14 Aralık 2025, Pazar
17.8 C
Lefkoşa
iktibasZafer YörükTürk-İsrail ‘savaşı’ ve Sumud - Zafer Yörük

Türk-İsrail ‘savaşı’ ve Sumud – Zafer Yörük

Orjinal yazının kaynağıyeniyasamgazetesi9.com

Akdeniz sularında büyük bir uluslararası dayanışma filosu bugünlerde Gazze’ye doğru ilerliyor. İki hafta önce Barselona’dan yola çıkan Sumud (Arapça “Azim”) Filosu, İtalya ve Tunus limanlarından gerçekleşen katılımlarla 60 kadar deniz aracıyla 44 ülkeden 500 civarında aktivisti içeren boyutlara ulaştı.  Sefere katılanlar arasında İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg başta olmak üzere bazı ünlü isimler de bulunuyor.

Sumud Filosu, Gazze ambargosunu delmeyi hedefliyor; İsrail’in uyguladığı şiddete, gıda ablukasına ve bunların yarattığı insani tahribata dikkat çekmeyi amaçlıyor. İsrail’in Gazze operasyonu şimdiye kadar 64.000’e yakın Filistinlinin ölümüne neden oldu. Bugüne kadar uluslararası kamuoyundan gelen en önemli tepkilerden biri, Güney Afrika’nın girişimiyle Uluslararası Adalet Divanı’nda açılan soykırım davası ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’nden Netanyahu hakkında çıkan yakalama kararıdır. Bir diğeri, son aylarda karadan ve denizden birbiri ardına oluşturularak Gazze’ye girmeye çalışan yardım filoları ve yiyecek konvoylarıdır.

Sumud’a bağlı bazı tekneler, Tunus karasularında İsrail kaynaklı olduğu tahmin edilen dron saldırılarına uğradı. Önümüzdeki hafta içinde Gazze’ye ulaşması beklenen filonun İsrail donanması tarafından durdurulması, gıda ve yardım malzemelerine el konulması ve katılımcıların tutuklanarak sınır-dışı edilmesi kaçınılmaz son gibi görünse de bu kampanyanın dünya kamuoyu üzerinde belirleyici bir etki yaratması bekleniyor.

AKP’nin Gazze ezberi

Türkiye, bu kampanyanın dışında farklı bir retorikle İsrail karşıtlığı yapıyor. Gazze’deki “din kardeşlerimize” yapılan şiddet ve zulüm, Bilal Erdoğan önderliğinde yapılan mitinglerle protesto ediliyor. Yahudi sermayesince üretilen bazı uluslararası markalara karşı AKP seçmenleri boykota çağırılıyor. Son olarak meclisten İsrail’e yönelik çıkartılan ambargo kararıyla İsrail’le ticaret önemli ölçüde kısıtlanmış görüntüsü veriyor.

Birçok gözlemci, bu tedbirlerin “kozmetik” olduğu görüşünde ama bu, İsrail-Türkiye ilişkilerinin sorunsuz olduğu anlamına gelmiyor. İsrail’le ticari ilişkiler tam yol devam etse de iki ülke arasında yer yer çatışma alametleri gösteren gerçek bir mücadele var: Suriye üzerinde egemenlik mücadelesi. İki ülkenin post-Baas Suriye vizyonu farklı ve bu nedenle birbirlerine karşı oyun bozucu hamlelerde bulunuyorlar.

Türkiye’nin İsrail’le yaşadığı anlaşmazlığın asıl nedeni Gazze değil, Suriye hakkında izlediği ümmetçi üniter devlet kurma politikasıdır. Bu politikanın önemli bir ayağı, Rojava’nın statü kazanmasını engelleme mücadelesidir. Ama AKP iktidarı, İsrail’e yönelik hasmane söyleminin Gazze’deki “din kardeşlerimize” uygulanan şiddet ve zulme tepki olduğu iddiasında. Bunun boş bir retorik olduğu görülüyor. Ambargo kararı alınıyor ama Filistin’e ihracat kisvesi altında İsrail devletiyle ticaret artarak devam ediyor.

Oysa Filistin devleti yok; Filistin sınırı ya da gümrüğü de yok. O halde Filistin’e adresli ticaretin gerçek alıcısı İsrail devletidir. İsrail’e Türkiye üzerinden Azerbaycan petrolü sevkiyatının da durmadığı belirtiliyor. Öte yandan, ambargo kararıyla kısıtlandığı ilan edilen beton, demir ve askeri malzeme gibi kalemlere bakıldığında, Türk hükümetinin yaklaşık iki yıldır sürmekte olan Gazze katliamına önemli lojistik destekler sunmuş olduğu sonucu ortaya çıkıyor.

Durum böyleyken, “Müslüman katili” ve “Türk düşmanı” İsrail imajı, Suriye’de özellikle anti-Kürt siyasetin propaganda malzemesi olarak kullanılıyor. Gerçek bir Filistin savunusu yerine, iç siyasette anti-Semitik söylemle dinî nefret tahrik ediliyor; İsrail devleti değil Yahudi dini ve Yahudi olmanın kendisi kriminalize ediliyor.

“Gerçek” Filistin dayanışmasının soykütüğü

Gerçek Filistin savunusunu görmek için El Fetih’in teslimiyeti ve Hamas’ın hakimiyeti öncesinde 1990’lı yılların ortalarına kadar önemli kazanımlarla ilerlemiş olan uluslararası dayanışma mücadelesinin tarihine bakmak gerekir. Türkiyeli devrimciler de dahil olmak üzere birçok ülkenin sosyalistleri FKÖ saflarında İsrail devletine karşı savaştı. Belki bundan da etkili olmak üzere, uluslararası demokrat kamuoyu içinde Filistin’le dayanışma kampanyaları sürdürüldü. Bunlar, İsrail devletinin işgalci pratiğini hedef alan ve içlerinde birçok ilerici Yahudi örgütün de yer aldığı kampanyalardı. Müslüman – Yahudi davası değil, siyasi bir haksızlığa karşı mücadele algısı ön plandaydı.

Uluslararası dayanışmanın siyasi etkileriyle, dünya demokrat kamuoyu Filistin meselesini öğrendi ve büyük ölçüde sahiplendi. Filistin lideri Yaser Arafat 1974’te Birleşmiş Milletler genel kuruluna hitap etti; ardından, iki devletli çözüm yolunda İsrail ve FKÖ arasında önemli anlaşmalar yapılarak uygulamaya kondu. Bu olumlu gidişat, kabaca son otuz yıldır sistematik olarak tersine dönüyor olsa da Akdeniz’e yelken açan Sumud filosu, rüzgârın yön değiştirdiği ve gerçek bir Filistin dayanışmasının yeniden filizlendiği yolunda umut verici bir göstergedir.

Diğer yazıları

Cumhuriyet: ‘Ana’ ve ‘Yavru’ –  Zafer Yörük

Cumhuriyet 102, Kuzey Kıbrıs’ın ‘kurtuluşu’ da 51 yaşında. 1974...

Devletin yayılmacı aklının eleştirisi – Zafer Yörük

Türk dış siyaseti, sınırları korumaya odaklı savunmacı bir doktrine...

‘Silahlara Veda’nın yankıları: ‘Çanlar Kimin İçin Çalıyor’ – Zafer Yörük

PKK’nin fesih bildirgesi üzerine tartışmalar sürüyor. Kongre kararlarının en...

Keşmir’de savaş: Pakistan neden ‘dost ve kardeş’? – Zafer Yörük

22 Nisan günü, Keşmir’de gerçekleşen bir cihatçı saldırıda 28...

‘Yavru’ vatan: Dokunan yanar – Zafer Yörük

Lahey’de 1 Mayıs Perşembe günü tuhaf bir suikast gerçekleşti....
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et
748AboneAbone Ol

Son eklenenler

Konuyu anlamaya çalışırken – Özkan Yıkıcı

Genelde basit gerçeklerle hareket edecek olursak: Önce, eğer bir...

Pembe Dalga’nın sönüşü: Latin Amerika’da aşırı-sağın yükselişi – Kavel Alpaslan

Aşırı-sağın yerini sağlamlaştırdığı bir zamanda Latin Amerika’daki solun içerisinden...

Trump Avrupa’da ‘rejim değişikliği’ istiyor – Yücel Özdemir

“Rejim Değişikliği”, bugüne kadar daha çok ABD ve Avrupa...

ABD’nin Ulusal Güvenlik Stratejisi ve Barrack’ın uysal monarşisi – Nuray Sancar

ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barrack,...

Nükleer atıklar gündelik yaşamın neresine düşer? – Pınar Demircan

Bir kentin gündelik yaşamı sessiz bir süreklilik üzerine kuruludur....

Bir hükümete daha güle güle: Bulgaristan – Özkan Yıkıcı

Bu yıl belkide muhalefet bakımından konuşulacak konu da hükümetlerin...

Lübnan bir kez daha savaşın eşiğinde! – Hediye Levent

Lübnan semalarında bir kere daha kara bulutlar toplanmaya başladı....

Fabrikada-tarlada: Sovyet kütüphane kültürü – Kavel Alpaslan

Tarihler 1980’leri gösterdiğinde dünyadaki üç kütüphaneden biri tek bir...

Canlı yayın