yaklaşımlarÖzkan Yıkıcıİki gelişmeden bir makale çıkarırken - Özkan Yıkıcı

İki gelişmeden bir makale çıkarırken – Özkan Yıkıcı

Son gelişmeyle başlayalım: ülkeğe dönen avukat Murat Hagı hava alanında tutuklandı. Durum hemen sırıtmaya başladı. Konu hala tutuklu olan beş rumla alakalı gerekçeler gösterilmektedir. Şimdilik fazla karşı ses duyulmadı. Cihalet hamasiler işe çoktan laf sygunluğuna başladılar. “yapmasaydı. Bak, rumlara yardımcı oluyormuş” algıları şimdiden resmi olmasa da bazı hamasi cepede çoktan kabulendi. Ama konu önemli: tutuklanan bir avukatdır. Gerekçe, şimdilik tutuklu beş ruma bilgi sağlamak olarak probagandalaştırılıyor. Belli ki bu tür gelişmeler, neyazık yayılma potansiyeline doğru yükseliyor. Kamuoyunun sesiz kalması, yalan propagandalara dahi karşılık vermeme düşünceler, böylesi provakatif sistemsel kulanımlar için da alan hazırlanmış oluyor. Bu nedenle hem de hava alanında tutuklanan avukat konusu yeni hamle olarak bir deneme psikolojik davranış olarak kabullenmelidir.

Konuya neden böyle girdim; çünkü daha birkaç gün önce hesapta barış günü etkinliği yapıldı. Konuyla alakalı genel yazımı pazartesi yazdım. Doğrusu tahminlerimin doğrulanması ise beni sevindirmedi. Aksine düşündürtü.

Salı günü prokrama giderken yayın arkadaiım Hikmete yine de ilgili etkinliği sordum. Hikmet çok beklediğim yanıtı verdi: öyle bir etkinlik ki tutuklu beş rumun konu dahi edilmediğini biraz da serzenişle anlatı. Öyle ki barış denilip de iki taraf arasında gerilim yapılma amacıyla tutuklanan beş rum konusunda, laf söylenmemesi biraz etkinlikle alakalı ters geliyordu.

Aslında doğru bir durum vardır. Nedense kritik bazı hamlelerde, hem de amacını bilmemize rağmen ses çıkarılmıyor. Tutuklu bulunan beş rumun da durumu böyle. Resmi ağız dışında konuya biraz ilgi gösterenlerin size “misilleme amaçlı” söylemeleri gayet kolay olur. Ama yine de hem de Barış günündeki etkinlikte olay hiç deyinme ihdiyacına gelmez. Tabi etkinlikte rumların da olduğunu ekleyelim. Barış ve yakınlaşma derken, düşmanlığı tetikleyecek bu tür konulara eğer karşı çıkılmazsa, bazı yorumcuların dediği gibi “fonculuk barışçılar” simgesi de yerine oturur.

Beş rum hala tutuklu. Nedense fazla ses yok. Enson onlara yardım gerekçesiyle Murat Hagı da hava alanında ülkeğe girerken tutuklandı. Doğrusu bu tür eylemler nedense hep yeri geldiğinde tekrarlanıyor. Çakurmas davası bunlardan biridir. Bunu geçen yazımda da tekrarladım. Fakat iş karşıt olunca, doğru söylese de yapmadığı işten dolayı esir muamelesiyle tutuklansa da eleştirmek, ses vermek olmazımızdır. Buda kolay provakasyon ile yalan probaganda koşulların beslenip yeniden diriltmesine de koşul sağlamaktadır.

Günler aftaları, haftalar da aylara geldi. Hala tutuklu. Söylenen abartılı kelimeler ise yapılan suçlama arasında uçurum çok. Hatırlayın casuslukla başlayan probagandayı. Şimdi ihlal falan deniliyor. Ama birçok kesim bunun hukukiden çok siyasal gerekçelerle tutuklamanın devam etiğini söylüyorlar. Fakat, mesleki örgütler, muhalefet partileri, insan hakları örgütlerinin şimdiğe kadar sesi yok. Ses çıkaran yine birkaç kesim oluyor. Bu travma sürdükçe de benzer provakasyonlarla gerilim yaratma, düşmanlığı tetikleme davranışları da sürecek. Hele şuna güvenirim bahanesi artık kabak tadı verdi. Suçsuzdur kararı çıksa dahi zamanla tutuklama ile yaşananların etkisi korkutma ile elirli endişeleri yaratmaya çoktan yeti. Şimdiden olmayan konudan esir cezası çektirme kuralı neyazık hala uygulamada. Üstelik gerçekleri yazmanın da tehlikeli olduğu piskolojisi daha geniş alana yayılmaktadır. Boşuna değil birçok kesim konu hakında demeç dahi vermekten kaçtı.****

İkinci gelişme, pek de uzakta olmayan yerden seçildi. Türkiyeden seçki oluyor. Zaten şu yanlış duruşun da değişmesi gerektiği zorunluluğunu da baştan ekleyerek olaya başlayalım. Türkiyenin K. Kıbrıstaki gerçeği düşünülürse, birçok gelişmeğe yanıt gelecek nasıl sorusuna da öngörü oluşturmaya yetip artıyor.

Türkiyede önemli rejim hamleleri oluyor. Bilmesek de buraya kolayca gelip yerleşiyor. Son gelişme ilginç: mahkeme kararıyla CHP İstanbul il başkanlığına kayim atandı. Atanan kişi ise daha da anormal yöne bizi itecek düzeyde. Gürsel Tekin. Hatırlayanlar olursa, açılan CHP davası ile merkeze kayim atanma sürecinde, hemen atına atlamaya hazır Kılıçtaroğlu kayimciliğe hazırolda bekliyor. Bay Kemal birden Erdoğana dua edecek derecede teslimiyet noktasında nöbete oturdu.

Konu şu: Türkiyede iktidardaki AKP veya tek adam rejimli Erdoğan, yeni bir hamleğe geçti. Hedef, muhalefeti istediği çizgiğe çekmek. Böylelikle alt yörünge uydusu görevli duruma sokacak. Daha önce seçilen belediyelere kayimler ve tutuklamalarla hız verdi. Peşinden itirafçılarla yoğun tutuklama dalgaları başlatı. Ama beklenen ivme kırılması olmadı. Sonra durum CHP olayına kaydırıldı. Biliyor ki konu artık cidi. Muhalefeti dizayinlemek için direk yargıyla hızlandırdı. İtirafçılarla da suç uydurması da kamuoyunda beklenen sonuç alınmadı.

Ozaman direk hedef CHP olacaktı. Kurumsal çöküşle etkisinin azaltılması şart gibiydi. Çünkü yapılan kamuoyu araştırmalarında hala CHP birinci sırada. Tüm saldırılaristenilen sonucu veremedi. Ama rejim değişmesi gerekiyordu. Göstermelik seçimlerle dahi kazanmak önemlidir.

Parçalama adına bu defa direk örgüt seçildi. Eylül ayının sıcak geçeceği beliydi. Eylülün ortasında CHP davası var. fakat herkes ona odaklanırken, biranda jet hızıyla birkaç günde idiyaname hazırlanıp İstanbul il kongresi iptal edilip kayim atandı. Atananlar ise eski CHP bildik kişiler. Hele başkan atanan Gürsel Tekin epey yankı buldu. Hemen kayim olmayı da kabullenmesi ise soruları artırdı. Daha sorular yanıtlanmadan da aydat borcunu birkaç gün önce ödemesi ise olaydan haberdar olduğu izlenimini tetikledi.

Şimdilik CHP direneceğini söylüyor. Kayimci arkadaşları ise çoktan göreve soyundular. Doğrusu Erdoğan bu defa taşı isabetli atmış gibidir. Tabi şimdiden eylül ortası mahkeme sonucu daha bir merakla bekleniyor. Olmaz artık yok. Hertürlü kural işliyor. Oysa Türkiyenin anayasasında YSK kararları kesindir imadesi var. İstanbul il kongresi olsun, genel CHP kurultay kararları YSK tarafından onaylandı. Yani olay anayasaya uygun. Fakat, oda bir şey ifade etmez. Öyle olsa Atalay mecliste Demirtaş da dışarda olacaktı. Tutuklu hasta mahkumlar çoktan çıkarılacaklardı.

Demek ki ezber yerine, konuştuğumuz yerin koşullarına bakarak yorum yapmak önemlidir. Elbet yorumların da tehlikeli olduğu kesin. Zaten hafta aşı Tele 1 karartılırken, birşeylerin olacağı korkusu oluştuydu. Demek ki boşuna değildir.

Kısaca, ikinci olayı da Türkiyeden verdim K. Kıbrıs için Türkiyenin ne olduğu da malum. Üstelik buradaki seçim gerçekleri ile gerçeklerin konuşulmayarak koltuk sevdası da başka bir travma. Onun için bileceğiz ama salt ilmek de yetmiyor. Gerçekten bölgemiz çok karanlık günlerden geçiyor. Bunu izleyerek yazmak da galiba bizim gibi birkaç kişiye kaldı.

Diğer yazıları

1 Mayıs daha geride kalırken – Özkan Yıkıcı

dünyada bir gün vardır ki resmî kıskançlıktan sıyrılarak meydanların...

Anılarla yakın tarihten günümüze 1 Mayıs – Özkan Yıkıcı

Tekrarda fayda var: Coğrafya önemi hiçbir zaman göz ardı...

Yeniden 1 Mayıs’a gelirken – Özkan Yıkıcı

Dünyada bazı günler vardır ki önemi tartışılmaz. Mücadele ile...

Birleşik Arap Emirlikleri, nereye doğru koşuyor? – Özkan Yıkıcı

Küçük olsa da birçok özellik gizletilerek öyle bir Körfez...

Gelişmelere seçimler boyutunu da katarsak – Özkan Yıkıcı

Gençliğimizde seminerler düzenlenirdi. İlk sosyalist eksendeki seminer konusu da...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,968TakipçilerTakip Et
825AboneAbone Ol

Son eklenenler

Emperyalizmin çıkmaz sokaktan kurtulma stratejisi – Prabhat Patnaik

Eğer neoliberalizm bu sürecin tersine çevrilmesini başlattıysa, Trump stratejisi...

Kamusal Alanda Aydının Rolü – Halil Karapaşaoğlu

İki binli yılların ilg başlarına gadar sanadcının, entellegdüelin, aydının...

Kıbrıs’ın bütün umutsuzları birleşiniz! – Neşe Yaşın

Biz ve onlar ikilemi sonsuza kadar sürecek bir çözümsüzlük...

“Βize Benzeyen Yabancılar” – Niyazi Kızılyürek

Bugünkü köşe yazımı Yorgos Frangos’un kitap tanıtımı etkinliğinde yaptığım...

Yaşam mücadelesi > nüfus mühendisliği – Gözde Bedeloğlu

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan...

1 Mayıs daha geride kalırken – Özkan Yıkıcı

dünyada bir gün vardır ki resmî kıskançlıktan sıyrılarak meydanların...

1 Mayıs: 8 saat canımız ne isterse! – Kıvanç Eliaçık

Sendika bildirilerinde, miting konuşmalarında ve sosyal medya paylaşımlarında 1...

Canlı yayın