Bir ülke vardır. Bu ülkede genel grev ilanı gerçekleştirildi. Sokaklar ısındı. Protestolar yapılıyordu. Kulanılan simgeler ise daha çok ülkeğe göre yabancı! Filistin bayrakları göstericilerin elinde. Bazı ulaşım yerlerini dahi durdutmaya çalışıyorlardı. Polisle başta başkent de çatışmalar oldu. Açıkseçik soykırım protestoları vardı. Akdenizin batı yakasındaki Kuzey ülkesi AB üyesi memleketde protestolar yapılıyordu. Ülke kaynıyordu.
Bu ne daraltılan demokratik haklarla alakalıydı, nede yeni haklar isteniyordu. Bir iç konum protesto ediliyordu. Üstelik öyle bir durum ki ülkenin dış politikası protesto ediliyordu. Böylesi bir duyarlı hareket gerçekleştiriliyordu. İtalya son günlerin olaylarıyla duyarlı dünya gündemine oturdu. Bir anlamda batıdaki devletlerin soykırım destekleme yarışına, halkarın verdiği tepkilerden önemlilerindendir. Bu konuda sokağa çıkılıyor, biber gazı yeme pahasına yönetimlerinin israili desteklemelerini kınıyorlardı.
Dikatinizi çektimi: birçok resmi çevrelerde Filistin sorunu din hamasicilikle boğmaya çalışılınıyor. Ama Gazze soykırımıyla ortaya çıktı ki bu tür sistemsel katliamlar öyle dini falan değildir. Sınıfsal sistemsel özleri vardır. Zaten israilin kuruluşunu bilenler, sonradan oluşturulan devlet tipiyle konuyu kolayca anlar.
Nitekim son soykırım gelişmeleri, katliyam ve sürgünleştirme yetmezmiş gibi açlıkla da ölümler yayılırken, aş kuyruğundaki kadınlar veya süt beklerken ağlayan çocuklar katledilirken, kapitalist devletler bunu destekliyorlardı. Konuyu gündeme getirmek isteyenlere de inanılmaz baskılar yaptılar. Fakat f
Öfke ve gerçek bir yere kadar tutulur. Batıda sokaklar ısındı. Isınan sokakların öfkesini hafifletme adına devletler soykırımı durdutma yerine yeni kılıfla gündeme çıktılar. Filistin devletini tanımak. Bu konuda en utanmazlardan birisi deingiltere idi. Hem soykırıma her türlü destek verirken, ülkedeki protesto dalgasının hem de yeni siyasal açılımın da oluşmasına evrilmesi, sosyaldemokrat iktidar partisi, politik duruşunu değiştirmeden “efendim, Filistin devletini lütfedip de “ tanıyacakmış.
İtalyadaki faşist yönetim ise hala bu göstermelik duruşa dahi gelmedi. oluşan sokak protestolarına rağmen kitlesel destekle de devam edilmesine bakmaksızın israile desteğe devam deniliyor.
Tekrar edecem: protestolar islam ülkelerinde değil. Hem de Katolik kilisesinin merkez,i devletlerinden birisi olan italyada gerçekleşti. Faşist devlet ile sol eksenli kitlesel karşılaşma şeklinde sokakların yanmasına dek gidildi. Duyarlı halkların direnişi şimdilik iki yıldır süren filistin katliyanının hızını dahi kesemedi. Ama onlar da hala ayakta. Bazı kapitalist devletler zevahiri kurtarma adına görünüşte filistin devletini tanıormuşculuğa oynuyorlar. Tabi hangi filistin devleti sorusu da sorulmadan. Ama katliyam iki uıldır devam ediyor. Üstelik İsrail ve destekçileri açıkça benzer politikanın “Filistinlilerin sürülme hedefli” Batı Şerya için de uygulama döneminde olduğu açıklanıor. Buda tanınan denilen Filistinin hangi filistin sorusunu da çoktan sormak gerekir. Bozulan ezber yine yalanın bir yere kadar olduğu sonucudur. İslam ülkeleri konuya sesizsedasız sürerken, yeni Suriye Şam rejimiyle banbaşka faşistleşen Ortadoğu masası etrafında dolaşılırken, bir halkın da soykırımı tarihte tanıklaşarak yaşanmaktadır.
İtalyan halkı sol eksen eşliğinde alınan protesto kararlarıyla da sokağa çıktı. Öyle çıktı ki italya kaynadı. Ama çoğu kendine filistin dostu diyen ülkelerde dahi olay haber niteliğini dahi bulamaması da düşünülecek derstir. İtalyan halkının faşizmin kendisini zaten yaşadı. Ama şu acı da var. kapitalist ekonomik krizlerin yönetilememesi sonucu aolun seçenek kartını iyi kulanamaması nedeniyle de italyada faşist Meloni de başbakan oldu. Böylesi paradoksal ülkesi italyada yine de filistin konusuna duyarlı kesimler sokaktan ses verdi. Bakalım halkların direnci faşist eksenin dünyada güçlendirilmesini engeleyecek mi.



