14 Aralık 2025, Pazar
17.8 C
Lefkoşa
yaklaşımlarÖzkan YıkıcıBir çocuğun ölümünden sonrası - Özkan Yıkıcı

Bir çocuğun ölümünden sonrası – Özkan Yıkıcı

İnsan brskın geneli kişisel yaşadıkları olaylar dahi zamann olur yeniden canlanma koşuluna da tekrardan gelir. Sanki duyduğu haverle, kendi yaşadığının hyüküyle ezilmeğe dek gelir. Başarı ise sevincine sevinç katarken, acın olan da acısına acı katarak yeniden yaşanma gerçeği oluşur. Birçok konuyu bilirsiniz. Hat da konumuz olan olay geneli hakında da prokram veya dosya da gerçekleştirme durumuna dek geldiniz. Artık sorunu gayet doğal şekilde anlatma normalliğine dek geldiniz. Fakat: benzer bir olayla yeniden karşılaştığınızda hem yaşanan konuyu hem de oluşan vbirikimin etkisiyle bir başka hale gelirsiniz.

Son hastahane hastahane gezerek, sonunda ölümüyle sonlanan dokuz yaşındaki çocuk haberi beni son anlatığım noktaya getirdi.. senelerdir biliyoruz. Konuyla alakalı prokram dahi yaptım. Bol bol yazılar yazdım. Seksenden beri de bu politikanın uygulanması sonucu felaketlerin güçleneceğini de anlatım. Nitekim senebaşındaki hastahane rezaletimde bazı kişilere “biz bu duruma gelmemek için mücadele yaptık. Ama neyazık ki başaramadık. Yenildik” itirafını hasta yatağımdan anlatıyordum.

Gerçekten K. Kıbrısta sorunlarrın temeli net. Uygulanan politikalarla da sonucun böyle olacağı kesindi. Boşuna anlatmaya gerek yok: yaşananlar ortada. Bir çocuğun hem de dokuz yaşında bir kızın ölümü, bir anda herkesi etkiledi. Olayın münferit veya şu yanlış bu yanlış ekseniyle değil, biriken olumsuzluıklarda herkesin ayni benzer anısı olması da yardımcı oldu. Ama tersinden bakacak olursak, kanıtsanan bu koşullar bedel ödetilmeği, suçlunun açığa çıkmasını da engelemektedir. Normaleşen olumsuzluklar artık normaldır. Normal olan ise enayi derecesinde karşılık bulmaya çoktan başladı.

Her konuda olduğu gibi: sağık konusunda da sorunun temeli hemen ayni yerde kesişir. Uygulanan sömürgesel ilhaklaşma politikasının sonuçlarını yaşıyoruz. Nicel birikimin artık nitel patlamaya geldiği aşmamadayız. Hangisi yanlıştır desen, ötekini dışta brakmanın “ayıbıyla” karşılaşacağız. Zaten hastahanelere giden ilk lafı bu nifusa u hastahane yetmez sorusunun yanıtıyla birlikte verir. Devamında içteki işleyişle de çürümüşlüğün adeta elinizde kalan çirkefi ile savrulup durursunuz.

Nifus yığarak, sayısının bilenmeme derecesine sokulması, sosyolojik olarak karmakarışık bir yapısal kültürleri sıkıştırmak bunlarla da bir yer oluşturma sonucu sorundan başka bir şey çıkarmaz. Yine kamusal alan olması gereken sağlıkta brakın ayrışmalarla özel kamuyu, kamu içinde dahi rant ile para dolaşımlı ilişkiler olması, nerede kamu nerede özelin iyice silikleşmesi de kurumsal tükenişin ta kendisi oldu. Buna kurum içi ilişkileri de eklersek, rekabet, görev rant sıkışması ve konuya kamusal bakmama sonucu artık çürüyen sağlık sisteminden söz etmenin dışına gidilememektedir.

İnce çizgilerle kamudan öözele kayışlar veya değişik kalabalık nifus gerçekleri, çalışanların darmadağın haleri hepsi bir bitmiş ama kendi kendine işleyen sağlık sistemi oluşturdu. Ne kamusal nede özel ilkeleri olmayan, mesleki çizgilerde dahi söylenen ile yapılan tersliklerin yayıldığı bir karmaşada savrulup gidilir. Ölümler oldukça tartışmalrla dolu olur. Hele yurtaş olmayanlardansanız, yerel ilgi de pek olmaz. Irkçılık, rant, mesleki ahlaksızlık, rüşvet ve nicesi sistemin içinde alır başını gider. Sizi özele çekme, paranızı alma ve tehtitle susturma olmazsa olamzlardır.

Bir ölüm daha duyuldu. Ölen çocuk. Nasıl öldüğü daha haberden khemen sonra tartışma başladı. Birçok gelişme anlatılır. Aslındanhiçbirinin olmaması gerekenlerin nasıl gayet doğal olduğunu anlarsanız. Arada başka sesler de gelir. Daha önce benzer ölümlerin yeniden hatırlatılmasıdır. Makamcılar ise pişkinlikte üstlerine yoktur. Herşey normalmış, sorun yokmuş ve söylenenlerin yalanolduğu, isdikrarı bozma amaçlı halini belirtirler. Şu basit soruya yanıt dahi yok: madem herşey yolunda neden olanağı olan güney veya Türkiyeye tedaviye gidiyor. Neden kamu hastahanesi hem de bedava iken neden özele tonlarca para hem de bazen ayni doktora verilip tedavi seçiliyor. Bu sorular dahi yanıtıyla herşeği anlatmaya yetiyor.

Hastahaneler ve genelde sağlıkla alakalı seksenden beri epey makale yazdım. Neoliberalizimden sömürgeciliğe sağlık sistemlerine deyindim. Deyindim ve gelecek tehlikeleri de sıraladım. Tüm son dönemin olanları bana hiç yabancı gelmedi. gelmedi de yine senebaşında yaklaşık sekiz haftalık hastahane kalışım bana söylenenlerin, yazılanların dahi yetersiz olduğunu yaşayarak kanıtladı. Tekrar edeyim: orada çalışan bir kişinin uğraşı ve çevremin çabası olmasa ben hayata çoktan fatihamı okudum. Şimdi bu yazıyı okuyamayacaktınız.

Daha tam iyleşemezken, peşpeşe gelen ve belli ki hatadan çok sistemin kendinden kaynaklanan sonuçlarla karşılaşınca, birden kendimi de içinde buldum. Ama ölen kız çocuğu Nijeryalıdır. Garip bir itirafla, bemin Hataylı komşum, Nijeryalıdır diyerek konunun sosyolojik ırksal sömürgeleşen kültür bakışını dışa vuruyordu. Peşinden Türkmenistanlı aylenin başına gelenler de arada hatırlandı. Kimisi di o işne oldu sorusu hatırlandı. Ama sonuçta hatalar değil çürüyen sistemin sağlıktaki resmiyle karşılaştık. Yanlışı net. Ama işe devam da deniliyor.

Son en acı olanı belirtecem: insan katliyamına varan, rant kazandıran bu uygulama, sonuçta en çirkin uugulamalar olsa da birileri kazanıyor. Kimisi de faydalanıyor. Hele de bunlar üst elit olunca da öyle kolay kolay dokunmak da zor haldedir. Gerçek, tam bir Kuzey Kıbrıs gerçeği. Sosyolojik durum, nifus yığılması, çürüyen sistem ve yola devam. Makamla da konuşmak başka tatlı bir yalanın hikayesidir.

Diğer yazıları

Konuyu anlamaya çalışırken – Özkan Yıkıcı

Genelde basit gerçeklerle hareket edecek olursak: Önce, eğer bir...

Bir hükümete daha güle güle: Bulgaristan – Özkan Yıkıcı

Bu yıl belkide muhalefet bakımından konuşulacak konu da hükümetlerin...

Geçmişin birikimi ile günümüzdeki yansıyışı – Özkan Yıkıcı

On Aralık, insan hakları günüdür. İnsan hakları evrensel belgesinin...

Tekrarlana tekrarlana vıcığı çıkan gerçek – Özkan Yıkıcı

Seksenlerin başında başta sosyalist akademisyenler olmak üzere, birçok aydın...

Afrika gerçeklerinde, Benin darbe hamlesi – Özkan Yıkıcı

Çok önemli bir algısal tutsaklıkla başlayacam: genelde sistemleştirme düşüncesi...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et
748AboneAbone Ol

Son eklenenler

Konuyu anlamaya çalışırken – Özkan Yıkıcı

Genelde basit gerçeklerle hareket edecek olursak: Önce, eğer bir...

Pembe Dalga’nın sönüşü: Latin Amerika’da aşırı-sağın yükselişi – Kavel Alpaslan

Aşırı-sağın yerini sağlamlaştırdığı bir zamanda Latin Amerika’daki solun içerisinden...

Trump Avrupa’da ‘rejim değişikliği’ istiyor – Yücel Özdemir

“Rejim Değişikliği”, bugüne kadar daha çok ABD ve Avrupa...

ABD’nin Ulusal Güvenlik Stratejisi ve Barrack’ın uysal monarşisi – Nuray Sancar

ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barrack,...

Nükleer atıklar gündelik yaşamın neresine düşer? – Pınar Demircan

Bir kentin gündelik yaşamı sessiz bir süreklilik üzerine kuruludur....

Bir hükümete daha güle güle: Bulgaristan – Özkan Yıkıcı

Bu yıl belkide muhalefet bakımından konuşulacak konu da hükümetlerin...

Lübnan bir kez daha savaşın eşiğinde! – Hediye Levent

Lübnan semalarında bir kere daha kara bulutlar toplanmaya başladı....

Fabrikada-tarlada: Sovyet kütüphane kültürü – Kavel Alpaslan

Tarihler 1980’leri gösterdiğinde dünyadaki üç kütüphaneden biri tek bir...

Canlı yayın