlarda Vietnam’a saldırmak istiyordu. Fakat halk karşıydı. Başkan Kennedy de tereddüt içindeydi. Kennedy öldürüldü. Cinayet hiçbir zaman aydınlatılmadı. Sonrasında bir haber gelir: Vietnam Amerikan üssüne saldırdı. Peşinden oluşturulan kamuoyu ile Vietnam işgale girişildi. Aradan geçen yıllar içinde ilgili yerde ne saldırı ne de ölüm olduğu anlaşıldı. Fakat iş işten geçmişti. Böylesi insan katliamlı provokasyonlar hiçbir zaman bırakın yargılanmasını, yüzleşilip gerçekler dahi yerine konmadı.

Şimdi aynı lafları duyuyoruz. Ama provokasyon kelimesi de tehlikeli şekilde dolaşıyor. Dolaşımdaki kavram yerine göre kullanılıyor. Bir yerleri ateşleme, lehte değiştirme adına en kirli kural dahi uygulanıyor. İçine çekme, lehine koyma kuralı olarak provokasyon tetikte. Önemli yeri vurup “öteki yaptı” demek ile başlayıp lehine kamuoyu oluşturma hep kullanılan kirli ama lehte sihirli kavramdır.

Konuyla yakın tarihimiz dolu dolu. Hatta kendi halkına kıyıp karşıt yaptı provokasyonlarla destek sağlamak çok kolay uygulanan kural hâlindedir. Hatta bunu korku yaratma, psikolojik yıkım ile yön değiştirme şekliyle de hedeflenmektedir. Onun için her propagandaya, her provokasyon uyarısına dikkat etmek şart. Propaganda algısıyla yalanlara kapılmamak, korkmamak ve provokasyona bilmeden kapılmamak çok önemlidir. İletişim enstrümanları önemlidir. Ama daha gerilimde dahi ilk sıralanan iletişim araçları oluyor. Hep istenilenle yetinilip gerçekler hep örtülüyor. Propaganda ile lehine, provokasyon ile koşul yaratma sihri de zehir gibi kullanılıp insanların içine dek işlenmektedir.

Diğer yazıları

Kıbrıs ekseninden bir NATO makalesi – Özkan Yıkıcı

Son gelişmeler eğer yetmişlerin ortasında olsaydı, hele de Türkiye...

Viktor Orban dönemi noktalanırken – Özkan Yıkıcı

Pazartesi sabahı, bizim gibi yerel medya dışında kalanlar önemli...

Gelgit pazarından damlalar – Özkan Yıkıcı

Pazar öğleden sonrası ortamındayım. Öyle ki, Kuzey Kıbrıs’ta hayat...

Son savaşta fazla öne çıkamayan üç ülke: Lübnan, Macaristan ve İngiltere – Özkan Yıkıcı

Bu savaş cenderesinde başka öne çıkarılmayan ülkeler de vardı....

Seçimlerde sona gelirken – Özkan Yıkıcı

Artık dünya Orta Doğu savaşına yoğunlaşırken, arada gündem olacak...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,969TakipçilerTakip Et
815AboneAbone Ol

Son eklenenler

Trump’ın Hürmüz ablukası ve bumerang etkisi – Yusuf Karadaş

ABD ve İran heyetleri arasında Pakistan’da yapılan görüşmelerden bir...

Hindistan’dan Kıbrıs’a dijital sansür operasyonu! – Gözde Bedeloğlu

Kuzey Kıbrıs’ta yaklaşık bir haftadır devam eden siber saldırıların...

Ödemekle Bitirilemeyen Borç – Şener Elcil

Kıbrıslıların, Türkiye’ye borç ödemeye başlama tarihi, 1517 Ridaniye Savaşı ile Mısır’ın Osmanlı Padişah’ı Yavuz Sultan Selim tarafından...

Savaşların ekonomik maliyeti – Hayri Kozanoğlu

Savaşların yıkımı sadece cephede değil bütçelerde de büyüyor. ABD...

Macaristan ve Biz: Orbán’ın Yenilgisi üzerine Düşünceler – Fabrizio Burattini

Sonuçlar artık kesinleşti. Katolik muhafazakâr Peter Magyar, Viktor Orbán’ın...

Kıbrıs ekseninden bir NATO makalesi – Özkan Yıkıcı

Son gelişmeler eğer yetmişlerin ortasında olsaydı, hele de Türkiye...

ABD-İran ateşkesi ne anlama geliyor? – Doç. Dr. Mustafa Çıraklı

Diplomatik söylemin fazlasıyla gelgitli, sahadaki gelişmeler bağlamında ise tarafların...

Duyduk, duymadık demeyin: Komünizmden başka bir gelecek yok… – Fikret Başkaya

“İnsanlık ancak çözümleyebileceği sorunları görev olarak önüne koyar. Çünkü...

Canlı yayın