yaklaşımlarÖzkan YıkıcıKrizler kaosundan yönelişler: Amerika, Türkiye ve Kıbrıs - Özkan Yıkıcı

Krizler kaosundan yönelişler: Amerika, Türkiye ve Kıbrıs – Özkan Yıkıcı

Kriz zaten normal olmayıp normal halden anormale geçiş dönemi olarak özetlenir. Normal hal koşulları dışına çıkılır. Artık siyasal olarak normal yapıyla yönetilenmeyecek konuma gelmek demektir. Günümüz kapitalist yapı, oldukça krizlerle boğuşuyor. Artık normal işleyen koşullar değil anormal koşullarla sistem tıkandı. Bu krizlerle adeta bunalıma giriyor. Siyasal karşılığı da artık siyasal sistemin yönetilemez boyuta taşınmasıdır. Yönetememe veya normal koşullarda sürdürülememe durunu, anormal yönelişlere gider. Bunun işareti de kurumsal denklemin bozulması. Otoriterleşme eyliminin artmasıyla karşılıığı olur. Artık normal değil anormal arayışlar başlar. Koşullar nedeniyle yönetmek için baskıya ve sınırlamalara önemli ihtiyaç duyulur. Bu siyasal karşılık da otoriteleşme veya daha sert şekliyle faşizim artık devlet biçimi haline gelir. Buda enbasitiyle, artık eski konumlar değil daha merkezi otoriter olgular başlar. Bilinen en başta hukuk ezberi yerlebir olur. Uluslarası kurallar dikate alınmaz. Krizleri erteleme veya fırsaı kulanıp daha güçlü olma düşünceleri, pratikte yerini bulur.

Kapitalist sistem, özelikle ikibinsekiz yılı Amerikan merkezini de vuran finans kapital krizle bu döneme girdi. Birçok otoriteleşme ile gericileşme birlikte yürüyor. Krizin ilk yansıyan şekli olan yönetenlerin normal şartlarda yönetememe durumu artık pratikte hem de daha otoriteleşerek, kurumsal çöküşlerle de yaşamda karşılık bulmaktadır. Yöetilmek istenmeme ile seçenek alternatif durum hala netleşmediği için, egemen elitler daha otoriter yapılanışla kendi geleceklerini kurtarmaya yöneldiler. Üç örnek seçtim. Değişik özeliklerdeki üç ülke. Bunlar kriz dönemiyle kapitalist genelin de resmini çekmeğ yetiyor gibidir.****

İlk örnek, Amerikadan başlayalım. Sistemin en büyük ekonomisi, en güçlü ülkesi olması örneklem için birçok olguya da yanıt vermektedir. Öyle teorik fazla derinliğe girmeden, basit örneklerle bakacam. Zaten bundan önce de Baydınla da yanıtlar net idi.

Amerika sistemin temel merkezi gücüdür. Ama ikibinsekizde finansman krizi burayı da vurdu. Peşinden sistemin genel yükselen, temeldeki neoliberal dönemin miyadını tamamladığı girdaba girdi. Görülen krizle birlikte önemli tutumlar da gelişti. Birkaç dış politikalı son duruma bakalım.

Trump dönemiyle resmen serbes piyasa kuralları değil merkezi kararlar alınmaya başlandı. En basit olup sık sık başvurulan gümrükleri artırma kararı da bunlardan biridir. Rakip veya ihracatda öncülük alma gibi birçok nedenler sonucu Amerika ısrarla anlaşmalara rağmen italat gümrüklerini hem de yerine göre fahiş düzeyde yükselti.

Başka açıdan, yine enson gerçekleşen iki tekne saldırısıyla mülteciler denizin dibine gönderildi. Teknelerin Venezuela etiketli olması da tesadüf değildi. Kimsi sorgusuz suğalsiz bunun yapılmasının, uluslarası hukuğa aykırı eleştirisi dahi yapılmadı. Üstüne de uyuşturucu denip haklı çıkılıyor. Tabi ki israilin Gazze soykırımına verilen destek de hem uluslarası uyaklaşım, hem imzalanan anlaşmalar veya yükselen gericilikle otoriterliğin basit uygulamalarıdır.

Gelelim iç politikaya. Yine birkaç basit örnek seçecem: Trump, öncelikle parlementoyu basan kesimi afederek cezasız kıldı. Yine kuvetler ayrımına müdahale edip özellikle yargıya epey darbe vurdu. Yine yönetim şekli olan merkez eyalet ilişkisine müdahale yaptı. Demokrat partinin elindeki şehirlere olağanüstü durum ilan edip muhafızları yerleştirip, elerindeki yetkileri merkeze taşıdı. Savunma bakamlığı savaş bakanlığına çevrildi. Kürtajdan birçok başka laik içerikli kararları kaldırtı. Uluslararsı hukuk kadar, ulusal iç hukuku da adeta tanınmaz hale soktu. Dünyaya da devletler ilişkisini, içte de merkezi karar ağırlıklı dönüşüme geçildi. Haklar kaldırtıldı. İşten atmalar da oldu.

Tüm bunlar kısa zaman içinde olurken, direniş de pek olmadı. Fakat yine de sol paranoyla saldırı idolojisine de geçildi.

****

Gelelim değişik koşullarıyla Türkiyeye… aslında Türkiyede gündem kovalamak bile bir iş. Daha konu anlaşılmadan başka konuya geçiliyor. Üstelik bunların çoğunu merkezi otorite gerçekleştirdiği için de birçok önemli konu dahi konuşulamaz hale geldi.

Öyle bir döngü ki hergün birkaç mahkeme belirsizliği ile gündem ordan oraya savruluyor. Sabaha karşı baskınlar da önemli sayıda tutuklamalar da yapılıyor. Çoğunun hala gerekçeleri bilinmiyor. Ama bir fırtınadı esiyor. Kasırgaya dönme tehlikesi vardır.

Özelikle muhalefetin belediyeleri ele geçirmesiyle, iş adeta cini şişeden çıkardı. Merkezi yönetim belediyeleri tasfiye dederek, yetkileri elinden almaya başladı. Yapılan katgılar kesildi. Hat da borç almaları dahi engelendi. Yetmedi: kreş yapmalarına dahi yasak kondu. Elindeki mülkler alındı. Sosyal politika kanalarına yasak konuldu. Yetmeyince de operasyonlar başladı. Daha önceleri Kürt kökenli ilerde uygulanan Kayimler, istanbulda net şekilde gerçekleşmeğe başladı. Giderek, tutuklama, kayim atama, zorla yer dğeiştirme baskılarıyla belediyeler el değiştirilip iktidar partisine alınmaya başlandı.

Hukuk mu: en basitini verelim. Anayasa hükmmünü tanımama keyfe göre gayet normal hale sokuldu. Örneğin anayasa mahkemesi kararını alt mahkeme uygulamayıp tersinde direniyor. Yetki de anayasa değil alt mahkeme alanından pratiğe geçiyor. Anayasaya rağmen vekil vekilik görevine dönemiyor. Bunları artırmak kolay.

İtirafçılık gayel makbul hale geldi. İftiralarla tutuklama adaleti yoğunlaştı. Bunlar hep rejim değişimi çizgisinin devamı, devletin siyasal iktidarının yeniden üretilmesi için uygulandı. Onun için hukuk denilirken, yasa yorumlanırken, bunların anlamı olamadığı kararlarla hep karşılandı.

Türkiye ekonomik kriz yoğun yolsuzlukla yeni eksenine oturmaya çalışıyor. Kurumsal çöküş ile çürümüşlük artık normalleşti. Bunun normalleşerek oluşturduğu kültür de davranışları direk etkiledi. Bölgesel güç olma poletikası ise yeni ülkelerle sorunları da artırdı. Ama öyle bir gündem oluştu ki yargıdan yargıya koşarak, adeta güncel sorunlardan kopmayı da oluşturdu. Son Bayrampaşa belediye başkanına yapılan öneri gibi teslimiyetler döngüsü zorlanıyor: ya bize geçersin veya hapse gidersin seçenekleri artık açıkça dilendirilip duyulmaktadır.

***

Peki bunlar dünyada olup da K. Kıbrıs, dışta kalma şansı varmı: elbet yok. Zaten sistemin sömürgesel ilhaklaşma alanı olması nedeniyle uygulamalar buraya da gelir. Zaten iki basit örnekle herşey ortaya dökülmeğe yetiyor. Örneğin, konuşan başbakan makamlı garantörlüğü savunur. Öyle bir garantörlük ki yazılı olan değil bugünün kendisini açıklamaktadır. Sanki garantörlükte iki devletlilik varmıkış algısına sarılır. Tabi konuşanın nasıl oraya geldiğini, kulanılan yalanların eğer çıkar sağlıyorsa nasıl resmi idoloji olduğunu söuylemeğe gerek bile yok.

Bu açıklama olurken yapanın nasıl buraya gelmesi bilgisiyle her olguya yanıtdır. Öte yandan muhtarlarımız da Türkiyeye çağrılıp ziyaret yapıldı. Tabi seçim rüzgarı gerçeği, Türkiyede olanların bilgisi bunun adını da müdahale demeğe yeter ve artar. Ama bunlar konuşturulmaz. Hat da seçimde alehine olmasına rağmen, acaba beni tercih edermi beklentisiyle duymazlığa koyan muhalefet gerçeğimiz de vardır.

****

Kısaca, kapitalist sistem çok krizli dönemi yaşıyor. Siyaset otoriteleşme ile bunu savuşturmaya uğraşıyor. Amerika, Türkiuye ve Kıbrıs örnekleri sanırım üç tip devlet şekliyle sonuçlar bakımından yeterli örnektir. Herhalde kuvetler ayrımlı adaleti beklemek de imkansız olduğunu farketmek de kolay hale gelir.

Diğer yazıları

Anılarla yakın tarihten günümüze 1 Mayıs – Özkan Yıkıcı

Tekrarda fayda var: Coğrafya önemi hiçbir zaman göz ardı...

Yeniden 1 Mayıs’a gelirken – Özkan Yıkıcı

Dünyada bazı günler vardır ki önemi tartışılmaz. Mücadele ile...

Birleşik Arap Emirlikleri, nereye doğru koşuyor? – Özkan Yıkıcı

Küçük olsa da birçok özellik gizletilerek öyle bir Körfez...

Gelişmelere seçimler boyutunu da katarsak – Özkan Yıkıcı

Gençliğimizde seminerler düzenlenirdi. İlk sosyalist eksendeki seminer konusu da...

Krizler diyarındaki gerçeklerde savrulmak – Özkan Yıkıcı

Adamız, kritik koşullarda yüzmeye çalışan gemi misalidir. Orta Doğu...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,968TakipçilerTakip Et
825AboneAbone Ol

Son eklenenler

1 Mayıs: 8 saat canımız ne isterse! – Kıvanç Eliaçık

Sendika bildirilerinde, miting konuşmalarında ve sosyal medya paylaşımlarında 1...

Anılarla yakın tarihten günümüze 1 Mayıs – Özkan Yıkıcı

Tekrarda fayda var: Coğrafya önemi hiçbir zaman göz ardı...

Kıbrıslı muhaliflere sınırda ‘Kod-82’ engeli! – Gözde Bedeloğlu

AKP iktidarının, Kıbrıs’ın kuzeyindeki muhalif seslere yönelik başlattığı “istenmeyen...

Yeniden 1 Mayıs’a gelirken – Özkan Yıkıcı

Dünyada bazı günler vardır ki önemi tartışılmaz. Mücadele ile...

1 Mayıs kitapları: Meydanlardan romanlara – Kıvanç Eliaçık

1 Mayıs, toplumların hafızasında yaşayan bir gün. Edebiyatta ve...

Ermeniler, Aleviler, “Kılıç Artıkları” ve devlet – Yetvart Danzikyan

Cumhuriyet gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat kendi sosyal medya hesabından...

Antikomünizmin kazara komünist propagandaya dönüşümü – Kavel Alpaslan

Ahşap döşemeli geniş bir salondan içeri girdiğinizi düşünün: Karşınıza...

OPEC’te deprem ve Türkiye! – Hediye Levent

Petrol İhraç Eden Ülkeler Organizasyonu (OPEC) Birleşik Arap Emirlikleri’nin...

Canlı yayın