yaklaşımlarÖzkan YıkıcıZiyaret sonrası bazı kaçırılanlarla ufak bir yorumlama - Özkan Yıkıcı

Ziyaret sonrası bazı kaçırılanlarla ufak bir yorumlama – Özkan Yıkıcı

Sonunda oldu: altı yıl sonra Erdoğan Beyazsaraya ulaştı. Trumpla resmen yanyana fotoğraf çektirdi. Bunu çok iyi başarı olarak sundu. Ama Erdoğana Trumptan herkesin önünde yine kendi gerçeği ile hitap yaptı: “meşruluk”… böylelikle hasret giderildi. Tabi ki Trump gerçeği ile olay geldi. Trump açıkça her görüştüğü liderle kendine verecekleriyle birlikte kabul ediyordu. Sıkılmadan da istiyordu. Sonra herkesin önünde kendine göre davranışla da davranıyordu. Körfez liderleri veya Ukrayna lideri akla gelen liderlerdir.

Bir de Güney Afrika devlet başkanı var: oda kendine yapılanlarla değil yapılan davranışa karşılık verip kulu olmadığını açıklamaktan çekinmedi. AB liderleri dahi sıraya girip onu dinlediler. Böylesi yeni Amerikan gerçeği ile ilişkiler ağıyla halk diplomsisi oluşturdu.

Erdoğan ısrarla Baydınla başlayan hasretle Amerikan başkanlarıyla görüşmek istiyordu. Ama başka bir algı oyunu da sahnedeydi. Bunu en güzel Kıbrısta yaşıyorduk. Amerikanın Kıbrısta üst kurması sonrası, dar hamasi kafa yapımızla sanki Amerikan askerlerinin bize karşı savaşacağını dahi probagandalaştırılan siyasetçi ve akademisyenlerimiz dahi oldu. Ayni durum Türkiyede de vardı. Türkiyenin tarihsel dönemden gelen ilişki yapılanışı sanki yokmuşçasına, kriz ve başka durumlar aranıyordu. Hele MHP liderinin başka alanda itifak çağrıları dahi Amerikayı iyi bildiklerini söyleyen “sol bazı çevreleri” dahi tartıştırdı. Buda yüzeysel bakış ile algı tutsaklığının ta kendisi oldu.

Düşünün, sanki hiçbir ilişki yok, Türkiye başka pakta dahil ve ordusunun Nato bağı oluşmamış gibi KIbrıstaki askeri üstlerin Türkiyeye karşı kulanılacağı görüşü karşılık buluyor. Aynen >Yunanistanda olduğu gibi. Yine Amerika Yunanistana üstler kurup Ortadoğu strateejisi ile Rusyayı kuşatma projesinin esrumanlarıyken, yine ayni hamasi ırkçılıkla gündem yaratılıp “bize karşı” korkutmacası yapılması de tesadüf değildi.

Son Erdoğan Trrump resmi de bilenin tekrarı, ama hala paranoyada olanları dahi uyandıramayan ikilemle yaşadı. Halbuki biraz olayları takip edenler, yine ziyaretin gerçekleşme şekli, orada yapılan anlaşmalarla Amerikanın sistemin jeneratörü temelinde bağlar oluştuğunu anlardı. Üstelik tam da Trumpun oğlu gelip Erdoğanla görüşür, damadı Libyadaki en zengin iş adamıyla yat tatili yaparken oluyordu. Tabi Türkiyede pek de haber olmadı. Tıpkı yandaş medyada yapılan anlaşmalar yerine Erdoğanın koltuğunun çekilmesi, “meşruluk” kelimesiyle imaja oynanması gibi.

Resim net. Anlaşmalar da oluşan bağın anlatımının ta kendisidir. Trump istediği gibi şov yaptı. Kükrelen Gazze veya aşka eleştiri konuları konu bile olmadı. Bildik pazarlık oldu. Uçak alımı bunlardan biri. Bir de başkalarına yapılan oyun da vardı. Hem de AB ülkelerine yapılan ders gibiydi. Hatırlayın: Amerika Avrupa ülkelerine Rusyadan daz almamalarını söyledi. Sonra Kuzey Boru hat dı bombalanıp devre dışı brakıldı. Almanya gık demedi. Hat da bir dönem suçu Rusyaya atılar. Sonra olay anlaşıldı. Ama neydi olan; Amerika Almanya başta olmak üzere Rusyadan değil daha pahalı Amerikadan kaya gazı almaya başladılar. Buda en başta sanayiye darbe vurdu.

Şimdi <Trump Erdoğana Rusyadan petrol ve gaz almamasını sölyledi hat da anlaşma yapıldı. Bunun açık cep hesabı, ahali daha pahalı gaz kulanacak. Amerikan kaya gazı tekelerinin cebine paralar inecek.

Buna benzer anlaşmalar yapıldı. Bağımlı ve tam bir Ameirikan Türkiye gerçekli resim karşımıza getirildi. Hala senelerdir yaşanan bu gerçeklerden kaçanlara, bıçak gibi gözlerine sokuldu. Ama bağımlı olmak, merkezi yandaşlaşma kuluğu öylesine güçlü ki yine de bu eresimden başarı öyküleri çıkaranlar hala epey fazladır.

İşbirlikçi veya siyasal duruşları nedeniyle olanları anladık. Ama Amerikaya karşı olduğunu söyleyen kimi  çevreler de ayni oyuna daha fena düştüler. Örnek, burada bile Amerikan emperyalizmi diyen kimi çevreler bu görüşmeden çözüm beklediler. Oysa Kıbrıs hiç konuşulmadığı anlaşıldı. Alışveriş görüşmesi oldu. Tıpkı öteki görüşmeler gibi. Ama yine de beklenti var. çünkü ona yakın olup koltuk alma hesabı da miskindir.

Tam bir emperyalist güncel resim özellikle defalarca yazdığım ikibinsekiz krizi sonrası oluşan lider tipleri ile siyasal yönetme biçiminin pratikteki kanıtıdır. Ortadoğu gerçeğinden ekonomik ilişkilere ne ararsanız, bir tablodaki resim içinde mevcut. Tabi meşruluk ifadesi de işin cabasıdır. Günümüz emperyalist gerçekliğin ta kendisidir. Otoriterlik ile sermayenin yeni siyasal seçeneğinin hayata geçişidir. Gazze soykırımından dahi emlak karı düşünen, uluslarası kendi kurdukları kuralları çiğneme kolaylığı herşeği anlatır. Ama altı yıl hasretlik böyle resimlenmemesi gerektiğini düşünen varsa, sistemin kendisi budur. Nasıl ki Elşara düne dek milonlarca dolar kafasına konuşurken, Şaamda koltuğa oturtulup Amerikaya dek gidiyorsa, bu ufak yolculuk bize emperyalist ilişkleri yeniden hatırlatıyor. Ha bazı kişiler de böyle diyecek: “sizin gibi dar kafalı solcular” cümleleriyle başlayıp yerecek. Oysa kendi beyin kuşatılmış teslimiyetinin itirafını yazacak halde oldukları kesindir***

Kısaca gerçekler acıdır. Yok saysanız da her an karşınıza daha kesin gerçeklikle gelirler. Normalmış denip de Emperyalizmi unutanlara, konuşmak istemeyenlere Amerikadaki Beyazsaray ziyaretleri çok güzel pozlar vermektedir. Hele Trump tipi liderlerle neoliberalizmin girdiği krizi çözemedikçe daha otoeriterleşmeğe gideceği kesindir. En önemli yeniden tekrar ise Türkiyenin Ortadoğu eş başkanlığının kim olduğunu hem de gayet sıcak havada hatırlatılarak kafalara kazdırılmasıdır. Ama hala Amerikaya rağmen başka pakt diyenlerin laflarıyla konuşuluyorsa, oda halkla ilişkilerin gündem yaratma başarısıdır.

Bir önemli uyarı: buda Türkiyedeki kendilerine anti emperyalist diyen sola: hala Erdoğanın durumun eleştirenler peşinden Kıbrıs örneğini verirler. Övünerek ses yükseltirler: Ameerikaya rağmen yapılan Kıbrıs çıkarması” deniliyor. Hala ogünlerde nasıl müsaadeli müdahale edildiği Kisincir Ecevit gerçekliği de varken, bundan Anti emperyalistlik çıkarsama devamı olursa, ben bugünlerde en Amerikancı devlet partisi olan MHP laflarıyla da ayni yanılsamaya düşmeği daha kolay anlarım. Demek ki laf değil gerçeklerle uğraşarak ancak doğru analiz yapma şansımız var.

Diğer yazıları

1 Mayıs daha geride kalırken – Özkan Yıkıcı

dünyada bir gün vardır ki resmî kıskançlıktan sıyrılarak meydanların...

Anılarla yakın tarihten günümüze 1 Mayıs – Özkan Yıkıcı

Tekrarda fayda var: Coğrafya önemi hiçbir zaman göz ardı...

Yeniden 1 Mayıs’a gelirken – Özkan Yıkıcı

Dünyada bazı günler vardır ki önemi tartışılmaz. Mücadele ile...

Birleşik Arap Emirlikleri, nereye doğru koşuyor? – Özkan Yıkıcı

Küçük olsa da birçok özellik gizletilerek öyle bir Körfez...

Gelişmelere seçimler boyutunu da katarsak – Özkan Yıkıcı

Gençliğimizde seminerler düzenlenirdi. İlk sosyalist eksendeki seminer konusu da...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,966TakipçilerTakip Et
825AboneAbone Ol

Son eklenenler

Emperyalizmin çıkmaz sokaktan kurtulma stratejisi – Prabhat Patnaik

Eğer neoliberalizm bu sürecin tersine çevrilmesini başlattıysa, Trump stratejisi...

Kamusal Alanda Aydının Rolü – Halil Karapaşaoğlu

İki binli yılların ilg başlarına gadar sanadcının, entellegdüelin, aydının...

Kıbrıs’ın bütün umutsuzları birleşiniz! – Neşe Yaşın

Biz ve onlar ikilemi sonsuza kadar sürecek bir çözümsüzlük...

“Βize Benzeyen Yabancılar” – Niyazi Kızılyürek

Bugünkü köşe yazımı Yorgos Frangos’un kitap tanıtımı etkinliğinde yaptığım...

Yaşam mücadelesi > nüfus mühendisliği – Gözde Bedeloğlu

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan...

1 Mayıs daha geride kalırken – Özkan Yıkıcı

dünyada bir gün vardır ki resmî kıskançlıktan sıyrılarak meydanların...

1 Mayıs: 8 saat canımız ne isterse! – Kıvanç Eliaçık

Sendika bildirilerinde, miting konuşmalarında ve sosyal medya paylaşımlarında 1...

Canlı yayın