Hafta sonu esen hamasi hava ile ısınan sıcaklık bunaltısını yaşadık. Tabi yolların sıcaklığından, kapanma şekline dek de sinirlerle iyice oynandı. Derken hafta başı geldi. Kiminin merak, kiminin de bilinen tekrarın olacağı asgari üücret açıklanacaktı. Genelde şaşıran olmadı. Eleştirel fazla söz de çıkmadı. Alışılan ve kendini ilgilendirilmeyen sıkışmışlıkta, başka konuların önüne çıkarılamadı asgari ücret durumu. Ama bilinen tekrardı. İkiye bir kabul edildi. Bazı laflar elbet artık adet yerini bulsun havasında yine kaldı. Ama sonuçta hayatın belirli alanlarına da ceza olarak veya zam gerekçesi olacak asgari ücret açıklandı.
Rakamlarla oynamayacam. Zaten tarafların enaazından tepki veya yeterlilik kılıfıyla olayları yorumlayacakları kesin. Ayni yörüngede kalmayacam. Değişik bir yaklaşımla asgari ücrete bakacam. Genelde dokunulmayan, bugüne gelineceği bilinmesine rağmen unutturulan zaman dilimiyole birlikte kısa anımsatmalarla olaya bakış getirecem.
****
Özelikle kapitalist sistem neoliberalizme geçerken, pratikte bazı uygulamaları daha da öne çıkardı. Bazı önemli durumları otomatik başka eksenlere bağlayarak adeta toplu pazarlığı kırmaya girişti. Bunlardan ikisi asgari ücret ve eflasyonla maaş artışı oluyordu. Kendi koyduğu kurallarla kuramların işlevi sağlandı. Artık eflasyon artışı maaşları ve asgari ücretin de belirleyicisi oluyordu. Başlangıçtaki bazı yanlışlar konuları biraz sorgulasa da giderek zaman akışında resmen açıklanan rakam ve ona göre hayat pahalılığı ile asgari ücret konumuna taşınıyordu.
Başlangıçtan beri başta sol akademisyenler ve siyasetçiler bu otomatik geçişe karşı çıktılar. Çünkü, otomatiğe bağlanınca, konulan içeriklerle oynanarak dilenen rakamın da çıkarılma kolaylığı olacaktı. Hele de sendikaların zayıfladığı, yöneten kesim ile sermaye sınıfının da olaylardaki rolunu örterek, rakamlara teslim etmesi, mücadele alanına da önemli darbeler vuracaktı. Hat da öyle zaman olacak ki tıpkı şimdi K. Kıbrıstaki gibi eflasyon rakamı dahi asgari ücrete yansıtılmamaya dek gelinecek uyarıları belirtildi.
Neoliberal anlayışın ezberiyle, piyasanın belirleyiciliği oluyordu. Kendilerinin kurdukları komisyonlarla da rakamlar belirlenecekti. Bu insanları alıştırılıncaya dek biraz dikat etsede, sonuçta istenen yere gelinecekti. Oysa asgari ücret gibi kuramlar belirlenirken, insanların insan gibi yaşamalarının önemi vurgulanıyordu. Salt hayat pahalılığı değil redfahtan da pay almayı öneriyordu. Bunlar artık akılda kalmayan en basit tanımlamalardır.
Elbet sendikal hareketin gelişmediği, otoriter devletlerde görünürde biraz daha tatlı geldi. Çünkü haklar kazanılmadı. Üstelik bedel ödemek de ağırdı. Açıklanan doğru yanlış eflasyonla da artış kolaycılık hat da sevinçle karşılandıydı. Bu yüzden gelişniş demokratik haklar olan ve tam aksi sömürgesel ülkelerde konular başka şekilde algılandı. Buda genel ortak sınıfsal ezilen ekseninin oluşmasına epey hırpalama getirdi.
Giderek otomatikleşme yaygınlaştı. Buna ek bir olgu da sosyalist hareketlerin gerilemesiyle de sendikalara yansımasıdır. Sendikalar siyasal eksenden çekildiler. Yetmezmiş gibi emek cepesine bir de göçmen konusu katıldı. Göçmenlerin ucuz emek kulanımı ile örgütsüzlüğü çalışma alanındaki ücretlerin de düşürülmesine yaradı. Ortak çalışma alanından esnek emeğe geçildi. Böylelikle asgari ücret konusu daha kolay oynanan kuram haline geldi. Örgütsüz göçmen çalışanların çoğu da asgari ücret üzerinden hat da altında çalışmaktaydı. Asgari ücret konusu bir anda sosyolojik yeni dinamikle çalışanların alehine döndü. Normalde ülkelerde Y.5 cıvarında asgari ücret çalışan rakamı birçok yerde yarı arıya rakamına dek ulaştı. Buda önemli başka olumsuzluğu da güçlendirdi. Çünkü masaya oturan işçi adına sendikacı dahi göçmen işçileri temsil etmiyordu. Asgari ücret baskısını fazla hisetmiyordu. Bir anlamda konuşulan örgütsüz ve göçmen kesimin ağırlıkta olduğu kesimlerdir. İsterseniz bunu K. Kıbrısta direk inceleme şansınız var. birçok özel sektör yerinde çalışan yurtaş olmaayan yabancılardır. Hat da yasal zorunluluğa karşın asgari ücret altından ödenmektedirler. Buda asgari ücret dinamiğinde önemli zayıflık yaratmaktadır. Örgütsüz, esnek emek ve yurtaş olmama ilkeleri çalışan ekseninde hep olumsuzluklar taşıdı. Giderek bu genel maaşa dek ulaştı.
***
Gelelim bizdeki tabloya: asgari ücretliler bizde çoğu yurtaş olmayandır. Hat da buna kaçak ve öğrenci kesimlerinin de yoğunlukta olduğu da malumdur. Sendikal konumları da çok zahıf kelimelerini koyalım. Ama asgari ücret ençok onları ilgilendirir. Tabi bir de artacak otomatik cezalar ve zamları bir yana iterek. Bu durum öyle kabulendi ki daha da utanılmazlığına doğru gidiliyor. Yabancı olanların asgari ücretlerinde daha düşüklük yasalığı konuşuluyor. Bir de böyle bir hikayemiz var. tıpkı ikibinsekizdeki hem yabancılardan kesinti yapılıp haklarını kulanmama ilkesi gibi. Onlardan kesilen kaynak da bizim güdük burjuvalarımıza verilecek bahanesi de sıkılmadan söylendi.
Yukarda özetlediğim günümüz basit gerçeği, ayni zamanda kamuoyu oluşturulmasına da yansır. Asgari ücretliler örgütsüz olmaları sonucu sesleri duyulamaz. Protesto eylemi dahi yapamazlar. Rakamların yanlış hesaplandığı sözleri dahi duyulmuyor. Buda egemen eksendekilere daha kolay rakamlarla oynama şansını da yaratı. Ozaman, ister eflasyon, ister asgari ücret isterse diğer olguların rakamları hep güvenilmez hale geldi. Fakat alışılma kültüründeki gerçeğimiz sonucu da açıklanan her olguda, kaç para alma hesabıyla yetinilmeği de öğrendik. Haydi kolay gelsin.



