ABD Noel arifesinde Venezuela topraklarını insansız hava araçlarıyla bombaladıktan iki hafta, Venezuela açıklarına askeri yığınak yapmaya başladıktan ise sadece birkaç ay sonra başkent ve çevresindeki eyaletlerde askeri ve sivil birçok hedefi bombalayıp, ülkenin seçilmiş meşru Başkanı Nicolas Maduro’yu ve eşini kaçırdı. ABD ağustos ayından beri Venezuela açıklarında 30’u aşkın saldırıda 100’ün üzerinde sivili öldürüp iki petrol tankerini kaçırmıştı. Ekim ayı başında ABD’nin askeri yığınağı sürerken Washington’un kukla darbecilerinden Maria Corina Machado’ya Nobel Barış Ödülü verilince, “ABD Venezuela’yı bombalamaya hazırlanıyor” diye yazmıştım. O günden bugüne ABD Venezuela’da kukla bir yönetimi başa getirmek ve ülkenin yer altı kaynaklarını yağmalamak amacıyla başlattığı saldırılarını Maduro ve eşini bombalar eşliğinde kaçırmaya vardırdı. İlk haberlere göre, başkan yardımcısı ve bakanlar ülkede aktif olarak görevlerine devam ediyor ve ülkede acil durum ve seferberlik ilan edildi. Görünen o ki ABD, saldırılarına ve askeri-ekonomik ablukaya, istediğini alana kadar devam edecek. Geçtiğimiz ay yayımlanan ulusal güvenlik belgesi ABD’nin Güney Amerika’da askeri varlığını tekrar arttıracağının; Çin’in bölgede artan nüfuzuna karşı koyacağının; başta Venezuela ve Küba olmak üzere bölgede bağımsız politika izlemeye çalışan tüm ülkelerin payına şiddet ve şantaj düşeceğinin sinyallerini veriyordu. Venezuela’ya karşı girişilen bu son savaş tıpkı bu belgenin öngördüğü gibi ABD’nin Latin Amerika ve Karayipler’de savaş, yıkım ve hilelerle dolu müdahale tarihinin son örneği. Bu saldırı başta Küba ve Kolombiya’yı ardından da İran’ı ve Afrika’da Sahel Devletleri İttifakını direkt hedefe koyuyor.
CBS’nin Trump yönetimine dayandırdığı habere göre ABD aslında Venezuela’yı Noel günü bombalamayı planlamış, ancak hava şartları elvermeyince o gün Nijerya’yı bombalamakta karar kılmışlar, üstelik artık çok tanıdık IŞİD bahanesi ile ve yine çok tanıdık Tomahawk füzeleriyle. Bu saldırı Trump’ın kasım ayında geniş ham petrol ve doğal gaz kaynaklarına sahip Nijerya’yı “Hristiyan soykırımı oluyor” gibi uyduruk bir gerekçeyle işgal etme tehdidinden sonra ve iş birlikçi Nijerya yönetiminin yardımıyla gerçekleşti. Nijerya Afrika’nın en büyük petrol üreticisi ve sadece bu ülke üzerindeki ABD-Çin nüfuz mücadelesinin değil, yer altı kaynakları açısından bu en zengin kıta üzerindeki emperyalist çekişmenin de merkezlerinden biri. Burkina Faso, Mali ve Nijer, Sahel Devletleri İttifakını kurup ABD ve Fransa egemenliğinden çıkmak için adımlar attıkça Nijerya ABD emperyalizminin doğal kaynak zengini ve stratejik Sahel bölgesindeki çıkarları için çok kritik bir noktaya geldi. ABD Burkina Faso, Mali ve Nijer’de de tıpkı Nijerya’daki gibi iş birlikçi bir yönetim için çabalayacaktır ve Venezuela’da giriştiği son saldırının sonuçlarına göre buralarda da benzer operasyonlara girişebilir.
* * *
29 Aralık’ta Netanyahu yine ABD’yi ziyaret etti ve Trump’la Florida’da Trump’ın özel malikanesinde görüştü. Filistin’de süregiden soykırım, etnik temizlik, işgal ve apartheid rejiminin bugünkü bu iki lideri, haberlere göre “Birlikte oldukları zamanın büyük bir bölümünü birbirlerine iltifat ederek geçirdiler ve ilişkilerinin her zamankinden daha iyi olduğunu göstermeye çalıştılar.” Netanyahu FIFA’nın Trump’a özel uydurduğu “barış ödülü”nü kıskanmış olacak ki İsrail’in de artık “barış ödülü” vereceğini ve ilk sahibinin de Trump olacağını duyurdu. Ödül için “Gerçekten şaşırtıcı ve çok takdire şayan” diye konuşan Trump, Netanyahu’yu “savaş zamanı lideri” diye övdü. İkili Filistin direnişini ve İran’ı tehdit edip durdu ve Gazze’de etnik temizliği savundu. Bu arada İsrail ateşkes örtüsü altında saldırılarına devam ediyor; imzalandığı günden beri ateşkesi 969 kez ihlal edip 400’ün üzerinde sivil öldürdü, binin üzerinde sivili de yaraladı. Netanyahu’nun ziyaretinden hemen sonra, yılın son günü ise İsrail medyası merkez komutanlığının açıklamalarına dayanarak ordunun İran, Lübnan ve Batı Şeria’ya karşı savaş hazırlıklarında olduğunu yazdı. ABD Venezuela’da yaptığı saldırının bir benzerini İran’da deneyecekse İsrail aracılığı ile deneyecek.
***
Savaş gündemi dışında ABD’nin hakim sınıfları içerisindeki çürümüşlük de içerideki gündemlerden biri. Kongreden geçen ilgili yasa gereği Adalet Bakanlığı, Noel’den bir gün önce, 23 Aralık’ta, pedofili ağı sahibi Jeffrey Epstein ile ilgili 11 bin belge daha yayımladı. Karman çorman ve sansürlü şekilde yayımlanan belgelerin gösterdiği, bu pedofili ağının parçası olan kapitalist seçkinlerin ve yardakçılarının hâlâ korunuyor olduğu. Örneğin tutarsızlıklarla ve sansürle dolu ve yığın halinde yayımlanan belgelere bakanlık “Bu belgelerin bazıları Başkan Trump’a karşı yapılan gerçek dışı ve sansasyonel iddiaları içermektedir. Açıkça belirtmek gerekirse, bu iddialar temelsiz ve yanlıştır…” diye siyasi bir beyan bile düşmüş
Bir yandan da ABD medyasında tekelleşme ve açık sansür örnekleri devam ediyor. Örneğin Medya devi Paramount Siyonist David Ellison’un Skydance Media şirketi tarafından satın alındıktan sonra Paramount’a bağlı ülkenin önemli televizyon ve radyo ağı CBS’te Trump yönetimini eleştiren bir belgesel yayından kaldırılırken İsrail ve Trump iktidarı yanlısı yayınlar her gün artıyor.
Genel grev çağrısı
Soykırım, savaş ve emperyalist müdahaleler gündemi ortasında işçi sınıfına saldırılar da devam ediyor. Birçok sektörde yılın son günlerinde binlerce kişi işten çıkarıldı. General Motors’un Detroit’teki fabrikası 5 Ocak’ta tek vardiya olarak işbaşı yapacak; 1100 işçi isten çıkarıldı. Bir elektrikli araç ve batarya modelini komple üretimden kaldıran Ford’da da toplam 1500’den fazla işçi yeni yılda işbaşı yapamayacak. Kârına kâr katan UPS geçtiğimiz yıl 48 bin işçiyi çıkarırken 2026 yılının ilk günlerinde isten çıkarmalar hâlâ devam ediyor. Amazon, Verizon, Intel, HP gibi birçok şirket de yıl boyu benzer şekilde binlerce işçiyi isten çıkardı.
Bütün bu pisliği ancak genel grev ve direnişler durdurur. Ve 2026 savaş karşıtı hareketin yanında büyük işçi eylem ve mücadelelerine sahne olabilir. Bu yıl imalattan kamuya eğitimden eğlence sektörüne kadar hemen her sektörde çok önemli toplu sözleşmelerin bitiş yılı, ve sözleşme yenilenme görüşmelerinin grevler üreteceği kuvvetle muhtemel. Yaklaşık 30 bin çelik işçisini kapsayan ulusal petrol rafinerisi toplu iş sözleşmesi ocak ayı sonunda; Orta Batı diye adlandırılan bölgedeki çelik fabrikalarında çalışan yaklaşık 25 bin çelik işçinin sözleşmeleri eylülde; Kuzeydoğuda 20 bin Verizon çalışanını kapsayan sözleşme ağustosta; New York Belediyesine bagli yaklaşık 300 bin çalışanın sozlesmesi yıl sonunda; New York eyaletine bağlı yaklaşık 50 bin çalışanın sözleşmeleri nisan ayında; Yine New York eyaletinde yaklaşık 80 bin sağlık çalışanının sözleşmesi eylülde; Kaliforniya eyaletinde çalışan 96 bin Hizmet Çalışanları Sendikası üyesinin sözleşmesi 30 Haziran’da; 200 bin posta çalışanının sözleşmesi mayıs ayında bitiyor ve liste daha uzun.
2023 yılında otomotiv sektöründeki büyük grevlerden sonra Birleşik Otomobil İşçileri Sendikası Başkanı Shawn Fain, işçileri ve tüm sendikaları 1 Mayıs 2028’de genel grev örgütlemeye çağırmıştı ve bu çağrı hâlâ gündemde; ABD’de bir genel grev örgütleme fikri birçoğuna imkansız gelse de ABD işçi hareketinin bu amaçla çalışmaktan ve örgütlenmekten başka şansı görünmüyor.



