10 Şubat 2026, Salı
15.8 C
Lefkoşa
yazılariktibasYapay zekâ ve sosyalizmin gerekliliği - Prabhat Patnaik

Yapay zekâ ve sosyalizmin gerekliliği – Prabhat Patnaik

Orjinal yazının kaynağıpeoplesdemocracy.in
alıntı yapılan kaynakbirgun.net

Yapay zekânın, sosyalist bir ekonomik düzende uygulanması durumunda işsizlik sorunu yalnızca hafifletilmez, tamamen çözülür. Sosyalist bir toplumda teknolojik ilerleme kimse için yoksulluk yaratmaz; aksine herkesin yaşamını iyileştirir.

Davos’ta kısa süre önce sona eren ve dünyanın zenginleri ile güçlülerinin yıllık buluşmasına sahne olan zirvede, Yapay Zekâ (YZ) konusunda büyük bir heyecan hakimdi. YZ elbette henüz yaygın biçimde kullanılacak kadar karlı değil, ancak Davos’ta toplanan kapitalistler ve onların destekçileri, bu eşiğin çok yakında aşılacağına inanıyorlar. YZ’nin yaratacağı işsizlik meselesi de zaman zaman gündeme getirildi, fakat büyük oranda geçiştirildi. Hatta yapay Zekânın kullanımıyla ortaya çıkacak işsizliğin, bu teknolojinin bakım ve onarım süreçlerinde doğacak istihdamla fazlasıyla telafi edileceğini ileri sürenler oldu fakat bu son derece gerçek dışı bir iddia. Sağcı Güney Afrikalı-Kanadalı-Amerikalı iş insanı Elon Musk ise, YZ’nin işsizliğe yol açacağını kabul etmekle birlikte bir öneride bulundu: YZ kullananların vergilendirilmesini, buradan elde edilecek kaynaklarla başka alanlarda istihdam yaratılmasını ya da YZ nedeniyle işini kaybedenlerin telafi edilmesini savundu.

YZ kullanımının iş kaybına yol açacağı artık tartışmasızdır ve bunu bugün artık Elon Musk bile kabul etmektedir. Ancak bu tartışmalarda gözden kaçırılan temel nokta şu: Sorun YZ’de değil, kapitalizmde. Musk’ın YZ kullanıcılarını vergilendirme önerisini düşünelim. Diyelim ki bir işi yapmak için 100 kişi çalışıyor ve YZ’nin kullanımıyla bunların 50’si işsiz kalacak. Eğer bu 50 kişiye daha önce aldıkları ücretle aynı düzeyde bir gelir sağlanacaksa, yani yalnızca daha düşük bir işsizlik ödeneği verilmeyecekse, toplam ücret giderinde bir azalma olmaz. Böyle bir durumda YZ kullanımı yeterince karlı olmadığı için tercih edilmeyecektir. Ancak YZ, istihdamı azaltırken üretimi, yani toplam çıktıyı artırıyorsa durum değişir. Bu durumda, yeni durumda ücret ve telafi toplamı eskisiyle aynı kalsa bile karlar artar. Fakat bu artış, YZ olmasaydı artan üretimle istihdam edilebilecek kişilerin iş bulamaması pahasına gerçekleşir. Başka bir deyişle, fiili değil ama potansiyel istihdam azalır. Bu potansiyel istihdamdan mahrum kalanlar ise doğrudan işsiz kalmadıkları için hiçbir şekilde telafi edilmezler. Oysa onların işleri de yok edilmiş ve işsizliğin yarattığı toplumsal sorunlarla yüz yüze kalmışlardır.

Buradan çıkan sonuç şudur: Kapitalizmin mantığı gereği, hangi telafi mekanizması kurulursa kurulsun, teknolojik ilerleme bu sistem altında işsizlik ve onun toplumsal maliyetlerini üretir. Bu nedenle, teknolojik yeniliklere karşı işçilerin gösterdiği direnç, her ne kadar on dokuzuncu yüzyıl İngiltere’sinde makineleri kıran Ludistleri andırıyor gibi görünse de son derece rasyonel bir temele sahiptir. Çünkü makineler, onların maddi sefaletinin doğrudan nedenidir.

SOSYALİST BİR TOPLUMDA TEKNOLOJİK İLERLEME

Şimdi aynı teknolojik ilerlemenin, bu örnekte yapay Zekânın, sosyalist bir ekonomik düzende uygulanması durumunda ne olacağını düşünelim. Bu durumda işsizlik sorunu yalnızca hafifletilmez, tamamen çözülür. Her işçiye daha fazla boş zaman sağlanır, gerçek ücret toplamı ve dolayısıyla ücret düzeyi hiçbir şekilde düşürülmez. Sosyalist bir toplumda teknolojik ilerleme kimse için yoksulluk yaratmaz; aksine herkesin yaşamını iyileştirir, insanları emeğin angaryasından kurtarır ve yaratıcılıklarını geliştirebilecekleri zaman kazandırır.

Yukarıdaki örneği bu bağlamda yeniden ele alalım. Eğer artık 50 kişi, daha önce 100 kişinin yaptığı işi aynı çalışma süresiyle yapabiliyorsa, kapitalizmde olduğu gibi 50 kişinin işten çıkarılması yerine, aynı 100 kişi çalışmaya devam eder. Ancak herkesin çalışma süresi yarıya düşer ve herkes eskisiyle aynı ücreti alır. Bu durumda, üretilen çıktı içindeki artı değerin payı değişmez. Teknolojik ilerlemenin tüm etkisi, karları artırmak yerine işçilerin hayatını iyileştirmek ve emek yükünü azaltmak olur.

Böyle bir sonuç kapitalist bir toplumda asla ortaya çıkamaz, çünkü bu toplumda ekonomik kararlar daha fazla kâr elde etme güdüsüyle alınır. Hatta böylesi bir teknolojik yenilik, ancak istihdamın azaltılmasını vaat ettiği ölçüde hayata geçirilir. İstihdam azaldıkça işçilerin pazarlık gücü de zayıflar ve bu durum çalışanların ücretlerinde herhangi bir artışı engeller. Sonuçta ücretler artmaz, çalışan sayısı azalır ve çıktı içindeki artı değerin payı büyür. Bu da teknolojik yeniliğin kapitalist beklentileri karşılamasını sağlar.

Dolayısıyla, emeğin ve ürünün paylaşıldığı bir toplum ile kar güdüsüyle hareket eden bir toplum arasında temel bir fark vardır. Bu aynı zamanda, sosyalizmi yalnızca üretim araçlarının devlet mülkiyetine geçirilmesi olarak gören, fakat işletmelerin kar mantığıyla yönetilmeye devam etmesini savunan yaklaşımların neden yanlış olduğunu da gösterir. Devlet mülkiyetinde ama kar güdüsüyle işleyen işletmelerden oluşan bir yapı, sosyalizmin özüne aykırıdır. Sosyalizm, yalnızca mülkiyetin el değiştirmesi değil, ekonomik mantığın da kökten değişmesi demektir. Bir dönem oldukça yaygın olan bu anlayışın Yugoslavya sosyalizmine ilham verdiği söylenmiştir ve Yugoslavya’nın Doğu Avrupa’daki diğer sosyalist ülkelerden farklı olarak belirgin işsizlik ve ekonomik dalgalanmalar yaşaması şaşırtıcı değildir.

Sosyalizmin, büyük bilimsel ve teknolojik ilerlemelerin nimetlerinden insanlığı yararlandırabilecek tek sistem olduğu savı, sosyalizmin gerekliliğini daha da güçlendirmektedir. Eğer insanlığı ileri taşıma potansiyeline sahip bilimsel ve teknolojik atılımlar kapitalizm koşullarında emekçiler için yalnızca sefalet getiriyorsa, bu durum kapitalist sistem aleyhine son derece güçlü bir argümandır. Marx’ın kapitalizmi, “nektarını ancak öldürülenlerin kafataslarından içen korkunç, putperest bir idol”e benzetmesi tam da bu durumu ifade eder. Eğer insanlık büyük bilimsel ve teknolojik atılımların eşiğindeyse, bu atılımlardan yararlanabilmek için sosyalizmin gerekliliği tartışmasız hale gelir. Sosyalizm, yalnızca daha adil bir toplum değil, insan yaratıcılığını gerçekten değerlendirebilen bir toplumdur; çünkü emeğin ve ürünün herkes arasında adil biçimde paylaşıldığı bir yapıya sahiptir.

Bilimsel ilerleme ne kadar çarpıcıysa, bu ilerlemeden tam anlamıyla yararlanabilecek bir topluma duyulan ihtiyaç da o kadar acil hale gelir. Böyle bir toplumu yalnızca sosyalizm temsil eder. Bu nedenle, yapay zekâ kapitalizm altında yıkıcı sonuçlar doğurabilecek olsa da onun temsil ettiği bu büyük teknolojik sıçrama, sosyalizm lehine son derece güçlü ve ikna edici bir gerekçe oluşturuyor.

Elbette YZ’nin istihdam kaybı dışında başka toplumsal açıdan zararlı etkileri de olabileceği için, sosyalist bir toplumda bile bu teknolojinin kullanımında dikkatli olunması gerekir. Burada vurgulanan temel nokta şudur: YZ’nin sözde istihdam yok edici etkisiyle başa çıkabilecek ve hatta bundan yarar sağlayabilecek tek toplumsal düzen sosyalizmdir.

Diğer yazıları

Ulusal savunma belgesi – ‘niyet beyanından sert eyleme’ – Özgür Amed

Strateji belgesi, ABD’nin gerçekdışı diye tarif ettiği maceralardan kaçınarak,...

21. yüzyılda eşitsiz mübadele – Özge Güneş

Geçtiğimiz hafta Amsterdam’da, Anti-Emperyalist Ağ (AIN) ile Arghiri Emmanuel...

İmparatorluk eve geldi – Stelios Foteinopoulos

Minneapolis’te yaşanan dehşet verici olaylar, askeri operasyonlar sırasında sivillerin...

Türkiye’ye bir darbe de AB–Hindistan ticaret anlaşmasından – Güldem Atabay

Bu hafta başında AB ve Hindistan 20 yıl süren görüşmelerin ardından...

Venezuela’da yeni dönem – Ertan Erol

3 Ocak’ta ABD’nin Venezuela’ya düzenlediği saldırı ile Devlet Başkanı...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,995TakipçilerTakip Et
770AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dikkat Ekonomisi, Kültürel Temsiliyet ve Yapay Zekâ – Çağla Elektrikçi

Manuel Castells’in (1996, 2009) “ağ toplumu” kavramı, çağımızda dikkat...

Seks, yalanlar ve video kayıtları: Esptein skandalının siyaseten düşündürdükleri… – Yonca Özdemir

ABD’de Jeffrey Epstein dosyalarının önemli bir bölümü geçenlerde kamuoyuna...

Dünya Düzeni El Değiştiriyor – Şener Elcil

“Tarih tekerrür eder, tarih tekerrürden ibarettir” veya “Geçmişi hatırlamayanlar...

İran: Barbarları beklerken – Zafer Yörük

İran, uzun süredir tarihin bir eşiğinde bekliyor. Ama bu...

Gıprızlılar Isgartadır? – Halil Karapaşaoğlu

Sömürgecinin sömürülen içün yaraddıvı “stereotype/sterotib”ler vardır. Bu strotibler genelleşdirilmiş,...

Paralel Monologlardan Diyaloğa Geçmek Elzemdir! – Niyazi Kızılyürek

Öncelikle şunu söyleyeyim. Kıbrıslı Türklerin “Kıbrıs Sorunu” dünya ile...

Latin Amerika solunun fay hatları: 10 başlıkta 2026’ya bakış – Esra Akgemci

ABD hegemonyasına karşı dengeleyici dinamiklerin korunması ve bölge genelinde...

Küresel haydutluğun günlüğüne düşülen birkaç satır – Fehim Taştekin

Trump yönetimi küresel haydutluğun kitabını yeniden yazıyor. Zorbalığın kendine...

Canlı yayın