Zaman zaman yaygınlaşan orman yangınları sonucu, birkaç söz de ben ekliyordum. Biraz açılımlı konuya yaklaştığım için, özelikle bizde pek duyulmayan bazı nedenleri de sıralıyordum. Her orman alevi içinde, yükselen doğa çığlığında mutlaka genel sistem ateşine de raslıyordum. Daha bir rantlaşma,
Kamusal eksenden kopma, özeleştirmeler, yağmalar ile iklim bozulmalarının konuyu derinşeltirmede katgısı kaçınılmazdı. Yeter ki olaya biraz kendi özüyle bakma cesaretiniz olsun. Bir de sistemsel genel düşüncenin katgısı tartışılmazdı. Mali disiplin nedeniyle azalan katgılar, işe alırken yandaşlama terxcihler, orman alanlarındaki kar işdahli öteki olgular, hepsi ormanların yanmasında ortak katgıları mutlaka vardı.
En basit düşünce yaklaşım yanlısı ise hep sırıtmaya devam ediyor. Yeterki konuya en hahfif kural ile neden sonuç ilişkisiyle baktığınızda. Sonuçların üzerinden konu daraltılır. Oradan birtakım neden sonuçlar çıkarsanması yapılamaya uğraşılır. Buda olayın nedenleri ile sonuçlar bağlamının oluşturulmamasını getirir. Öyle ki yangın anında dahi gözle görülen tutumların sorgusu yapılmaz. Davranışlardan önceden hazırlıklı olma basit kural varlığı dahi düşünülmez. İşte buna benzer birçok nedenle oluşan orman yangınları en yakınımızda Kıbrıs ve Türkiyede acı gerçekleriyle, yakıp kavurdu. Bir anda birçok alan sıfırlandı. Nedenler pek konuşturulmak istenmez. Ayni zamanda, öteki denilen kesim de konuyu yüzleştirerek, doğaya bakıştan iklim bozulma gerçeklri ile bağdaştırmaz.
***
Belkide aradaki kolayca yakalanacak gerçekler de yakalanmaz. Örnek ise hiç uzağa gitmeden Türkiyeden verelim. Bazı mesleki örgütlerin net açıklaması şöyle: eli yıl önce de buna yakın orman yangınları oldu. Ancak, bukadar alan yanmadı dediler. Bunu değişen kamu sistem anlayışından yeni ekonomik rant noktasına dek yorumladılar. En basitiyle köylü konumundaki değişime işaret edildi. Ayrılan bütçeden tutun olayın oerman köylüleri tarafından ilk hamlelerin yapılma kuralının kaybolmasını gösterdiler.
İkinci nokta ise yangın öncesi ne prova nede tatbikat yapıldı. Özeleştirme sonucu da elektrik telerinin yangın çıkarma kolaylıklarına deyinildi. Burada başta taketci gazetecilerimizden teslimiyet politikacılarımızın kulağına gidilmesi gereksinimi de doğdu. Çünkü sanki alışılan paranoyalaşan ezberle hep özeleştirme seçeneği ile kamusal çöküş ikileminde her alanın sermayeye açılması haykırılınıyor. Oysa son Türkiyedeki orman yangınları da gösterdi ki elektrik iletişim özeleştirilmesi sonucu, oluşmayan denetim , kar yapma anlayışı ile personel azaltma sonucu, birçok yangında elektrik teleri ile çürüyen ağaç yaprakları temasının rol adığı da anlaşılıyor. Ama sadece teslimiyet ezberi olduğu için hala özeleştirme denilmektedir.
Kısaca, yeni bir orman yangın dalgası yaşadık. Isınan havada yetersizliklerle ranta açma iklemi kısgacında doğa katledildi. Tam kapitalist neoliberaleşmenin insan doğa ilişkisinin ekseniyle karşılaştık. Kamusal çürütme ile sermaye kar denkleminde alınan mamli disiplinlerle, iklimleri bozarak, yeni madencilik alanı turizm yatırımı yapma hamleleri sonucu, insanların da kendilerine göre ya dikkatsizlik veya kar kapma peşindeyken çıkarılan yangınlar, insanlığın ciyerini yaktı. Ama siyaset çözüm yerine hep geçiştirme yaptı. Doksanlar başındaki ilk önemli yangınlarda dikkatsiz çıkarılmanın yanına neoliberal genel kuramı da ekleniyordu. Özeleştirme ile kar hesaplı açma girişimleri adeta kapitalizmin özünü gösterdi buna uygulanan kar politikalarıyla resmen siyasetin de adını koyuyordu. Ozaman da orman yangınları yükselen alevlerdeki acımasız çığlıkta kapitalizmin her olgusuyla karşılaşma mutlaklığını da yaratmaktadır.



