19 Şubat 2026, Perşembe
5.8 C
Lefkoşa
yaklaşımlarBurak Kurtcebe“Hepimiz suçluyuz” söylemi: modernitenin aklayıcı kalkanı mı? - Burak Kurtcebe

“Hepimiz suçluyuz” söylemi: modernitenin aklayıcı kalkanı mı? – Burak Kurtcebe

“Hepimiz suçluyuz” söylemi, siyasal tartışmalarda sıklıkla kullanılan retorik bir araç olarak karşımıza çıkar. Bu ifade, kolektif bir özeleştiri çağrısı gibi görünse de, derinlemesine incelendiğinde siyasal sorumluluğu bulanıklaştıran, iktidar mekanizmalarını meşrulaştıran ve etik yükümlülüğü atomize eden bir işlev üstlenir.

Günümüzün en tehlikeli siyasal söylemlerinden biri, toplumsal sorunlar karşısında yükselen “hepimiz suçluyuz” korosudur.

Bu söylem, suçu bireylerin üzerine yıkarak, modernitenin ve iktidarın sorumluluğunu ustaca gizler. Sanki bir sihirbazlık numarasıyla, sistemin yarattığı adaletsizlikler buharlaşır ve geriye sadece “suçlu biziz” yanılgısı kalır. “Biz hepimiz suçluyuz” söylemi, suç ve sorumluluk arasındaki diyalektiği silikleştirir. Arendt’in vurguladığı üzere, kötülük kavramı çoğu zaman yumuşatılarak “düşüncesizlik” ile işlenir ya da ortaklaştırılır.

Bu söylem, faili belirsizleştirerek, somut siyasal ve hukuki sorumlulukları erozyona uğratır. Örneğin, ekolojik krizde “hepimiz suçluyuz” denilerek, fosil yakıt şirketlerinin yapısal şiddeti veya devletlerin denetimsiz politikaları görünmez kılınmaktadır. Buradaki tehlike, gerçek faili kamufle eden bir “ortaklık” illüzyonu yaratmasıdır. Küresel ısınmanın sorumlusu olarak sıkça “tüketim toplumu” ve bireylerin “aşırı tüketim alışkanlıkları” gösterilir.

Elbette, bireysel tüketimin etkileri yadsınamaz. Ancak, fosil yakıt endüstrisinin devasa emisyonları, ormansızlaştırma politikaları ve sürdürülebilir enerjiye yapılan yatırımların yetersizliği gibi yapısal sorunlar görmezden gelinirse, suçu sulandırmış oluruz…

“Hepimiz suçluyuz” demek, iktidarların ve büyük şirketlerin sorumluluğunu hafifletmek, hatta onları aklamaktır. Bu söylem, modernitenin yarattığı tahribatı bireylerin omuzlarına yükleyerek, sistemin kendisini aklamasına hizmet eder.

Aynı durum, artan gelir eşitsizliği için de geçerlidir. Neo-liberal politikaların, vergi düzenlemelerinin ve küreselleşmenin yarattığı eşitsizlikler yerine, “herkesin daha çok kazanmak istememesi” gibi bireysel motivasyonsuzlukla suçlandığı bir ortam yaratılır.

Bunun dışında “Hepimiz daha fazlasını istiyoruz, bu yüzden hepimiz suçluyuz” argümanı, iktidarların uyguladığı politikaların sonuçlarını görmezden gelmek, hatta bu politikaları meşrulaştırmaktır. Bu söylem, modernitenin “bireysel başarı” mitini kullanarak, sistemin yarattığı adaletsizlikleri gizler..

“Hepimiz suçluyuz” söylemi, siyasal iktidarlar için de kullanışlı bir araçtır. Yolsuzluk, hukuksuzluk veya insan hakları ihlalleri gibi durumlarda, “sistemde sorun var, hepimiz bu sistemin bir parçasıyız” denilerek, sorumluluk dağıtılır ve hesap verebilirlik ortadan kaldırılır. Bu söylem, iktidarın eylemlerini meşrulaştırmak ve eleştirileri etkisizleştirmek için kullanılır.

Söylem birtakım etik problemleri de içermektedir. Emmanuel Levinas etiği “Öteki’nin yüzüyle kurulan ilişki” olarak tanımlar. Kolektif suçluluk, bu ilişkiyi “hepimiz” genellemesiyle silerek, Öteki’nin somut acısını soyutlaştırır. Örneğin, savaş suçlarında “tarafların eşit suçu” argümanı, mağdurun travmasını politik bir pazarlık nesnesine dönüştürür. Bu, Adorno’nun “yanlış hayatın doğru yaşanamayacağı” uyarısını hatırlatır: Suçu genelleştirmek, adaletin yerini psikolojik bir rahatlamaya bırakır.

Kolektif suçluluk yerine, Judith Butler’ın “kırılganlık” ve “karşılıklı bağımlılık” kavramları üzerinden yeni bir sorumluluk etiği inşa edilebilir. Bu, bireyin fail olma potansiyelini kabul ederken, iktidar yapılarını dönüştürme iradesini de içerir. Örneğin, Güney Afrika Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu, suçu bireyselleştirerek kolektif travmayı onarmaya çalışmıştır. Benzer şekilde, ekolojik adalet mücadelesi, şirketlerin hesap verebilirliğini talep ederken, bireyleri de “ortak yaşam” bilinciyle harekete geçirir.

Peki, bu söyleme nasıl karşı koyabiliriz? Öncelikle, suçu sulandırmadan, sorumluluğu net bir şekilde belirlemeliyiz. İklim krizinde fosil yakıt şirketlerinin, gelir eşitsizliğinde neo-liberal politikaların ve yolsuzlukta iktidar sahiplerinin sorumluluğunu açıkça dile getirmeliyiz.

Ayrıca, modernitenin ve iktidarın yarattığı sorunları bireylerin üzerine yıkma eğilimine karşı çıkmalıyız. Bireysel eylemlerin önemini inkar etmemekle birlikte, asıl değişimin sistemik düzeyde gerçekleşeceğini unutmamalıyız. Siyasal iktidarların hesap vermesini sağlamak, adaletsiz sistemleri değiştirmek ve daha adil bir toplum için mücadele etmek, “hepimiz suçluyuz” söyleminin panzehridir.

Diğer yazıları

Sonsuz “Kötü Haber” Döngüsü – Burak Kurtcebe

Siz de önünüze düşen haberler içerisinde yanlışın olduğunu görüyor...

Annan Planı sonrası ikinci tip “entelektüel” tiplemesi – Burak Kurtcebe

Annan Planı döneminde oluşturulan “foncu” ve bir büyük anlatıya...

Sistem bu! – Burak Kurtcebe

Sistem bozuk değil, Ne yazık ki yaşadığımız Sistem bu… Muhalefet iktidarın...

Filler Tepişirken – Burak Kurtcebe

Günümüzde kapitalist sistemin küresel krizi derinleşirken, yönetici sınıfın farklı...

Her zaman haklı olmak: post-modern çağın maskeleri – Burak Kurtcebe

Günümüz dünyasında "haklılık" kavramı, belki de hiç olmadığı kadar...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,994TakipçilerTakip Et
775AboneAbone Ol

Son eklenenler

Şiddetin Yükü – Çağla Elektrikçi

Gecenin göğünde bir çığlık vardır; o çığlık yalnızca bir...

Toryum meselesi – Özgür Gürbüz

Erke Dönergeci’ni hatırlayan var mı? Sonsuz enerji üreteceği iddia...

Siz Hiç Aynı Ülkede Fakat Beş Devlette Yaşadınız Mı? – Şener Elcil

Türkiye’de yaşayan, değerli gazeteci dostum Hüsnü Mahalli, bir söyleşisinde Esad yönetimindeki Suriye’nin, Türkiye ile federasyon çatısı altında...

‘Alaturka Faşizm’ veya şeylerin gerçeğiyle yüzleşebilmek… – Fikret Başkaya

‘Faşizm demokrasinin karşıtı değil, onun kriz zamanındaki evrimidir.’ Bertolt Brecht ‘Kapitalizme...

Orta güçler ittifakı yeni ‘üçüncü dünyacılık’ mı? – Ceren Ergenç

Dönüşen küresel dinamiklere ayak uydurmaya çalışan Avrupa’ya ayak uydurmaya...

Sömürgecilig Goşullarında EKTAM Direnişi – Halil Karapaşaoğlu

6 Şubad 2026 tarihinde DEV-İŞ’e bavlı EMEK-İŞ, EKTAM KIBRIS...

Bir Veda Konuşması ve Sanata Dair Bazı Düşünceler – Niyazi Kızılyürek

Kilisede takım elbisesiyle tabut içinde yatan adamın yanı başında...

Onlarca ifade, yüzlerce isim, milyonlarca belge, sıfır dava – Aras Coşkuntuncel

Temsilciler Meclisi Üyesi Jerry Nadler: Epstein’ın suç ortaklarından kaçını suçladınız?...

Canlı yayın