yaklaşımlarÖzkan YıkıcıSiyaset sosyolojisinden kısa bir deyerlendirme - Özkan Yıkıcı

Siyaset sosyolojisinden kısa bir deyerlendirme – Özkan Yıkıcı

Çok basit örneklerle konuya girecem. İlerde olayın daha da bilimsel analizine de takılacam. Çünkü, bizde kavramlar öyle boşaltıldı ki gerçeklerden başka yalan tadında olgular oluşturuldu ki bunlar hep siyasal yapılanmada kendini de kanıtladı. Kültürleşme de olunca, artık anormal bakmak kimsenin aklına gelmez. Tam aksine, verilen siyasal çıkarlı kültür bakışı üzerinden ahkam kesilir. Ufak ayrıcalıklardan da timsahlar yaratılırken, kocaman depremleri de sanki yolda araba sıçrama yapmışçasına gösterge haline geliyor. Ama net olan gerçek şu: K. Kıbeısta kozmopolitik koşullar yaygın. Sisteme göre dahi yasadışı ilkeler yaygın olup belirleyicidir. Bu koşullar ise sistemin devamı için gereklidir. Sistem dahi bu koşulları değiştirme yerine kendince kulanma esrumanı olarak baş vurmaktadır. Net rakamlara karşın da oluşturulan ezberler hala bozulmuyor. Daha acısı, birçok sorun sosyolojik nedenlerle de önemli olsa da güncele taşımaz. Taşınmayınca da yerleşir. Kendi dünyasını da kurar.

Çok basit örnekler diye yazının girişinde belirtim. Örneğin hapisaneye bakarsanız, mahkumların büyük çoğunluğu yurtaş olmayan kişilerdir. Kaçakçılık ifadesi gayet münasip. Adaya kaçak getirmenin de esrumanları boldur. Kimisi öğrenciliği, kimisi çalışma, kimisi Avrupay geçme umuduyla gibi birçok alan adeta kaçakçılığın kolayca uygulanma olayını güçlendiriyor. Başlangıçta yerel işbilikçileri bu işten epey ceplerini şişirdiler. Hem arackılar hem de kulananlar adeta kolay yoldan vurgunu oluşturdular. Egemen siyasal blok da bundan nasibini aldı. Doğal olarak bu işleyiş zaten yasadışılık nedeniyle var olan mafyacılığı epey güçlendirdi. Mafyaların her alanda sponsor olduğu da imkar edilemeycek konumda.

Ama ters bir de kaçışı getirdi.. gelen yasadışı koşullu insanlar hep kulanıldı. Basit kurallar dahi gözetilmiyor. Epey artış olması ise kendi kültürlerini koruma yanında, yaşadıklarının da konu olmaması da öteki handikaptır. Çünkü oluşturulan ilhaklaşma sömürge kültürü tam da bu uygulamaların merkezi idi. Kaçak öğrenci, dolandırılanlar, iş cinayetine uğrayanlar, köle gibi çalıştırılanlar gibi birçok konuda artık gündemleşme dahi olmaz hale gelindi. Çünkü onlar yabancıdır. Onların uğradıkları ya ilgisiz veya var olan sorunların merkezine konurlar. Örnek mi, trafik cinayetinde “nijryalı, Pakistanlı” isimler kolayca yapan kişinin öncesine konulur. Ama yerel biri veya Tsürkiyeli olunca ayni kimlik kulanımı pek yapılmaz. Hat da Afrikalı ise söylenmeyen brakılmaz. Tüm sorun onlara yükletilir. Yine kazara evde temizlik yapan birinin para alması hemen “türkmen” ifadesiyle haber verilir. Ama mafya tipi konuda yerel veya Türkiyeli olan hiç adı konulmaz. Sanki bu farklılıkla, aslında suçu algılatma operasyonu yapılmaktadır. Ama getirilen insanlara yapılanlar hiç konu edilmez. Kulanımdan köleliğe normal halde işler yoluna girer.

Bu koşulların tam da gündeme gelecek konuyla da bağlayalım: genelde taşınan emek çalışanı en düşük ücretle çalıştırılır. Gelen öğrenciden salt ünüversiteler vurgun vurmaz. Ev sahipleri dahi asromonik rakam ve peşinat ister. Giderek artan nifus gerçeği de okuldan hastahaneye hwer alanda bunlarla karşılaşırız. Ama iş bazı konulara gelince de suratımıza tokat gibi iner. Ama işbirlik alışkanlıkla, yüzümüze tüpürmenin “alaha şükürle” karşılanır.

Yakında asgari ücret gündemi olacak. Bu açınılmazdır. Ama çok basit gerçek var: asgari ücretle yoğun çalışma potansiyeli var. üstelik çoğu da yurtaş olmayanlardır. Bir hastahane veya başka yere gidin. Asgari ücretle çalışanların çoğu ya şirketlerden hizmet alınan kişiler veya yabancılardır. Ozaman da bu kesimin örgütsüz olduğunu da düşünürsek, hat da normal haklar dahi verilmediğini anlarsak, asgari ücret konuşması kadar, eylem yapma veya baskı düzenleme gücünün de olmadığı paradoksuna ulaşırız. Böyle olunca da sosyolojik gerçeklik, sınıfsal olgu ve örgütsüzlük bizde birçok sorunun önemli ama örgüsel konumdan ses çıkaramayacak ortamda olduğu anlaşılmaktadır.

Bunlara daha da örnekler vermek kolaydır. Ama şunu anlayalım: kapitalist dünya özellikle ikibin yılında bu givi projeleri dünya bankası tarafından gündeme sokuldu. Böylelikle daha ucuz emek ve sınıfsal tepki verememe denklemi kuruldu. Hele de yabancı olgusu da iyi prim yaptı. K. Kıbrısa bir de nifus taşınarak defakto bozulması ile ucuz emek ile mafya tipi işlerin yürütülmesi katılırsa, siyaset ile sosyolojik gerçeklikler saymlaşır.

Konuya daha ilerdeki yazılarda devam edecem. Son nokta

Olaya bilimsel bakış damıtmadıkça, daha kolay suçlama ile ırkçılık yapma zemini de güçlenir.

Diğer yazıları

Anılarla yakın tarihten günümüze 1 Mayıs – Özkan Yıkıcı

Tekrarda fayda var: Coğrafya önemi hiçbir zaman göz ardı...

Yeniden 1 Mayıs’a gelirken – Özkan Yıkıcı

Dünyada bazı günler vardır ki önemi tartışılmaz. Mücadele ile...

Birleşik Arap Emirlikleri, nereye doğru koşuyor? – Özkan Yıkıcı

Küçük olsa da birçok özellik gizletilerek öyle bir Körfez...

Gelişmelere seçimler boyutunu da katarsak – Özkan Yıkıcı

Gençliğimizde seminerler düzenlenirdi. İlk sosyalist eksendeki seminer konusu da...

Krizler diyarındaki gerçeklerde savrulmak – Özkan Yıkıcı

Adamız, kritik koşullarda yüzmeye çalışan gemi misalidir. Orta Doğu...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,968TakipçilerTakip Et
826AboneAbone Ol

Son eklenenler

Yaşam mücadelesi > nüfus mühendisliği – Gözde Bedeloğlu

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan...

1 Mayıs: 8 saat canımız ne isterse! – Kıvanç Eliaçık

Sendika bildirilerinde, miting konuşmalarında ve sosyal medya paylaşımlarında 1...

Anılarla yakın tarihten günümüze 1 Mayıs – Özkan Yıkıcı

Tekrarda fayda var: Coğrafya önemi hiçbir zaman göz ardı...

Kıbrıslı muhaliflere sınırda ‘Kod-82’ engeli! – Gözde Bedeloğlu

AKP iktidarının, Kıbrıs’ın kuzeyindeki muhalif seslere yönelik başlattığı “istenmeyen...

Yeniden 1 Mayıs’a gelirken – Özkan Yıkıcı

Dünyada bazı günler vardır ki önemi tartışılmaz. Mücadele ile...

1 Mayıs kitapları: Meydanlardan romanlara – Kıvanç Eliaçık

1 Mayıs, toplumların hafızasında yaşayan bir gün. Edebiyatta ve...

Ermeniler, Aleviler, “Kılıç Artıkları” ve devlet – Yetvart Danzikyan

Cumhuriyet gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat kendi sosyal medya hesabından...

Canlı yayın