14 Aralık 2025, Pazar
17.8 C
Lefkoşa
yaklaşımlarÖzkan YıkıcıBazı uygulamalarla, yeni dönem gerçekleri - Özkan Yıkıcı

Bazı uygulamalarla, yeni dönem gerçekleri – Özkan Yıkıcı

Hemen örneklerle başlayacam. Güncel haberleşip tartışılan ve hat da normaleşen siyasal duruşlardan seçkilerle girişime dönelim.

HTŞ örgüt lideri Amerikada. Resmi devlet lideri gibi görüşüldü. Birçok karar sankiler yokmuş gibi peşpeşe geliyor. Suriyeğe karşı anbargoların kalkmasından Elşaranın terörist damgasının sildirtilmesine dek uzun liste bir anda sıfırlandı. Halbuki herkes düne dek hat da eğiten ingiltereden, koruyan Türkiye ve siyasi aktör kulanımdaki Amerika bir anda kendi yaratıkları canavara krevat takarak imajla sunuma geçildi.

Ayni anda Türkiyede başka bir hikaye yazılıyordu. Öcalanla görüşülüp görüşülmemesi çizgisi bile aşılarak görüşülecekmiş havası esmeğe başladı. Halbuki brakın görüşmeği Apdulah Öcalan ismi dahi eğer belirli konulan resmi algı söylenmemesi halinde dahi önemli suç kondurtma hukuku binlerce kişiği hapisaneğe soktu. Hat da son seçimlerde anamuhalefet lideri bile ilişki eliştirilip probaganda suçlusu haline getirildi. Ama şimdi brakın terörist ifadesini “kurucu önder” olarak dahi söylenirken, suç değil uzlaşı ve gelecek siyaserti denilmektedir.

Şimdi, Türkiyede özellikle devlet içi siyasil ayardan, Ortadoğu denklemine dek ayar kullanımında Öcalan ve PKK önemli rol içinde oturtulmaya çalışılınıyordu. Ben zamanında PKK salt Türkiye değil Ortadoğu oyuncusu haline geldi diye yazdığımda nekadar küfür klyediğim hala aklımda. Demek ki Ortadoğu siyaseti, Türkiyedeki devlet dizayinlerindeki gereksinim, birden Öcalanı teröristlikten çıkarıp kurucu önderlik konuşma günceliğine dek sokmaya yetiyordu. Tabi ki bu tür koşullarla dizayin yapılan siyasetlerin nereye evrileceği de hep kuşkularla da doludur. Nedeolsa geniş geçmişten gelen birikimler var. ancak; son hamleler sorunun özünden çok siyasal düzenleme ekseni öncelikte olduğu için ne beklenenler tam olur nede geçmiş gibi ayni tekrarlara da ulaşılır. Yeni hamlelerin koşullarında gerçekleşeceği kesindir.

****

Bu arada çarpık siyasal tercihler de oldu. Özellikle batı Avrupada açıkça seçimlerle yükselen hem de adını da koyarak faşist partilerin normalleşme bir yana seçenek yönetimler olarak gündemleştiğine tanık olduk. Hat da ingilterede yeni hareketle Reforum partisi nerede ise sıfırdan birinci olma dönemine hızla ilerlediğini de kamuoyu yoklamalarından duyuyoruz. Ayni şekilde Ortadoğu projesi veya yeniden dizayininde, hem de sistemin düne dek terörist dedikleri örgütleri iktidara, yine bizat taşıdıklarına da şahit olduk. Enson Suriyedeki HTŞ en acı yaşanandır. Ayni şekilde gelecek için siyasal kart olarak masadadır. Bu yapıların önemli paradoksu da şu: gerek faşist gerek cihatçı veya otoriter liderli partiler zaman zaman direk karşıt olarak suçlanırken, zaman zaman da şimdiki gibi iktidara gelerek sistemi kurtarma roluna dek gelirler. Araştırıldığında önemli kesimin oluşumunda İngiltere ve Amerika da direk rol aldı. Hele de Ortadoğu karanlık cihatçı örgütlerin yakın tarihi oldukça katgı yapacak deneğimlere sahiptir.

****

Birazda ekonomiğe deyinelim: ikibinsekiz ile Neoliberal kriz Amrrikaya dek ulaşırken, sistemin artık kendini yenilemekten uzak oldğunun da merkezden kanıtlanmasıdır. Öyle ki genel neoliebral politikalar yerine daha otoriter ve müdahaleci esrumanlar geliştirildi. Siyasal direk sert müdahalelerle iç politikaları dahi sarstı. Ekonomide özellikle Trump dönemiyle daha bir devletçi müdahaleler yoğunlaştı. Kendilerinin savunup dayatıkları serbes piyasaya adeta çengel atmaya başladılar. Öyle ki Trump açıkça Körfezden Türkiyeğe varan her müttefikine ısrarla parslarına el koyarcasına ticaret geliştirdi. İhtiyaçları var yok örneğin silah sattı. Uçak piyasası da biraaşkaydı. Hat da bizde konuşulmasa da Kırısa karşı kaldırrtılan silah anargosunun da özü budur. Konuhyu elbet emperhalist gözle ele almahyanlar, bunu hiç farketmez.

Neydi olan: Amerika silah anbargosunu kaldırdıydı. Peşinden her sene uzatma ilkesini koudu. Peşinden ikili tavır gelişti. Güney Kıbrıs bir yandan yeni Amerikan silahlarını alırken, öteyandan elindeki Rusya gibi silah sistemlerini sıfırlıyordu. İhdihyacı var yok o başka hikaye. Yine ayni tutum geneleştirildi. Salt askeri değil ekonomik ve özellikle finansman Rusya bağları da kopartıldı. Biraz direnç olunca da direk AB müdahalesiyle yaşatılan finansman kriziyle bu iş tamamlandı. Sonradan AB yapıları veya Amerikan silah ağırlıklı militarist koşul yerleşti. Fransa ve Amerika sancısızca güneye üst kurdular.

Tabi ki konuya genel hiç bakmayan ahali bunu başka eksenle yorumladı. Hele de Kuzey, sanki Kuzeğe saldıracakmş siyasetiyle hamasileştirdi. Halbuki olanlar açıktı. Salt Kıbrıs cumhuriyeti değil, Sudi Arabistan, Yunanistan ve Körfez ülkelerine Trump açıkça paralarına el koyarcasına ticaretle askeri sanağisini canlandırdı. Batmakta olan şirketleri dahi yüzbinler istihtam yapar hale koydu. Ülkesine gidince de kyaptığı anlaşmalarla ülkedeki işsizliği düşürtüğünü söylemekten hiç çekinmedi.

Ayni politika AB ülkeleri veya İngiltere de uyguladı. Türkiye ile olan son anlaşmalar bunun kanıtıdır. Üstelik yeni sömürgeleşme ve istenilen sermaye kesiminin güçlendirilmesi anlaşmaları salt askeri alanla sınırlı değildir. Ukraynadan KOngoya veya Türkiyeden Latin Amerikaya varan ülkelere anlaşmalar dayatılarak ama madenlerine de el konularak uyeni sömürge madencilik sürecide dünua çapına yayıldı. Hedef ise Çin olmaktaydı.

***

Tabi birde açık tehtitli saldırılar da işin cabasıdır. Sadece son Venezuela saldırganlığı dahi neyin ne olduğunu anlatmaya yetiyor. Oda hep bir noktada gelişiyor: sermayenin karına kar katmaktır. Olaylar sert şekilde krizlerle birlikte yürüyünce de ne kural kalır nede hukuk kurumu. Neoliberal ilkelerin silikleştiği, dilenen yalanla saldırganlık, soykırımların normalleştiği ile yeni gerici siasetlerin iktidarlaştığı emperyalist çağın içinde debelenip dururuz. Tabi ki son Maandani kazancı ise dahi basirt görülecek demokratik seçime dahi nasıl tahammülsüz olunduğu da tartışmasız yaşam sahnesindedir.

Diğer yazıları

Konuyu anlamaya çalışırken – Özkan Yıkıcı

Genelde basit gerçeklerle hareket edecek olursak: Önce, eğer bir...

Bir hükümete daha güle güle: Bulgaristan – Özkan Yıkıcı

Bu yıl belkide muhalefet bakımından konuşulacak konu da hükümetlerin...

Geçmişin birikimi ile günümüzdeki yansıyışı – Özkan Yıkıcı

On Aralık, insan hakları günüdür. İnsan hakları evrensel belgesinin...

Tekrarlana tekrarlana vıcığı çıkan gerçek – Özkan Yıkıcı

Seksenlerin başında başta sosyalist akademisyenler olmak üzere, birçok aydın...

Afrika gerçeklerinde, Benin darbe hamlesi – Özkan Yıkıcı

Çok önemli bir algısal tutsaklıkla başlayacam: genelde sistemleştirme düşüncesi...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et
748AboneAbone Ol

Son eklenenler

Konuyu anlamaya çalışırken – Özkan Yıkıcı

Genelde basit gerçeklerle hareket edecek olursak: Önce, eğer bir...

Pembe Dalga’nın sönüşü: Latin Amerika’da aşırı-sağın yükselişi – Kavel Alpaslan

Aşırı-sağın yerini sağlamlaştırdığı bir zamanda Latin Amerika’daki solun içerisinden...

Trump Avrupa’da ‘rejim değişikliği’ istiyor – Yücel Özdemir

“Rejim Değişikliği”, bugüne kadar daha çok ABD ve Avrupa...

ABD’nin Ulusal Güvenlik Stratejisi ve Barrack’ın uysal monarşisi – Nuray Sancar

ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barrack,...

Nükleer atıklar gündelik yaşamın neresine düşer? – Pınar Demircan

Bir kentin gündelik yaşamı sessiz bir süreklilik üzerine kuruludur....

Bir hükümete daha güle güle: Bulgaristan – Özkan Yıkıcı

Bu yıl belkide muhalefet bakımından konuşulacak konu da hükümetlerin...

Lübnan bir kez daha savaşın eşiğinde! – Hediye Levent

Lübnan semalarında bir kere daha kara bulutlar toplanmaya başladı....

Fabrikada-tarlada: Sovyet kütüphane kültürü – Kavel Alpaslan

Tarihler 1980’leri gösterdiğinde dünyadaki üç kütüphaneden biri tek bir...

Canlı yayın