Brezilya Anayasa Mahkemesi geçtiğimiz hafta Eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’yu 27 yıl 3 ay hapse mahkum edilerek tarihi bir karara imza attı. Aşırı sağcı Bolsonaro, 2022’de başkanlık seçimlerini Lula da Silva’ya kaybetmesinin ardından sonuçları kabul ettiğine dair bir açıklama yapmamıştı. Daha sonra da ABD’de Trump taraftarlarının gerçekleştirdiğine benzer bir biçimde kitleleri mobilize ederek ve silahlı kuvvetlerin içinden bir grup ile birlikte Lula’ya karşı bir askeri darbe yapılmasını planladığı ortaya çıkmıştı. Halen ev hapsinde olan Bolsonaro, eğer hüküm kesinleşirse 4 general, 1 amiral ve 2 polis şefi ile birlikte hapse girecek ve hatta ordudan ihraç edilerek emekli maaşını bile kaybedecek.
Brezilya’daki aşırı sağ hareketin tartışılmaz lideri konumunda bulunan Boslonaro’nun hem 2060’a kadar siyaset yasaklı hale gelmesi hem de darbe suçu ile ağır bir ceza almış olması ülkede Bolsonaro karşıtları tarafından sevinçle karşılandı. Özellikle kovid-19 salgını süresince pandemiyi küçümsemesi ve izlenen kamu sağlığı politikalarının da etkisiyle ülkede 700 bin kişinin hayatını kaybetmesi ardından gelen bu ceza Bolsonaro karşıtları tarafından adaletin sonunda tecelli ettiği şeklinde yorumlandı.
Geçen hafta ise Bolsonaro destekçileri Brezilya’nın bağımsızlık günü kutlamalarında ABD ve İsrail bayrakları ile sokaklara dökülmüştü. Kendilerini vatanseverler olarak adlandırılan bu Bolsonarocu kitlenin bağımsızlık gününü siyasi bir gövde gösterisi ile gasbetmesi son yıllarda bir geleneğe dönüşmüştü. Ancak bu yıl, ABD Başkanı Donald Trump’ın yargılanmakta olan Bolsonaro için Lula Hükümetine açıktan baskı yapması ve yaptırım ile tehdit etmesi, yürüyüşte ABD bayraklarının da yer almasına yol açtı. Benzer bir biçimde Venezuela muhalefeti de ABD’nin Maduro rejimini narko-terörist bir düşman olarak tanımlaması ile gözlerini Washington’a çevirmişti. İnanılmaz gibi gelebilir ama Meksika muhalefetinde bile ABD’nin mevcut hükümeti devirmesi gerektiğini savunan yorumlar yapılmaya başlandı bile. Latin Amerika’da aşırı sağ, Trump’tan beklentilerini oldukça arttırmış durumda, ülkelerini işgal ederek kendilerini iktidar yapmaları için gün sayıyorlar.
Brezilya’daki aşırı sağcıların yürüyüşünde ABD ve İsrail bayraklarının yanında tek tük de olsa Arjantin bayrakları da görülmekteydi. Bu iltifata rağmen maalesef ultraliberal Javier Milei için işler pek iyi gitmiyor. Başka bir yazının konusu ancak bizdeki ana akım iktisatçıların bile umudu konumundaki Milei, ara seçimlerde hezimetin ötesinde bir yenilgi aldı.
Brezilya’ya geri dönersek elektronik kelepçe ile halen ev hapsinde olan ve sosyal medyayı kullanması yasak olan 70 yaşındaki Bolsonaro’nun önünde çok fazla seçenek bulunmuyor. Lula hapse girdiğinde olduğu gibi yüksek korumalı bir hapishanede tek kişilik bir hücrede cezasını çekmek, ya da sağlığının uygun olmaması sebebiyle kalan süreyi ev hapsinde geçirmeye devam etmek bu seçeneklerden bazıları. Hiç şüphesiz Bolsonaro’nun avukatları da karara itiraz etmeye hazırlanıyorlar.
Bir başka ihtimal ise aşırı sağ ve sağ partilerin çoğunluğa sahip olduğu Kongrede bir af kanununun çıkartılarak Bolsonaro ve diğer sanıkların bu kanundan yararlanmasının sağlanması. Dev bir ABD bayrağı taşıyarak sokakları dolduran Bolsonaro destekçileri yargının bu kararının tanınmaması ve kongre tarafından Bolsonaro’nun çıkacak af sayesinde 2026’da başkan adayı olmasını ümit ediyorlar. Ancak yüksek mahkemenin, kongrede kabul edilebilecek bir af yasasının anayasaya aykırı olduğunu ilan edebileceği ve böylece krizin derinleşebileceği de ayrı bir görüş olarak karşımıza çıkıyor. Tüm bu kaos devam ederken Trump’ın ülkeye yüzde 50 gümrük vergisi uygulayıp uygulamayacağı meselesi ise çözülmüş değil. Bolsonarocu ‘vatanseverlerin’ askeri darbe ve/veya ABD müdahalesi arasında gidip gelen umutları ise son tahlilde Lula’nın popülerliğini arttırmasına önemli bir etken oluyor.



