Kıbrıs iktibasPınar TaşNoel Baba’nın Sessizliği: Teyfur ve Hafızanın Direnişi - Pınar Taş

Noel Baba’nın Sessizliği: Teyfur ve Hafızanın Direnişi – Pınar Taş

Çocukken Bulanık sokaklarında gördüğüm siyah paltolu adam, sırtında beyaz bir çuval taşırdı. Sakalları beyaz ve uzundu, gözümde masalsı bir Noel Baba figürüydü. Kimseyle konuşmaz, sessiz adımlarıyla caddeleri süzerdi. Çok sonra, çok geç öğrendim, Teyfur artık yoktu. Ölümünün ardından öğrendim ki, o sessizliğin ardında Zilan katliamının külleri vardı. Hayatta kalmayı başarmış, ama geçmişin ağırlığını ve devletin şiddetini sırtında taşıyan bir tanıktı.

“Ben Pınar, bu da katliam tanığı, çocukluğumun Noel Baba’sı Teyfur”…

Bulanık’ta çocuk gözümde masal olan bu figür, yıllar sonra politik bir manifesto haline geldi. Sakalları ve beyaz paltosuyla masalsı görünse de, Teyfur’un sessizliği bize geçmişle yüzleşmenin zorunluluğunu hatırlatıyor. Dünden bugüne çok şey değişti sanıyoruz, ama devletin baskı mekanizmaları hala aynı, hafızayı yok sayma ve ötekileştirme stratejileri hala devam ediyor. Teyfur’un sessiz adımları, sessiz tanıkların ve direnişin çağrısı olarak, unutturmamak, hatırlamak ve direnmek gerektiğini söylüyor. Ölümü, sessizliğinin gücünü azaltmadı. Aksine, geçmişin ve bugünün politik çığlığı haline dönüştü.

Teyfur’un çuvalı, sadece yük değil, görünmez bir tarih, unutulmuş acıların taşınabilir ağıydı. O yürüdükçe, halkın hafızasına kazınan sessiz bir direnç ortaya çıktı. Bizler hala tarihimizin çarkları arasında ezilirken, onun sessizliği bir uyarı; geçmişi inkar edenler, bugünü de yitirmeye mahkumdur. Bu coğrafyada, tanıklık edenler çoğunlukla susturulur, ama sessizlik de bir direniş biçimi olabilir…Her adım, her bakış, her fısıltı bir politik çağrıdır.

Ve bugün, Bulanık’ta çocuk gözümde masal olan Noel Baba’nın gerçek yüzü, geçmişin karanlık sayfalarını hatırlatıyor…Hafıza susturulamaz, travma yok sayılamaz, zulüm unutulamaz. Teyfur’un yürüyüşü, yalnızca bir kişinin değil, unutulmak istenen bir halkın yürüyüşüdür. Sessiz, ama derin, hüzünlü ve politik bir çığlıktır…

Diğer yazıları

Redd-i Miras, kırığın soykütüğü – Pınar Taş

İnsan, yalnızca doğduğu yerin değil, yarım kalmış cümlelerin de...

Tımarhane günlüğü – Pınar Taş

Tımarhanede bugün tören var. Bayrak yine ütülü, akıl yine...

Vasatın muteberliği – Pınar Taş

Ada artık bir harita üzerindeki toprak parçası değil, koskocaman...

Apê Musa’nın Ardından – Pınar Taş

Bir halkın dili yasaklandığında, suskunluk değil direniş doğar. Bir...

Çocuğun çantası ve devletsizliğin gölgesinde yükselen cemaatler – Pınar Taş

Okullar açılıyor. Raflar çocuk ayakkabıları ve çantalarıyla dolup taşarken,...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,967TakipçilerTakip Et
807AboneAbone Ol

Son eklenenler

Putinizm: Faşizmin Yeni bir Biçimi mi? – Ilya Budraitskis

Vladimir Putin, Rusya Federasyonu’nun başkanı ya da Rusya hükümetinin...

Alman militarizminin yükselişi, zorunlu askerlik ve tarihteki izleri – Yücel Özdemir

Almanya’da son birkaç yıldır “Avrupa’nın en büyük ordusu” olma...

Kuzey Kıbrıs’ta hayat pahalılığı isyanı: Meclis kilitlendi, sokak karıştı! – Gözde Bedeloğlu

Kuzey Kıbrıs’ta hükümet, eylemlere neden olan hayat pahalılığı ödeneğini...

Seçimlerde sona gelirken – Özkan Yıkıcı

Artık dünya Orta Doğu savaşına yoğunlaşırken, arada gündem olacak...

Felaketten mücadeleye: Tarihsel Materyalizm İstanbul Konferansı – Ecehan Balta

Bu yıl üçüncüsü yapılan Tarihsel Materyalizm İstanbul 2026 konferansının...

İran savaşı bitti mi? – Evren Balta

Askeri gerilimde önümüzdeki günlerde bir gerileme yaşanması muhtemel. Ama...

Ateşkes mi, mola mı? – Hediye Levent

ABD-İran-İsrail savaşına dair ateşkes açıklamalarını ve haberlerini okurken aklıma...

Canlı yayın