iktibasSerdar M. DeğirmencioğluMilitarizm mi, yaşam mı? - Serdar M. Değirmencioğlu

Militarizm mi, yaşam mı? – Serdar M. Değirmencioğlu

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

Militarizmin en belirgin ve bir o kadar da korkunç özelliklerinden biri, insan yaşamının değersizleştirilmesidir. Militarizm, insanların ölüme sürüklenmesi için sürekli gerekçeler üretilmesini sağlar. Milli güvenlik, disiplin, eğitim vb. herhangi bir kavram bir insanın yaşamının elinden alınması için yeterli gerekçe sayılır. Militarizm her zaman tehlikelidir ve her zaman çok yönlüdür: İçi de, dışı da zararlıdır. Savaş olsun olmasın, zarar verir.

Yıllar önce Elazığ Karakoçan’da 17 Ağustos 2009’da yaşananları anımsayalım. Teğmen Mehmet Tümer, kendi komutasındaki bir er olan İbrahim Öztürk’ün eline zorla pimini çekmiş olduğu el bombasını koyar. Pimi çekilmiş el bombasının patlaması sonucu, İbrahim Öztürk, Ali Osman Altın, Mesut Bulut ve İbrahim Yaman ölürler.

Teğmen, bu ölümlerin soruşturulması sırasında verdiği ifadede militarist bir açıklama yapar. Komutasındaki bir asker gece nöbet sırasında uyumuş ve görevini yerine getirmemiştir. Bu asker görevini yerine getirmediği için için bir el bombası bulunması gereken yerde değildir. Bu durumda komutanın görevini yapmayan askere bir ceza vermesi söz konusu olabilir. Teğmen ise ceza vermek yerine bir ders vermek ister. Söz konusu el bombasının pimini çeker ve pimi çekilmiş, yani patlamak üzere geri sayıma geçmiş olan el bombasını görevini yapmamış olan erin eline tutuşturur. Teğmen, İbrahim Öztürk’ü pimi çekilmiş el bombasını tutmaya zorlamasını, “fırsat eğitimi kapsamında, el bombasının önemini kavraması için yaptım” diyerek gerekçelendirir.

Militarizmde insan yaşamı değerli olmadığı için bu açıklama kendi içerisinde mantıklıdır. Milli güvenlik orduyla sağlanır. Ordu ancak disiplinle var olabilir. Disiplin ise ancak eğitim ile sağlanabilir. Eğitim sırasında yaşanacak kimi sorunlar anlaşılabilir şeylerdir. İnsan onuru, insan hakları, yaşam hakkının dokunulmazlığı militarist çerçevede anlam taşımaz

Orduda yaşam ile ölüm arasında çok büyük bir mesafe yoktur. Bir teğmen, patlamak üzere geri sayıma geçmiş olan el bombasıyla “fırsat eğitimi” vermeyi gerekli görebilir. Gerekli gördüğünde bir, hatta birçok er ölebilir. 17 Ağustos 2009’da toplam dört insanın korkunç bir şekilde ölmesi militarizmde olağan bir “zayiat” olarak görülür.

Dört insanın ölümüne yol açan “fırsat eğitimi”, ölenlerin yakınları açısından ancak bir cinayet olarak görülebilir. Mahkemeden teğmenin “kasıtlı adam öldürmekten” ve “işkence” yapmaktan cezalandırılmasını isterler. Ancak devreye askeri mahkeme girer. Militarist işleyiş, dört askerin ölümünün sivil mahkemelerde ele alınmasına izin vermez. Bu tür davaları ancak militarizmi bilen ve benimseyen üyeleri olan bir askeri mahkeme ele alabilir.

Peki, askeri mahkeme dört insanın ölümüne yol açan pimi çekilmiş el bombasına nasıl bakar? Teğmen ölümlere istemeden neden olmuştur. “Bilinçli taksir” söz konusudur. Yani, teğmen ölüm sonucunu öngörmüş ama bu sonucun gerçekleşmesini istememiştir. Mahkemede teğmene önce sekiz yıl ceza verilir. Sonra bu ceza 11 yıla çıkarılır ve daha sonra altıda bir indirim yapılarak 9 yıl 2 ay ceza kesilir.

17 Ağustos 2009’da yaşananlar “münferit” değil. Yaklaşık beş yıl sonra, 5 Eylül 2012’de bir cephaneliğin havaya uçması sonucunda 25 asker ölmüştü. Askerleri gece karanlığında cephanelikte çalışmaya zorlayan üç subay önce askeri mahkemede, bu mahkemelerin kapatılmasının ardından sivil mahkemede yargılanarak ceza alırlar. Ölüme sürüklenen 25 insan ve yakınlarının çektiği acılar militarizmde bir anlam taşımaz. Militarizm için ölüm olağan ve kaçınılmaz olandır.

Günümüzde militarizm dünya çapında tırmandırılıyor. Gazze’de sürmekte olan soykırım, büyümeye doymayan NATO, büyük silahlanma yarışı ve ırkçı-milliyetçi sağın yükselişi militarizmi daha da tehlikeli kılıyor. Bu nedenle, ısrarla vurgulamakta yarar var. Militarizm güvenlik değil, ancak insanlığın sonunu getirebilir.

Diğer yazıları

Çocuklar barış ister – Serdar M. Değirmencioğlu

Dünya çapında sürekli savaş konuşulurken çocuklar ne düşünüyorlar ne...

Emperyalist savaşa din kılıfı – Serdar M. Değirmencioğlu

İran ve Lübnan’a yönelik büyük ve korkunç saldırının nedenlerini...

Tek seçenek reddetmek – Serdar M. Değirmencioğlu

Militarizmin, acımasızlığın ve utanmazlığın her gün ısrarla bütün dünyaya...

“Milli güvenlik” değil, barış – Serdar M. Değirmencioğlu

Dünyanın karşı karşıya olduğu tehlike artık çok daha açık....

Suçları barış, mahkemeleri özel – Serdar M. Değirmencioğlu

Bugün 11 Ocak. Barış isteyen akademisyenlerin bir ağızdan, “Bu...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,969TakipçilerTakip Et
824AboneAbone Ol

Son eklenenler

Kıbrıs’ta Bölünmüşlük ve Dayanışma Arasında 1 Mayıs – Çağla Elektrikçi

1 Mayıs, yalnızca takvimde bir gün değil; işçi sınıfının...

Birleşik Arap Emirlikleri, nereye doğru koşuyor? – Özkan Yıkıcı

Küçük olsa da birçok özellik gizletilerek öyle bir Körfez...

Dünya Siyasetinin Deneme Alanı – Şener Elcil

Dünya siyaseti ekonomi üzerine kurulmuş olup, tüm siyasi sistemler,...

Sadece sürücüyü değil, aracı da değiştirmek gerekiyor – Fikret Başkaya

‘Siyasal iktidar denen şey, bir sınıfın başka bir sınıfı...

Gelişmelere seçimler boyutunu da katarsak – Özkan Yıkıcı

Gençliğimizde seminerler düzenlenirdi. İlk sosyalist eksendeki seminer konusu da...

Krizler diyarındaki gerçeklerde savrulmak – Özkan Yıkıcı

Adamız, kritik koşullarda yüzmeye çalışan gemi misalidir. Orta Doğu...

Halkların İklim Zirvesi ve nükleer karşıtı mücadele – Mehmet Horuş

Çernobil felaketinin 40. yılı, geçtiğimiz haftanın en önemli gündemleri...

Dolar ve F-35 – Hayri Kozanoğlu

Marksist iktisatçı Lapavitsas, yeni emperyal düzeni “dolar ve F-35’in...

Canlı yayın